DİSK’in DGM Direnişi ve Genel Yas Eylemi

Türkiye Tarihinin En Büyük Siyasal Grevi*

Aziz ÇELİK** | Can ŞAFAK***

16 Eylül 1976’dan başlayarak yaklaşık bir hafta süreyle Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ne (DGM) karşı örgütlenen “Genel Yas” Direnişi, 15-16 Haziran Direnişi’nin ardından, 6 Eylül 1975’te İzmir’de ve 20 Eylül 1975’te İstanbul’da gerçekleştirilen “Demokratik Hak ve Özgürlükler İçin Mücadele” mitingleri ve 1976 1 Mayıs mitingiyle birlikte Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) 1970’lerin ikinci yarısındaki yükselişinin önemli adımlarından biridir.

Genel Yas eyleminin 15-16 Haziran Direnişi ile bir yasal düzenlemeye karşı örgütlenmiş olmalarının getirdiği kimi benzer yanları da vardır. Her iki direniş de toplu pazarlık süreci dışında örgütlenmiş, hedefine işçi hak ve özgürlüklerini koyan, genel grev niteliği taşıyan siyasi eylemlerdir. Ancak, Genel Yas eylemi, aynı zamanda Adalet Partisi (AP), Millî Selamet Partisi (MSP), Cumhuriyetçi Güven Partisi (CGP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) oluşan ve 1. Milliyetçi Cephe (1. MC) olarak bilinen 39. Hükümete karşı ve onu iktidardan düşürmek amacıyla düzenlenen bir siyasi genel grevdir. Bu, Genel Yas eyleminin, onu diğer direnişlerden, siyasi özellikler de taşıyan kitlesel grevlerden ya da eylemlerden ayıran çok önemli bir yanıdır. Genel Yas eyleminin bir diğer önemli özelliği, bir ya da birkaç bölgeyle sınırlı kalmaması olmuştur. DİSK, Genel Yas eylemini “Türkiye işçi sınıfının siyasal nitelikli en yaygın eylemi” olarak değerlendirmiştir.[1] Bu çalışmada DİSK’in Eylül 1976 Genel Yas eylemi, birincil kaynaklara (DİSK karar organlarının defterlerine, DİSK ajans ve dergilerine ve dönemin günlük gazeteleri ile tanıklıklara) dayalı olarak irdelenmeye çalışılacaktır.

Bir Siyasal Genel Grev Olarak “Genel Yas” Eylemi

12 Mart’ın sonlarına doğru, Temmuz 1973’te kabul edilen ve yürürlüğe giren 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un uygulanması sırasında çeşitli anayasaya aykırılık iddiaları gündeme geldi. Diyarbakır DGM’nin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi Mayıs 1975’te DGM Kanununu iptal etti ve iptal kararının bir yıl sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. İptal edilen DGM’lere ilişkin Yasa bir yıllık süre dolmadan MC hükümeti tarafından yeniden çıkarılmak istendi. Bu girişim, DİSK tarafından büyük tepkiyle karşılandı. DİSK, DGM’nin işçi sınıfı ve sendikalara ve yükselen demokratik harekete karşı kullanılacağını belirterek DGM Kanununun yeniden kabul edilmesine karşı aktif bir tutum aldı. Gerçekten de DGM’nin görev alanına giren suçlar arasında 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu kapsamındaki suçlar da vardı.

DGM direnişi Türkiye sendikal hareketinin en büyük doğrudan siyasal eylemi sayılabilir. Eylemin açık bir siyasal hedefi vardı. Bu 1. MC’nin demokratik yollardan düşürülmesiydi ve eylemin öne çıkan sloganı “Demokrasi Düşmanı MC’ye” ve “DGM’ye Hayır” idi. 1960’lar ve 70’lerin ilk yarısındaki işçi eylemleri esasen ekonomik amaçlı veya sendikal hakları savunmaya dönük eylemlerdi. 1960’ların sonunda başlayan fabrika direnişleri ve 15-16 Haziran direnişi DİSK’i ve sendikal hakları savunmak amacıyla yapılmıştı. Genel Yas eylemi ile DİSK ilk kez ülke çapında siyasal kapsamlı ve siyasal amaçlı bir eylem örgütlemeye karar vermişti. Hatta eylemin temel hedefi MC hükümetin düşürülmesi idi. DİSK Yönetim Kurulu 15 Eylül 1976 tarihli toplantısında “MC iktidarının Anayasal ve demokratik yollardan düşürülmesine ve halktan yana bir iktidarın kurulmasına kadar” tüm ülkede “genel yas” ilanına karar verdi.

Alınan karar doğrultusunda on binlerce DİSK üyesi işçi iş bıraktı. Eyleme bağımsız ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) bağlı sendikaların üyeleri de katıldı. Eylem ağırlıklı olarak aralarında İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Bursa, Antalya, Adana, Diyarbakır’ın olduğu 12 ilde uygulandı. 16 Eylül’de başlayan iş bırakma eylemleri 21 Eylül gününe kadar sürdü. 21 Eylül günü DİSK Yürütme Kurulu üyeleri gözaltına alındı ve tutuklandı. “Genel Yas” eylemi adı konulmamış bir siyasi genel grevdi. Eylem DGM tasarısının yasalaşmasını önlemede etkili oldu. DGM Yasası çıkmadı. Ancak eylem MC hükümetinin düşmesine yol açmadı. Eylem sonrasında üç bine yakın işçi işten çıkarıldı. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) İşveren dergisi TİSK Yönetim Kurulu kararıyla DGM direnişi nedeniyle işten çıkarılan işçilerin kimlik bilgilerinin yer aldığı bir listeyi yayınladı.

Pür siyasi grevler işçi hareketi tarihinde örneğine az rastlanan eylemlerdir. Siyasal iktidarı etkilemeye ve protestoya dönük eylemler grev hakkı kapsamında değerlendirilirken, pür siyasi grevlerin hukuki durumu tartışmalıdır. Örneğin ILO Sendika Özgürlüğü Komitesi pür siyasi grevleri 87 sayılı sözleşme kapsamında görmemektedir (Çelik, 2010). Bu nedenle pür siyasi greve başvurmak oldukça riskli ve bir o kadar da etkili bir yoldur. Emek tarihinde bilinen pür siyasi grevlerden biri sendikaların, Almanya’da Kapp darbesine karşı giriştikleri grevdir. 12 Mart 1920’de Almanya’da bir askeri darbe gerçekleştirilir. Darbeyi gerçekleştiren generaller Alman ordusunun Versailles Antlaşması gereğince küçültülmesine karşı çıkmaktadır. Darbenin ardından sosyal demokrat Cumhurbaşkanı Friedrich Ebert ve hükümet Stuttgart’a kaçar. Darbenin başına Prusyalı yüksek bir bürokrat olan aşırı milliyetçi Wolfgang Kapp geçer. Kapp Şansölye ilan edilir ve bir teknokratlar hükümeti kurar. Ancak sendikaların çağrısıyla yapılan beş günlük genel grev sonucunda Kapp darbesi başarısız olur (Çelik, 2005). İngiliz Kömür Madencileri Sendikasının 1970’lerde ve 1980’lerde başlattıkları geniş kapsamlı grevler ise ekonomik hedeflerle başlayıp siyasi nitelik kazanan grevlerdir. 1974’teki grev Muhafazakâr hükümetin düşmesi ile sonuçlanırken, 1985’teki grev Muhafazakâr Margaret Thatcher hükümeti tarafından kırılmıştır.

