Maraş

“Milliyetçi, kendi tarafınca girişilen katliama karşı çıkmamakla kalmaz, ayrıca bunları hiç duymamak gibi müthiş bir yeteneğe de sahiptir.”

George Orwell

40 yıl önce, 7 gün boyunca halka kabuslar yaşatan, perde arkasında kimlerin rol aldığı bilinen ve 12 Eylül 1980 Faşist askeri darbesine zemin hazırlayan olaylarda resmi rakamlara göre 120 kişi öldü, Yüzlerce kişi yaralandı. 210 ev, 70 işyeri yakıldı. 804 kişi hakkında dava açıldı; sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapisle cezalandırıldı, 68 kişi de kayıplara karıştı.

Cezalar 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle ertelendi , sanıklar serbest bırakıldı. Bu katillerden bazıları sonraki seçimlerde milletvekili seçildi.

Olayların Gelişimi

  • 19 Aralık 1978 günü Ülkücüler tarafından Çiçek Sineması’nda gösterime giren Cüneyt Arkın’ın Güneş Ne Zaman Doğacak adlı milliyetçi içerikli filmin gösterimi sırasında yine ülkücüler tarafından patlayıcı madde atıldı.
  • Bombalama eyleminin sol görüşlüler tarafından yapıldığını gördüklerini iddia eden sağcı bir grup Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup ülkücü “kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla kalabalığı coşturdu ve Cumhuriyet Halk Partisi il merkezine, PTT ve TÖB-DER’e ait binalara saldırdı. [1]
  • Bombanın patlamasından sonra Ülkücü Gençlik Derneği Maraş şube başkanı Mehmet Leblebici ve yardımcısı Mustafa Kanlıdere’nin talimatıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger, Ankara Ülkücü Gençlik Derneğine telefon ederek yardım istedi.
  • 20 Aralık 1978 günü Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi’nde bir kahvehane bombalandı. Atılan bomba pencereye isabet etmeden altındaki duvarda patladı. Kahvede bulunan mahallelinin yere yatması ile yaralanan ya da ölen olmadı. Olay sonrasında bir mahalleli olayla bağlantısız bir dede vefat etti.
  • 21 Aralık günü Mustafa Yüzbaşıoğlu ve Hacı Çolak adlı iki sol görüşlü Alevi öğretmen öldürüldü. Vali Tahsin Soylu, askeriyeden yardım talebinde bulundu, ancak uygun görülmedi[2].
  • 22 Aralık’ta öğretmenlerin cenazelerinin getirildiği camide bulunan sağcı ülkücü bir grup, Alevilerin namazı kılınmaz gerekçesiyle namaz kılınmasını engellediler.
  • Cenaze ortada kaldığı saatlerde bir grup ülkücü ve MHP’li güvenlik güçlerinin müdahalesi ile karşılaşmadan kent çarşısında toplanan Sünnileri, Alevilerin üzerine kışkırtarak çatışma ortamını yarattılar. Çatışmalarda 3 kişi öldürüldü.
  • Aynı günün gecesi Ülkücü gruplar, Alevilerin silahlı saldırı yapacakları propagandasını yaparak Sünnileri kitlesel silahlanmalarını sağladılar [1]
  • 23 Aralık günü Kahramanmaraş’taki olaylar silahlı çatışmaya dönüştü.
  • 24 Aralık’ta saldırıların polis güçlerine yönelmesi üzerine polis ile halk arasında çatışmayı önlemek için kentteki tüm polisler geçici bir süreliğine görevden alındı. Sünni kesim bundan faydalanarak Alevilere saldırdı. İnsanlar, “Allah-u Ekber” nidalarıyla galeyana getirilmiş ve durum tamamen kontrolden çıkmış, tam bir kaos ortamı yaratılmıştı[3].
  • 5 günden beri süregelen çatışmaların engellenmesi için Gaziantep ve Kayseri’den askeri birlikler gönderildi. Başbakan Bülent Ecevit, olayların kendisini uzun süreden beri direndiği sıkıyönetim talebine zorlamak için kontrgerillalar tarafından çıkarıldığını bildirdi.
  • Diyarbakır, İzmir, Suriye-Irak-İran sınır çevresindeki yerleşim birimlerinde, İstanbul, Ankara, Maraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Urfa’da sıkıyönetim ilan edildi. Daha sonra bu illeri başka iller takip etti [4].
  • Saldırılar sonucunda resmi verilere göre 150 kişi öldürüldü, 176 kişi yaralandı, 200’ün üstünde ev yakıldı, 100 işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan açıklamalara göre ise ölü sayısının 500’e yakın olduğu iddia edildi. Defin işlemleri ile ilgili resmi veya gayri resmi bilgiler verilmemiştir. Diğer bir deyişle ölü sayısı konusunda çelişkiler devam etmektedir. Bununla ilgili resmi kayıtlar tutulmamış, nüfus sayımı yaptırılmamıştır.

Yargılama

Sıkıyönetim mahkemelerindeki davalar 1991 yılına kadar sürmüş, çoğunluğu sacı ve aşırı sağcı kişilerden oluşan 804 kişi hakkında dava açılmıştır. Sanıkların 29’u idam, 7’si müebbet, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezası almıştır. İdam cezası ile müebbet cezaları dışındakilere 1/6 oranında iyi hal indirimi uygulanarak cezaları azaltılmıştır. Ancak Sıkıyönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır. Müdahil avukatlar Ceyhun Can, Halil Sıtkı Güllüoğlu ve Ahmet Albay, değişik tarihlerde meçhuller tarafından katledilmiştir.

Ceza alanların cezası 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanununu nedeniyle ertelendi ve daha sonra hepsi serbest bırakıldı. Bazı sanıklar daha sonra milletvekili olarak TBMM çatısı altında yer aldılar [5]. Olayın baş müsebbibi Ökkeş Kenger de yargılanıp beraat etti ve soyadını Şendiller olarak değiştirdi. Bu zat daha sonra Refah Partisi’nden 19. Dönem Kahramanmaraş milletvekili olarak seçildi [6].

Gizli Raporlar

Kamuoyundan gizlenen ve daha sonra yansıyan iddialara göre olayların ardından istifa Eden İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, katliamın açığa çıkması için özel bir ekip kurdu. Hazırlanan ayrıntılı raporun içeriği gizli tutuldu. Katliamın planlayıcılarının “26 seyyar piyango bayisi görünümünde şehre geldikleri saptanmıştır,” denildiği ve Bahçelievler katliamı sanıklarından Haluk Kırcı, Bünyamin Adanalı, Ünal Osmanağaoğlu, Ahmet Ercüment Gedikli gibi isimlerin olaylar sırasında Kahramanmaraş’ta oldukları kaydedildi [7].

Ecevit Arşivi

Bülent Ecevit öldükten sonra çekmecesinden çıkan bir notta Maraş katliamını dönemin MİT’i içindeki MHP’lilerin düzenlediği yazılı olduğu söyleniyor. 78’ler Girişimi 2009 yılında İçişleri Bakanlığına başvurarak aşağıdaki soruların yanıtlarının devlet arşivlerindeki belgelerden verilmesini istemiştir;

“… Bülent Ecevit arşivinde çıktığı iddia edilen ve Maraş’taki olaylarda yer alan 4 MİT ajanı kimlerdir? Katliam öncesi Maraş Eden Yağ Fabrikası’nda toplantı düzenlemiş olanlar, AP İl Başkanı, Belediye Başkanı, MİSK Bölge temsilcisi ve Fabrika sahipleriyle ilgili neler yapılmıştır?

ABD büyükelçiliğinin ikinci katibi Aleksander Peck’in katliam öncesi bölgede dolaşıp bölgenin ileri gelenleriyle konuştuğu ve etnik temizlikten bahsettiği iddia ediliyor, kimdir, sorgulandı mı?

Alpaslan Türkeş’in olayı Ankara’dan idare ettiği, bölgede çalışanlarınsa sonradan adları Susurluk olayında da geçen Haluk Kırcı ve Abdullah Çatlı olarak adı geçiyor. Araştırıldılar mı? Dönemin emniyet müdürü Abdullah Aksu soruşturuldu mu?

Türkiye’de darbe öncesi yapılan pek çok katliam gibi Maraş katliamının da darbeye zemin hazırlamak ve meşruiyet kazandırmak için yapıldığı iddia edilmektedir. Generallerin bu katliamda sorumluğu var mıdır?

Maraş katliamının gerçek bilançosu nedir? Kaç insan ölmüştür? … ” [8]


[1] http://www.belgeyayinlari.com/detay.php?id=191

[2] Kahramanmaraş Valiliği Valilerimiz Sayfası

[3] Wikipedia, Vikisosyalizm sayfası

[4] Belge.net, 26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş olayları

[5] TBMM Genel Kurul Tutanağı 19. Dönem 4. Yasama Yılı 3. Birleşim(07.09.1994)

[6]  Zaman gazetesi, Maraş olayları (20.04.08)

[7] Ertuğrul Mavioğlu. “Maraş katliamında derin tartışma”, Radikal (7 Ocak 2007)

[8] “Maraş Katliamı Hala Karanlıkta”, evrensel.net (22 Aralık 2008)

Bunları da beğenebilirsin