Taylan


Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
– çürüyen diş, dökülen et -,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet…
Nazım Hikmet

21 Eylül 1969’da Milli Türk Talebe Birliği’nin Cağaloğlu’ndaki merkezinde bir bomba, MTTB üyesi Mehmet Bilgi’nin hazırladığı bir bomba, patlar ve Mehmet Bilgi kendi hazırladığı bu bombanın patlaması sonucunda vefat eder. Sağcı gazetelerde olayın anarşistlerin (ki dönem, “anarşi” denildiğinde sosyalist muhalefetin anlaşıldığı bir dönemdir) bir eylemi olduğu yönündedir.

2 3
Milliyet 24 Eylül 2018

Mustafa Bilgi’nin, AP’li Saadeetin Bilgiç’in de katıldığı cenaze töreni, iki gün sonra, 23 Eylül’de,  Beyazıt Camii’nde düzenlenir.  Aynı gün İstanbul Üniversitesi Öğrenci Birliği (İÜÖB) Kongresi’de düzenlenmektedir ve ODTÜ öğrencisi, üniversitesinin Sosyalist Fikir Kulübü ve ODTÜ Öğrenci Birliği Denetleme Kurulu üyesi Mustafa Taylan Özgür de Kongre’ye katılmak için İstanbul’dadır.

Taylan Özgür, ismi o yılların öğrenci hareketleri içerisinde de hayli anılan, amiyane tabirle “adı çıkan” öğrencilerindendir: 1968’de ODTÜ Stadyumu’na “Devrim” yazılamasını yapan ekipte Taylan da yer alıyordu. Gökhan Atılgan, Türkiye’nin 1960’lı Yılları’nda yer alan ‘68’in Kapıları makalesinde, yazma eyleminin, 1968’in Ekim ayının son günlerinde bir gece yarısı Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Alpaslan Özdoğan, Mustafa Yalçıner ve Mete Ertekin tarafından kotarıldığını belirtir. 6 teneke Japon malı trafik boyası cam asidiyle karıştırılarak yazılmış, harf yüksekliği 36 metreyi bulmuş ve sabaha karşı tamamlanmıştı. Ocak ayında ODTÜ’de, Robert William Komer’in arabasının yakılması eyleminden sorulu tutulan 13 öğrenciden birisi de Taylan’dır.

3 3
Milliyet, 24 Eylül 1969

Polis, 23’ünde Mehmet Bilgi’nin öldüğü bombalama ve Işık Mimarlık ve Mühendislik Okulu’nda çıkan olaylarda öldürülen Mehmet Cantekin’in faillerinin bulunması için özel bir ekip kurmuştur ve (İÜÖB) Kongresi bunun için tam da biçilmiş kaftan gibidir. Taylan Özgür polisin saldırısında ağır yaralanır.

Milliyet (24.09.2018) gazetesi, Polisle Öğrenci Çatışmasında bir Genç Öldü başlığıyla verdiği haberin alt başlığında “Karaciğeri parçalanan ODTÜ öğrencisinin üzerinden iki tabanca ve 18 mermi çıktı” ifadesini paylaşsa da Taylan Özgür’ün üzerinde silah bulunamamıştır; bir çatışma yaşanmamış, tek el ateş edilmiştir.

4
Ankara’da 25 Eylül 1969’da düzenlenen cenaze törenine 5.000 kadar öğrenci katıldı. Bir gece önce ODTÜ’de kaldığı öğrenci yurdunun bahçesinde hazırlanan katafalkta tutulan naaşı başında öğrenciler nöbet tuttu. Birgün 23 Eylül 2017

BirGün gazetesinde geçtiğimiz yıl yayınlanan (23.09.2017) Sen Hep 21 Yaşında Olacaksın Taylan Özgür başlıklı haberde, Taylan’ın kardeşi Hale Özgür Kıyıcı ise kardeşinin katledilmesini şöyle anlatmaktadır: “Kardeşim Taylan’ın İstanbul Üniversitesinin bahçesinde öldürülmediğini gazete arşivlerine bakarak bile öğrenebilirdiniz. Yaralı vaziyette Kumkapı Toplum Polisi karargâhında 2,5 saat dövülerek tutulduğunu, ODTÜ’den İstanbul’a nasıl geldiğini, yanında olup da katili en yakından görüp davada tanıklık yapmayan Mim. Sait Kozacıoğlu’nun adını geçirememek, danışmanlarınızdan Fahri Aral’ın savcılıkta tanıyıp da, mahkemede tanıyamadığını söyleyerek yargılanan kişinin beraatına neden olduğunu, sağır sultan bile duydu.”