12 Mart’ın Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kanunu

12 Mart ara rejiminin bitimine yakın 15 Mart 1973’te yapılan Anayasa değişiklikleri ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) kurulması öngörülmüştü. 1961 Anayasası’nın 136. maddesine “Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasa’da belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devlet güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur” hükmü eklenmişti. Anayasa değişikliğini takiben DGM ile ilgili kanun hızla hazırlandı ve 1173 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun 11 Temmuz 1973 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve DGM’ler kurulmaya başlandı. DGM’lerin hangi illerde ve kaç adet kurulacağına Bakanlar Kurulu karar veriyordu. DGM’nin bakacağı suçlar arasında 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu ile Dernekler Kanunu’na göre işlenen suçlar da vardı. Ayrıca Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Hürriyeti Hakkında Kanun’a göre işlenen suçlara da DGM bakacaktı.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Diyarbakır’da kurulan DGM’lerde sanık ve avukatlar sık sık Anayasaya aykırılık iddiasında bulunuyor; ama bunlar mahkemeler tarafından reddediliyordu. Ancak 1974 yazından itibaren bazı mahkemeler, bu konudaki talepleri ciddi bularak DGM Kanununun belirli maddelerini Anayasa Mahkemesine götürmeye başladı. 13 Ağustos 1974’te Diyarbakır DGM Savcısı Yılmaz Öztürk, yasanın özünü oluşturan 1. ve 6. maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 6 Mayıs 1975’te Anayasa Mahkemesi 1975/126 sayılı kararı ile DGM Kanununun 1. ve 6. maddelerini usulden bozdu. Kararın gerekçesi 11 Ekim 1975’te Resmî Gazete’de yayımlandı. Mahkeme iptal gerekçesi olarak tasarının 1973’te Senato’da görüşme yapılmadan kabul edilmesini gösterdi. Anayasa Mahkemesi söz konusu kuralları usulden bozduğu için esasa girmeye gerek olmadığına karar verdi.

Anayasa Mahkemesinin kararı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden bir yıl sonra yürürlüğe girecekti. Böylece yasama organına yeni mevzuatın çıkarılması için bir yıl süre verilmiş oldu. TBMM, 11 Ekim 1976’ya kadar yeni bir DGM Kanunu çıkaramadığı takdirde, iptal edilen yasa tümüyle yürürlükten kalkacak ve DGM kapatılacaktı. Ancak, MC hükümetinin ortakları tek bir DGM yasa tasarısı üzerinde anlaşamadı. Özellikle MSP ve CGP arasında tartışma yaşandı.[2] Daha sonra MC ortakları Meclis’e üç ayrı tasarı sundu.

DİSK DGM’lere Karşı

DİSK, DGM’nin yasalaştığı 1973 yılından başlayarak DGM’ye karşı çıkmış ve DGM’nin kaldırılmasını hedefleri arasına almıştı. DİSK Yönetim Kurulunun 14 Ekim 1973 ve 12 Ekim 1975 ara seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) oy verme çağrısının gerekçesinden biri de DGM’nin kaldırılmasıydı.[3] DGM 1976’da tekrar gündeme geldiğinde DİSK hem eski DGM kanununun hem de MC ortakları AP, MSP ve CGP tarafından hazırlanan DGM yasa taslaklarının 1961 Anayasası’na aykırı olduğunu ve DGM’nin sınıf mahkemeleri olduğunu saptayarak, yeniden kurulmalarını önlemek için tüm demokratik mücadele yöntemlerinin kullanılması gerektiğini açıkladı.[4]

DİSK, “sıkıyönetimsiz sıkıyönetim” olarak nitelediği DGM’nin kurulmasının “burjuvazinin iktidarı yürütmedeki acz ve beceriksizliğini” kanıtladığını belirtti. Hâkim sınıflar, yıllardır yürürlükte olan baskıcı yasaları yetersiz ve bu yasaları uygulamakla yükümlü mahkemeleri “etkisiz” bulmaktaydı. Bu çerçevede DİSK, DGM’leri derin bir ekonomik, siyasal ve ideolojik buhran içine giren sermaye sınıflarının kendi iktidarlarını korumak için kurdukları açık baskı araçları ve sınıf mahkemeleri olarak görüyor ve şu tespiti yapıyordu: [5]

