“Bize bir şey olmaz” diyenler

 

18 yaşındaki İpek Er’e “nitelikli cinsel saldırıda” bulunmak ve intiharına neden olmak suçlamasıyla tutuklanıp sonra serbest bırakılan Uzman Çavuş Musa Orhan, “Bana bir şey olmaz” demişti. Uzman çavuşluğun kendisini kurtaracağından emindi. Hele hakkında şikayette bulunacak kişi bir kadınsa ve de Kürtse. Yargı onu haklı çıkardı. Bu kadar delile rağmen, adam serbest kaldı.

Sakarya’da Mardinli kadın işçi Şilan Demir’e yumruk atan kişi de aynı şekilde “Bana bir şey olmaz” diyerek hareket ediyordu: “Burası Mardin’e benzemez. Burası bizim memleketimiz, jandarma bizim yanımızda, asker bizim, kimse burada sizi tutmaz.”

İşçiler, anlatımlarına göre, sabah 7’de neşeyle işe başlamışlardı. Şilan Demir’in ifadesiyle ilk eli bitirmişler, sonra ikincisine geçmişlerdi. Bahçe sahibinin torunu gelip, “Kayın biraz” demişti. Onlar da ilerlemişlerdi, ama bahçe sahibi hakaret etmeye başlamıştı. “Koyun sürüsü, it sürüsü, hayan sürüsü” demiş, “namussuzlar” demiş, kızlarla ilgili “ağza alınmayacak bazı sözler” söylemişti. İşçiler hakarete tepki gösterip işi bırakınca, saldırı başlamıştı. Şilan’ın babasına, sonra diğerlerine ve Şilan’a. Hem de iki defa.

Saldırganlardan biri Şilan Demir’i videoda görüldüğü gibi bir kere değil, iki kere darp etti. O sırada başkaları da diğer işçilere saldırıyorlardı. “Burası Mardin değil” diyerek.

Saldırıya uğrayanlardan Tuba Demir de, “İsterseniz Kürtlerin bütün sülalesini, isterseniz jandarmanın sülalesini çağırın. Jandarma benim arkamda. Ben serbest kalırım” dediğini aktardı. Bunlar da Mezopotamya Haber Ajansı’nın haberinden.

Anadolu Ajansı da bu konuda haber yaptı, ama yukarıda anlatılanların hiçbiri bu haberde yer almadığı gibi, olayın ayrımcılıktan kaynaklanmadığı öne sürüldü. Haberde Şilan Demir’in şu ifadelerine yer verildi: “Bize hakaret ettikleri için işi bıraktık. Sonra işi bıraktığımız için bizi darbettiler. Altı kişi saldırıya uğradık. İlk defa böyle bir olay yaşadık. Aile çok geçimsizdi. Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. Kürt-Türk çatışması değil. Öyle bir şey yok. Öyle bir şey istemiyoruz. Biz Türklerle kardeşiz. Hepimiz kardeşiz.”

Belli ki Şilan Demir ajansın sorularını cevap vermiş, ajans da o cevapları peş peşe dizmişti. “Kürt-Türk çatışması değil. Öyle bir şey yok” ifadesinden sonra sıralanan “Öyle bir şey istemiyoruz. Biz Türklerle kardeşiz. Hepimiz kardeşiz” ifadeleri aslında mevcut duruma ve olması gerekene işaret ediyordu.

İşçiler, saldırganlar “Burayı terketmezseniz sizi öldürürüz, yakarız” diye tehditler savurdu. Bunun üzerine işçiler soluğu köylerinde aldılar.

Valilik saldırganları haklı çıkarmak için çok gayret etti. Açıklamada “Bahçe sahipleri kavga etmiş” falan dedi, ama işçiler susmadığı için, haberler ve görüntüler sosyal medyada yayıldığı için hakikat ortaya çıktı. Üç kişi gözaltına alındı, ama muhtemelen hala kendilerine bir şey olmayacağını düşünüyorlar. Saldırıya uğrayanların tanık sıfatıyla ifade vermelerinin istendiğini düşünürsek, haksız da değiller.

“Burası Mardin’e benzemez” diyen ırkçı saldırganların hasat için Mardin’den işçi getirmesi, bu insanları bugünün parasıyla 90 TL günlük yevmiyeyle çalıştırması, bazen 3 günü bir gün kabul edip, kazançlarının gasp edilmesi, köle muamelesi… Bu da ırkçılığın gündelik hali.

Her ne kadar 90 TL yevmiyeyle adaletten söz etmek mümkün olmasa da, mevsimlik işçilere bu gözle bakmayan, bu saldırıdan rahatsızlık duyan bahçe sahipleri de vardır muhakkak. O zaman onların da yadsımak yerine, bir adım öne çıkıp, “Bu ırkçılıktır” demesi gerekir.

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde, mesela Almanya’da da, topluma ve kurumlarda yerleşmiş yaygın bir ırkçılık sorunu olduğu yadsınıyor. Başka ülkedeki ırkçılık sorunundan hararetle bahsedenler, kendi ülkelerindeki durumun adını koymaktan kaçıyor. Irkçılık da adı konmayınca, yadsınınca yok olmuyor, tam tersine, daha da büyüyor. Ayrımcılığın aynası olan bir lütufkarlık ve üstencilik barındıran “Kürtler de bizim kardeşimiz” ifadesi de durumu kurtarmıyor.

Sakarya’da saldırıya uğrayan işçilerin bir talebi var, o da adalet. Anadolu Ajansı’nın da haberine yansıyan bu talebin evrensel normlara göre karşılanması “Bize bir şey olmaz” diyenlerin haklı çıkmaması gerekiyor.

Kaynak: DW

Banu GÜVEN