Can Ataklı’nın Sabah (17.01.1999) gazetesinde yer alan ve neredeyse bu konuyla ilgili tüm yazılarda aktarılması (Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un Pay Pipo’su da bunlardan biridir) adetten olan anısını buraya da ekleyeyim:

5
Milliyet 24 Eylül 1969

Annem babamla birlikte Beyazıt tarafından Kapalıçarşı’ya gidecektik. O gün meydan çok kalabalıktı. Çünkü birkaç gün önce Milli Türk Talebe Birliği’nde yaptığı bomba elinde patlayan Mustafa Bilgi adlı sağcı öğrencinin cenazesi vardı. Bu nedenle Beyazıt meydanı çarşaflı, türbanlı kadınlar ve sakallı cüppeli erkeklerle doluydu. Biz o zamanlar Marmara sineması olan binanın girişinde durup uzaktan kalabalığa bakıyorduk. Tam o sırada önümüzde, otobüs durağında siyah renkli bir otomobil durdu. İçinden iki üç kişi fırladı. 1.5 metre kadar önümüzde yürüyen iki kişinin üzerine çullandılar. Bunlardan biri zorla otomobile bindirildi. Ama bu kişi otomobilin diğer kapısından çıktı. Arkasından biri ceketinin yakasını tuttu. Ceket ve gömlek sıyrılarak gencin üzerinden çıkarıldı. Gencin üzerinde sadece kırmızı bir atlet kaldı. Koşmaya başlayan genç, yolu ayıran demir bariyerin üzerinden tam atlayacakken, yine iki metre önümüzde duran, gri takım elbiseli biri, elinde rulo olarak tuttuğu gazeteyi bir kenara bıraktı, içinden çıkarttığı silahı kaçan kişiye yöneltti. Nişan aldı.. Mantar tabancası patlar gibi bir ses çıktı. Kaçan genç yere yığıldı, birileri koşup onu aldılar ve bir cipe bindirip götürdüler. Akşam radyo haberlerini dinliyorduk. Spiker “Bugün Beyazıt meydanında çıkan silahlı çatışmada Taylan Özgür adlı ODTÜ öğrencisini vurularak öldürüldü. Taylan Özgür’ün üzerinden iki tane tabanca çıktı” deyince donup kaldık. çünkü öldürülen Taylan Özgür’ün üzerinde silah yoktu, çatışma çıkmamıştı. sadece bir tek el ateş edilmişti. İlk kez bir öğrenci liderinin, sokak ortasında, hem de resmen öldürülmesi, Türkiye’nin yakın geleceğini etkileyecek baskı tehdit döneminin habercisiydi.

Aynı gün sadece Taylan Özgür öldürülmez. Deniz Gezmiş de İstanbul Üniversitesi’nde ele geçirilir. Polis İstanbul Üniversitesi’ni abluka altına almış; Hukuk Fakültesi Dekanı’nın odasına baskın yapmış, öğrencilerle polis arasında çatışma yaşanmıştır.

Taylan Özgür’ün öldürülmesi üzerine öğrenciler 24 Eylül’de saat 10:00’da ODTÜ  Atatürk Anıtı’nın önünde toplanırlar. İstiklal Marşı okunur, iki dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilir. Sinan Cemgil orada şu konuşmayı yapar: “Bir devrimci kardeşimiz polis kurşunu ile kahpece öldürülmüştür. Devrimci şehitlerin matemini tutacak zamanımız yoktur. Devrimcilerin postunu ucuza satmayacağız.”

Taylan’ın cenazesi 25 Eylül de ODTÜ’ye ve Kommer’in arabasının yakıldığı yere götürülür. Devrim andını okunur. Suphi Karaman, Suphi Gürsoytrak ve Muammer Aksoy gibi dönemin ünlü isimleri de o gün gençleri yalnız bırakmazlar.  Cebeci Asri Mezarlığı’nda oğlunun mezarı başında konuşan emekli Binbaşı Hasan Özgür Taylan’ı uğurlamaya gelenlere şöyle seslenir: “Yavrumun akan kanı helal olsun… benim bir oğlum gittiyse, onbinlercesi yani sizler varsınız. Taylan’ın kanı elbet onları boğacaktır.”

***

Bitirirken, yazının başlığındaki görsel ile ilgili birkaç bilgiyi de aktarayım. Yine konuyla ilgili yazılarda sıklıkla kullanıla gelen bu afiş, Bora Gürdaş’ın, Türkiye’nin  1960’lı Yılları başlıklı kitapta yer alan Altmışlı Yıllarda Sanat Ortamı başlıklı makalesinde belirttiği üzere, ODTÜ Devrimci Afiş Atölyesi tarafından yapılmıştır. Emperyalizmi Yıkacağız! Sloganlı bu afişte Taylan Özgür’ün fotoğrafından çalışılan portresinin hemen altına doğum ve ölüm tarihleri yazılır.  Bora Gürdaş bu afişi  Yılmaz Aysan’ın Metis yayınlarından çıkan ’68 Afişleri – ODTÜ Devrimci Afiş Atölyesinin Öyküsü başlıklı çalışmasından almıştı.

Hasan Özgür’ün Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki konuşmasından 52 yıl sonra, aynı iştiyakla tekrar etmek gerekiyor ki, “Taylan’ın kanı elbet [bir gün] onları boğacaktır.”

Anıları mücadelede yaşasın

Mete Kaan KAYNAR