“Burjuva yönetimini korumak, bu yönetimin sınıfsal yapısını değiştirecek toplumsal düzen değişikliği için diğer emekçi katmanlarla birlikte iktidar mücadelesi veren isçi sınıfının yükselen sendikal, demokratik, siyasal ve ideolojik örgütlü mücadelesini bastırmakla eş anlamlıdır. Yeni DGM yasa tasarısı kanunlaştığı takdirde Türkiye yeni bir döneme girecek ve olağanüstü ‘sıkıyönetimsiz sıkıyönetim’ dönemi açık bir şeklide ba ̈  şlayacaktır.”

DGM’leri “sınıf mahkemeleri” ve “sıkıyönetimsiz sıkıyönetim’” olarak niteleyen DİSK’in, DGM’lere karşı direniş ve “Genel Yas” kararının işaretleri, 1976 yılı Temmuz ayı başlarında ortaya çıktı. 2 Temmuz 1976’da toplanan DİSK Yürütme Kurulu DGM konusunda gelinen son durumu görüşerek DGM yasa tasarısının gerçek niteliğini açıklayacak biçimde, işçi sınıfına ve kamuoyuna DİSK tarafından bir uyarı basılarak dağıtılmasına karar verdi.[6] DİSK Yürütme Kurulu kararı üzerine 5 Temmuz 1976 günü “İşçi Sınıfına ve Kamuoyuna DİSK’in Uyarısı” başlıklı bildiri bir milyon adet basılarak fabrikalarda dağıtıldı.[7] Yürütme Kurulu aynı toplantıda DGM’lerle ilgili gelişmeleri değerlendirmek üzere DİSK Yürütme, Yönetim, Denetim ve Onur kurullarıyla DİSK üyesi sendikaların yürütme ve yönetim kurulları ve yurt çapındaki tüm temsilci ve baştemsilcilerinden oluşan DİSK Genel Temsilciler Meclisinin 9 Temmuz 1976’da saat 10.00’da İstanbul Harbiye’deki Spor ve Sergi Sarayı’nda olağanüstü olarak toplanmasına karar verdi.

Ayrıca Türk-İş’e ve tüm ülkelerin demokratik ve sendikal örgütlerine bir çağrı yapılması da kararlaştırıldı. Kemal Türkler imzasıyla diğer ülkelere telgrafla yapılan çağrıda, DGM’lerin amacı ve MC’nin DİSK ve DİSK sendikalarına karşı uyguladığı baskılar anlatıyor, yetkililere DGM yasa tasarısının iptal edilmesini isteyen telgraflar çekmeleri isteniyor ve “DİSK ve Türkiye işçi sınıfı adına demokrasi ve insanca bir yaşam savaşçılarına o denli gerekli olan desteği göstereceğinize inanıyorum” deniyordu.[8]


* Makale gönderim tarihi: 30.09.2019

** Doç. Dr., Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü

*** Sendika Uzmanı

[1] DİSK dergisi, Eylül 1976.

[2] Cumhuriyet, 6 Aralık 1975.

[3] DİSK Yönetim Kurulu, 12 Eylül 1973 ve 2 Ekim 1975 tarihli toplantıları. DİSK Yürütme Kurulu karar defteri, DİSK Arşivi.

[4] DİSK dergisi, Temmuz 1976, Sayı 25.

[5] DİSK dergisi, “Demokrasi Savaşımına Karşıt Devlet Güvenlik Mahkemeleri Sınıf Mahkemeleridir.”, Sayı 25, Temmuz 1976, s. 5.

[6] DİSK Yürütme Kurulu, 2 Temmuz 1976 tarihli toplantısı. DİSK Yürütme Kurulu karar defteri, DİSK Arşivi.

[7] DİSK Ajansı Özel Sayı 5 Temmuz 1976.

[8] DİSK dergisi, Sayı 25, 1976 Temmuz 1976.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları