Benim Komünist Manifestom!

Kendimi sosyalist veya komünist olarak tanımlamaya başladığım genç yaşımda şöyle düşünmüştüm:

Dünyada ve ülkemizde neden yoksulluk var, neden haksızlık, adaletsizlik ve zulüm var? Toplumlar arasında neden eşitsizlik var? Birileri açken diğerleri neden tok? Savaşlar ve sömürü neden var?

Bunları düzeltmenin bir yolu, bir yöntemi var mıdır? İçinde yaşadığımız toplumun ve dünyanın bu hali bize sorumluluk yüklüyor, öylece duramayız. Ne yapmalıyız / ne yapmalıyım?

Bu sorulara aradığım cevaplar beni dinden ve resmi ideolojiden uzaklaştırmış; sorularımın çoğuna anahtar cevaplar veren sosyalizme, Marksist-Materyalizme yönelmeme neden olmuştu.

Bugün 60 yaşımı devireli çok oldu ama aynı soruları soruyor, benzer YENİ soruların cevaplarını arıyor; bu haksızlık ve zulümlerin bize sorumluluk yüklediğini; değiştirmek için bir şeyler yapmam/ yapmamız gerektiğini biliyorum.

Sorduğumuz sorular daha ayrıntılı, sofistike hale gelse de; bulduğumuz cevaplar, açıklamalar; doğru olduğunu düşündüğümüz yol ve yöntemler; değiştirmek uğruna girdiğimiz mücadele biçimleri zaman içinde değişse de TAVRIMIN ÖZETİ budur.

Sosyalist düşünce, Diyalektik-Materyalist yöntem; mücadele örgütleri ve tarzları hiçbir zaman bir tabu, bir dogma değildir, bir amaç değildir, bir araçtır. Amaç sorularımıza doğru cevaplar bulup, değişim için üzerimize düşen pratiği yapmaktır. Fanatizm ve bağnazlık bir bataklıktır oradan çözüm ve gelişme çıkmaz.

Sorularımıza doğru cevaplar bulabilmek için, doğanın toplumun işleyişini, yapısını doğru anlamamız gerekiyor. Bunun için bilimsel bilgiye, analitik düşünceye ihtiyacımız var. Bir şeyi anlamadan onu değiştirip değiştiremeyeceğimizi de, nasıl değiştirebileceğimizi de bilemeyiz.

Bu nedenle önce ve her zaman iyi bir öğrenci olmak, olguları, olayları, sorunları anlamaya, çözümlemeye çalışmak gerekir derim. Marksist materyalizm bu öğrenme ve çözümlemede halen benim için temel bir yol olarak duruyor.

Tabi bütün bunların getirdiklerine, götürdüklerine gögüs germek için, zorluklarla baş edebilmek için yüreğimizin de güçlü olması gerektiğini, sevgi ve güzellik taşıması gerektiğine de inanıyorum. Bu da bana yalnızca BİLİMİN değil SANATIN da öğrenme ve değiştirme gücü olduğunu gösterdi.

Yaşamımdaki diğer her şeyi bu genel duruşun içinde bir yere koymak mümkün. İnsan yanlış cevaplar bulup, yanlış yöntem ve biçimleri deneyebilir. İnsanın bunlara saplanıp kalmamak, ÖZELEŞTİRİ yapmayı, en başta da kendini değiştirip geliştirmeyi bilmesinden başka çare var mı?

İşte bu yüzdendir ki savaşsız, sömürüsüz, daha iyi bir dünya isteği, özlemi ve mücadelesinin sembolü olan 1 MAYIS’ta dostlarla, yoldaşlarla, gönüldaşlarla birlikte olmaktayız.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları