Kurallar

Kendimi kurallara uyan biri olarak tanımlayamam ama şaşırtıcı olan şu ki birçok insana göre sıkıcı kuralları olan biriyim… Ne diyorsunuz siz şuna bir de yetmezmiş gibi “Dominant”ım… Bu konuda fikrimi yazının sonuna bırakarak KURALLAR diye başlıyorum…

Bazılarına kurallara karşı geldiğim için itici geliyorum, bazılarına da kuralları önemsediğim için itici geldiğim oluyor… Yani ortada kurallar var ise benim ne yapacağım tamamen muamma oluyor anlayacağınız… Sormuyorlar ki neden böyle diye…

Yaşama dair kişisel özgürlüklerin sonuna kadar yaşanmasından yana ama toplu yaşam, sosyal birliktelikler ve iş hayatı konusunda kuralların gerekliliğinin düzen açısından mecburiyet olduğunu düşünenlerdenim diyelim…

Biri bana “çocuk böyle, şöyle büyütülür derse” nasıl büyütülmez onun kuralları var ama her çocuğa göre büyütülme şekli farklı derim… Ya da “evliliğin kuralları” diye bir konuşma geçse… “Hadi lan oradan” der geçerim… İkili bir ilişkinin kuralları o ikili arasında belirlenir… Ancak elbette ki genel doğrulardan çok sapıldığında temelin sallandığı da bir gerçektir. Yani bazen bir ağbimiz ya da ablamız bana “ben çoklu ilişkilerden yanayım yani neticede insan monogam değil derse” sadakatin çiğnenemez bir kural olmadığını düşünüyor olsam da abinin ya da ablanın ilişki konusunda güvenilmez olduğunu çünkü önce kendine güvenmediğini düşünürüm… Ahlaki açıdan muhteşem olmasam da insan ruhunun karanlık yanına dalmanın çok da faydalı olmayacağına inanırım…

Kurallar konusunda otorite değilim… Sadece bir oluşuma dâhilsem onun kurallarını öğrenmenin kendime ve oluşuma saygı olduğunu ve gerekli olduğunu düşünürüm… Yani beni bir oluşuma dâhil ettiğinizde ben cahillik etmemek için, ne nedir, nasıl bir yerdir anlamak için araştırır, okur, danışırım…

Kurallar birçok insana göre ciddi şeylerdir ve insanlara ağır gelir… Belki de bu kendi algılarında yarattıkları “kural” kavramı ile ilgilidir. Çünkü bana göre kurallar toplu yaşamanın saygı sınırları için gereklidir. Hak, hukuk için gereklidir… Gereksiz kurallar kumdan kuleler gibidir ve çok kolay yıkılabilirler… Ya da yetersiz insanların yetersizliklerinin üzerlerine örtülen kurallar bütünü, yönetenlerin getirdiği suçları ve kabahatleri gizlemek için koyulan kurallar sadece yıkılmak içindir… Ve ikisi aynı kelime ile anılsa da bambaşka içerikler taşırlar…

Mesele şudur ki insanlar bir sürü kötü berbat şeyi olağan, işin kuralı sayarken kendilerinin çıkarlarına ters gelebilecek noktalarda ki kurallardan şikâyet etmektedirler… Yani bir sürü kötü şey “işin fıtratında” vardır… Ama düzen için gerekli kurallara kimse uymaz…

Yalnızca kötülüğün kuralını bilen ve bu kurala aykırı her şeyi daha büyük suç sayan insanlar katilin suçsuzluğunu belirler…

“rica ederiz “olağan” demeyin hemen
Her gün olup bitenlere!
Kargaşanın hüküm sürdüğü,
Kanın aktığı,
Düzensizliğin at oynattığı,
Keyfiliğin yasalaştığı yerde,
Demeyin sakın: ” bunlar olağandır!”

“olağan denilen şeylerden çekinin,
Kural içindeki kötüyü çıkarın ortaya.
Ve her görüldüğü yerde kötünün
Arayın, çaresini de bulun!”
BERTOLT BRECHT

Yani ben kuralın insanın içindeki kötülük, fesatlık ve hırsları kontrol edeninden yanayım… Yoksa nice olur Vatanın, Milletin hali… Bazı kurallar size sıkıcı geliyorsa buyurun gevşetin her şeyin magazin olduğu bu çağda hiçbir değerinde kıymetini bilmeyin… Bu zihniyetin ürünüdür bugün içinde bulunulan durum… Kendi çıkarını kural sayan, eli işteyken gözü oynaşta olanların ürünüdür toplumdaki aymazlıklar…

Bazen kural koymak faşistlik değil ANARŞİNİN ta kendisidir…

Yazının sonuna şu dominantlıkla ilgili birkaç şey yazıştırmak istiyorum…

Efendim bence bu lafı uluorta her dirayetli kadına edenler “sorumluluk alabilmek” ile “saldırgan ve ihtiraslı” olmayı birbirinden ayırt edemiyorlar.  Çünkü benim tarifimde dominantlık bir kontrol manyaklığı, herşey benim istediğim gibi olsun psikopatlığı, sorunlu ve mutsuz insan halidir. Ki emin olun birçok kadın bunu kurallar koyarak değil size kedi gibi sokulup, mırıl mırıl istediklerinizi size yaptırarak yapar. O ablalardır asıl dominant olanlar.  Oysa birçok insan için lafını masaya küt diye koyan ablanın adıdır dominant… Aslında ilkini idare etmek için daha çok zaman, para ve ödün vermek gerekir. İkinci zaten kendi başının çaresine bakar yetmez bir de sizin başınızın çaresine bakar… Bir de utanmadan dominant dersiniz…

O dominantlık dediğiniz de birçok kadının bu yaşama tutunmak için savunmasıdır…

Yani ezcümle;

“ERK SAHİBİ OLMAKLA GÜÇ SAHİBİ OLMAK BAŞKA ŞEYLERDİR”

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları