Ezici Çoğunluk

Bir seçim ya da referandum sonucunda şöyle açıklamalar duyarız:

“EZİCİ ÇOĞUNLUK’LA filan taraf kazandı!”, “Ezici çoğunluk ‘evet’ dedi” veya “Filancalar ezici çoğunlukla kaybetti…”

Peki nedir bu “EZİCİ” çoğunluk?

“çoğunluk” neden “ezici” olsun? Çoğunluk olmakla “ezici” olmak arasında nasıl bir ilişki var?

Galiba zihinsel arka planda şöyle bir kabul var: “ÇOĞUNLUK HAKLIDIR!..” Hele bir de ezici çoğunlukla kazanmışsa ÇOK DAHA HAKLI’dır demek ki…

İyi de “Çoğunluk haklı” da olsa, ezici olmaya hakkı var mı?

Bizde demokrasi dendiği zaman, “çoğunluğun” azınlıkta olanları ezme hakkı kazanması, kuralları çoğunluğun koyması, azınlıkta olanların çoğunlukta olanlara itaat etmesi olarak anlaşılıyor da ondan. Onun için ezmekle, çok olmak; çok olmakla ezmek arasında hemen hızlı bir bağ kuruluyor.

% 50+1 yeter çoğunluk; % 70 salt çoğunluk; % 80 – 90 ezici çoğunluk: % 100 ise herhalde yok edici çoğunluk olur!

Peki demokrasi Çoğunluğun ne istediği ve ezici olma hakkı kazanması mıdır?

Diyelim şöyle bir şey olabilir mi?

“Dünya düz müdür, yuvarlak mıdır?”; hadi halkımız karar versin…

Sandıklar kuruldu ve sonuç:

“Ezici çoğunlukla ‘dünya düzdür’ diyenler kazanmıştır. Bundan böyle dünyaya düz olduğu muamelesi yapılacaktır!”

Ya da “sonuçlar yarı yarıya çıktı, halkımızın bu konuda kafası karışık, tartışmaya devam edelim” denilebilir mi?

Türkiye’de Siyasal İslamcıların demokrasiyle ilişkisi tam da bu “EZİCİ ÇOĞUNLUK” üzerinden yürüyor diyebiliriz.

Yoksa asıl olan dinin, Kur’an yasaları olduğuna göre, bunun tartışılabileceği oylanabileceği bir düzen kabul edilebilir miydi?
Sonra: “Halkımızın %99’u Türk ve Müslüman değil mi? Öyle ise bu çoğunluğu bir parti-bir kişi-bir görüş etrafında örgütlersek, demokrasi, İKTİDARI ele geçirmek için elverişli bir araç olabilir diye düşündüler herhalde.

Şimdi de bunun sürekli kendini çevirecek bir matematiğini kurmaya çalışıyorlar.

Peki bunun alternatif “BİR AVUÇ AZINLIĞIN” iktidarı mı? “Bir avuç” olduklarına göre iktidar hakları da yoktur zaten. Ama AZ olan da SEÇKİN’dir, DEĞERLİ’dir değil mi? O halde çok miktarda bulunanlardan daha özel, daha ayrıcalıklı hakları da olmalı, denebilir mi?

Azınlığın çoğunluğu ezmesi kulağa nasıl geliyorsa, çoğunluğun azınlığı ezmesi de öyle… Mesele demokrasiyi ve iktidarı, AZINLIK-ÇOĞUNLUK üzerinden değil, temel hak ve özgürlükler üzerinden tanımlamak olmalı.

Bir düşüncenin, ideolojinin, felsefenin, inancın ÇOK KİŞİ tarafından savunuluyor olması, onun DOĞRU oluşunun belgesi değildir; aynı şekilde HİÇ ÖNEMSİZ olduğu anlamına da iç ermez.

Din, ulus, kültür, sosyal tabaka olarak da AZ olmak ne çok seçkin ve çok değerli olmanın; ne de AZINLIK olarak güçsüz, tali ve önemsiz sayılmanın nedeni olmaz, olmamalı…

Sayı ve güç bağıntısının, siyasi iktidar bağlamında nelere yol açtığı üzerinde daha çok durulmalı derim. Bütün soykırım, sürgün ve etnik arındırma politikalarının temelinde AZALTARAK güçsüzleştirme anlayışının durduğunu hatırdan çıkarmamalı…

Çoğunluğun “EZİCİ!” olması gerekmiyor…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları