Tecavüze Uğrayan Erkek!

İlk evvela şuna açıklık getireyim çünkü yazıyı okuyanlar hemen başlayacaklar: “Biz de kadın kutsaldır” Kadın mitoslarda bile kutsal değilken sizde mi kutsal olacak yani!  Kutsal olduğu için mi kadının sofradaki yeri öküzünüzden sonra geliyor? Kutsal olduğu için mi kadının üzerine kuma getirip o kadının özsaygısını yerle bir ediyorsunuz? Kutsal olduğu için mi namus görüp öldürüyorsunuz? Kutsal olduğu için mi satıyorsunuz kadını?  Kutsal olsa dokunmaya kıyamazsınız!

O zaman sadede geleyim.

Türkiye’nin Doğu’sundan Batı’sına pek çok  kültür tanıdım, insan tanıdım.  Her yerde kadının psikolojik ve fiziksel şiddet altında inlediğini, dilsiz olduğunu gördüm.  Her toplum kadın ve erkeğin ama özellikle kadınlar için uygun görülen davranışları belirlemiş, beynimize zerk etmiştir. Çocukluğun en erken ve en yaygın ödevlerinden biri kadın ve erkekliği öğrenmektir. Erkekler kız çocuklarına göre daha özgüvenli, girişken, bağımsız ve başarı odaklı yetiştirilir. Kız ya da erkek çocukların büyüdüğündeki her davranışının kökeni çocuklukta yatar.  Çocuklar nasıl yetiştirilirse öyle davranırlar. Aileden sonra en etkili kurum Okuldur, daha sonra medya görselleri, sosyal sınıfın etkileri çıkar karşımıza…

Popüler kültüre yerleşmiş, zihnimize damga vurmuş tanımlara bakınca; Kadınların sevimliliği, zarifliği, yumuşak sesliliği, ağırbaşlılığı, anaçlığı, çekici bir eş olması, öne çıkar.  Erkeklerin tanımıysa; Ekonomik, fiziksel güçlülük, atletik kaslı yapıları, yakışıklı ve başarılı olmalarıyla tanımlanırlar. Dediğim gibi bunlar her toplumdaki kalıplaşmış gelir geçer tanımlardır.

Son yıllardaysa kadın kabuğunu kırmış, erkek rollerini işgal etmeye başlamıştır. İş alanlarında, politik arenada, trafikte yer almaları, geceleri arkadaşlarıyla bir mekanda eğlenmeleri,  kadınların standartların dışına çıkması erkek dünyasını rahatsız etmiş etmeye devam ediyor.

Aslında bu kısa geçişlerden sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Kadın ve şiddet! Kadın neden erkek şiddetine maruz kalıyor? Şiddete maruz kaldığında neden “kan kustum kızılcık şerbeti içtim”  “Kocamdır hem döver hem sever”  “Acaba ben ne yaptım da dövdü?” diyor. Şiddet gördüğü erkekle neden aynı havayı soluyor? Neden çekip gidemiyor? Şiddet gördüğü  erkeği terk etmemeyi kadının yoksulluğuyla, ekonomik bağımsızlığının olmamasıyla açıklamak kadına hakaretten başka bir şey değildir, kadına zulme katlan, aşağılanmaya katlan, şiddete karşı dilsiz ol, boyun eğ demek değil midir?

Tarihsel olarak baktığımızda da Türkiye ataerkil bir toplumdur ve cinsiyet eşitliğinden söz açtığın an erkek dünyasının şartelleri atıyor hemen feministlikle suçluyorlar kadını. Hayatları boyunca  kadınlar için pasif, erkekler için baskın cinsel rollerin dikte edildiği toplumda şu gerçekte dikte edilmiştir; Kadının hayatı, vücudu erkeğin hakkıdır. Dolayısıyla erkeğin tecavüzü, şiddeti hak olarak görülüyor. Toplum tarafından yasalar tarafından erkek şiddeti cezalandırılmıyor aksine mazur görülüyor. Ülkemizde halen neyin taciz, neyin tecavüz olduğu kısır tartışmalar yaşanıyor.

Tecavüze, tacize uğrayan kadın korunmuyor, sorgulanıyor; “Kadın neden o adamın evine girmesine izin verdi?” Kadın neden o adamla yemek yedi?” “Kadının o saatte dışarıda işi neydi?”  Bu sorgulamaların altında yatan anlayış şudur; Erkektir, kendini dizginleyemez. Kadın kendini dizginlemeliydi, erkeğe izin vermemeliydi…

Çocukluğunda sürekli anne- baba şiddetine maruz kalmış,  okulda, kışlada sürekli dayak yemiş, babası tarafından bir defa bile kucağa alınmamış, başı okşanmamış bir erkekten ne bekleyebiliriz?  Sağlıklı bir beraberlik beklemek aptallık olur ancak.

Yaşadığımız ülkenin kültüründe kadınlara düşmanca yakıştırmalar yapılmakta hak etmedikleri yaşamlara zorlanmaktadırlar.  Kadın mağdur edildiğinde aman konu komşu duymasın, aman yuva yıkılmasın diye halı altına itilmektedir şiddet olayı. Düşünsenize en sevdiğiniz erkek koca ya da sevgili fark etmiyor size psikolojik ve fiziksel şiddet uyguluyor, saldırganlaşıyor. Siz ne yapıyorsunuz; öncelikle özsaygınızı yitiriyorsunuz, sevdiğiniz erkeğe güveniniz kalmıyor, sürekli şiddete maruz kalacağınız endişeyle yaşıyorsunuz. Hatta rutin hale geldiğinde bu şiddeti hak ettiğinizi bile düşünmeye başlıyor ya başlatılıyorsunuz.  Çünkü erkek diyor ki” Sen başlattın, hak ettin, beni kışkırttın. Dediğimi yapmadın. Şiddete uğrayan kadında zamanla evlilik tatmini diye bir şey kalmıyor ama erkeğin umurunda mı? Sokaklar kadınlarla dolu.

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin ciddi anlamda beyin hasarlı olduğunu düşünüyorum.

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin toplumda yer edinemediğini düşünüyorum. (Sanatçıymış, Doktor, Avukat, öğretmen fark etmiyor.)

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin cinsel tatminsizlik yaşadığını, kendini erkek olarak ispatlama çabası olduğunu düşünüyorum.

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin pısırık, korkak ve zavallı olduğunu düşünüyorum.

Kadına şiddet uygulayan erkeklerin çocukluğunda tecavüze uğradığını düşünüyorum.

Çocukluğunda tecavüze uğrayan erkek hep o yaşta kalıyor ve dikkat edin kadına şiddet uygulayan erkeklerin suratını inceleyin ne göreceksiniz! Eziklik sadece dışlanmışlık ve eziklik! Kim kusura bakarsa baksın ama ezik ve dışlanmış erkekten de insan olmaz. Kadına şiddet uygulayan erkek zafer kazanacağını, kazandığını sanıyor ama aslında yenildiğinin farkına bile varmaz.

 

Cennet BİLEK
Latest posts by Cennet BİLEK (see all)
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları