Korona, İktidar ve Sanal Dünya

Kısmen resmi propaganda, kısmen samimi inanç, Türkiye’de yaygın bir kanı var: Ülkemiz tehlikeyi yıllar önce sezip, sağlık hizmetlerinde gerekli donanımı kurdu ve salgın çıkınca da hemen gerekli önlemleri alarak tüm dünyanın takdirini kazandı. Böylece kısa sürede salgın kontrol altına alındı ve sonunda da elliden fazla ülkeye yardım eder hale geldik! Önümüzdeki parlak günleri de Saray adına İletişim Başkanı şöyle müjdeledi: “Salgın sonrası kurulacak olan yeni dünyanın küresel gücü olma yolunda gece gündüz demeden çalışıyoruz”.
*
Yetkin ve fedakâr sağlık görevlilerin hak ettiği saygı bir yana, küresel Korona haritası ne yazık ki bu övünmeleri haklı kılmıyor. Ama yine de güzel, moral yükseltici bir kanı; hatta şu bile eklenebilir: Başkan Erdoğan da kişisel bir başarı sergiliyor! O da şahsen, böyle durumlarda nasıl davranılacağı konusunda başka liderlere örnek oluyor! Nasıl mı? “İktidar”ın kriz anlarında nasıl korunacağını göstererek! Hatta siyasi gücün, kriz fırsata çevrilerek, nasıl daha da artırılacağını kanıtlamaya çalışarak!
Öyle ya, mademki şahsen “devlet” sayılıyorsunuz, o halde her şeyden önce “şahsınızı” korumalısınız! Siyaset biliminin kurucusu Machiavelli de -üstelik, Türk sultanını örnek göstererek- bunu öğütlüyordu. Floransalı Prens’e “eğer halkın sevgisiyle korkusu arasında seçim zorunda kalırsanız” diyordu, “tereddüt etmeyin, ikinciyi seçin!”.
*
Galiba çağımızda bunun bir yolu da reel dünyadan uzaklaşmak, sanal dünyaya sığınmak! Zaten günümüz teknolojisi de bunu adeta teşvik ediyor! Salgın mı başladı? Yaşasın sanal dünya! Orada ne sosyal mesafe sorunu var, ne tokalaşma, ne de kafa tokuşturma! Kısaca, “bulaş” riski yok!
Aslında yine de “reel dünyadan kopamam!” diye ısrar edenler de var, ama onların da hali ortada! Bakınız, İngiltere’de “ben maske takmam; tokalaşmadan da vazgeçemem!” diye tutturan Boris Johnson ne hallere düştü! Doğrusu insan ortalıkta dolaşıp duran Merkel, Macron, Putin, Trump gibi liderlere bakıyor da nasıl hala ayaktalar şaşırıyor? Galiba en iyisi hiç risk almamak ve Erdoğan da işte tam bu konuda onlara örnek oluyor! Üstelik bu davranış sadece salgın dönemlerine özgü de olmamalı! Devletler ne zaman vahim bir durumla karşılaşsalar, devlet adamları kibiri, gösterişi bir yana bırakıp sanal dünyaya göçmeli! Otorite ve karizma açısından da böylesi daha etkili oluyor! Reel dünyada görünmüyorsunuz; ama sanki her yerde hazır ve nazırsınız! Halk da korkuyor, kaygılanıyor ve sonunda da.. alkışlıyor! Dört yıl önce, 15 Temmuz gecesi de böyle olmadı mı? Tayyip Bey önce görünmez oldu; onu saatlerce kimse bulamadı! Oysa belli ki o saatlerde sanal dünyada tüm kanallar işliyor, taktik ve stratejik esaslar kotarılıyordu. Sonra da Aydın Bey devreye girerek Hande Hanım’ı gönderdi ve reel dünya ile de bağlar kurularak menfur darbe girişimi bastırıldı.
*
Yine de şunu unutmayalım: sanal dünya iki tarafı da keskin bir bıçağa benzer ve her türlü olasılığa elverişlidir! Ayrıca distopik bir alandır, orada özgür davranamazsınız. Siz onu kullanıyorum sanarken, aslında o sizi kendine bağlar ve ağına takılınca da ondan kurtulmak kolay olmaz: tıpkı Matrix filmindeki gibi! Aslında iktidar kavgası da, özgürlük savaşı da reel dünyada yapılır ve sonuç da orada alınır! Belki de bu kaygıyla çoğu devlet adamı reel dünyadan uzaklaşmak istemiyor.
*
Ne var ki şu haksız ve acımasız dünya düzeninde onların tuttuğu yol da -bir sürü nedenle- hiç de doğru yolmuş gibi görünmüyor. Özellikle de BM’de bir türlü karar alamayan, alınca da uygulayamayan “5 Büyük”lerin yolu.. Çünkü asıl “büyük”ler artık onlar değil; günümüzde ipler, daha ziyade, farklı nitelikte bir “beş” büyüğün elinde.. GAFAM denilen high-tech devlerinin.. GAFAM, yani G-oogle, A-mazon, F-acebook, A-pple ve M-icrosoft.. Zaten sanal dünyayı da bu devler kuruyor, bunlar kontrol ediyor. Üstelik bu krizden en kazançlı çıkmaya da onlar aday görünüyor! Toplam borsa değerleri şimdiden beş trilyon dolara yaklaştı! Şimdi durum bu iken, Tayyip Bey’in de ritüel haline getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür!” formülünü artık onlara karşı yöneltmesi daha isabetli olmaz mı? Bunun da bir etkisi olacağını hiç sanmıyorum, ama hiç olmazsa daha gerçekçi olur.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları