Pandemi döneminde yoksulluk açlığa evrildi

Derin Yoksulluk Ağı’nın kurucusu Hacer Foggo, Türkiye’de 2012 yılından bu yana giderek derinleşen bir ekonomik kriz bulunduğunu, ancak pandemi sürecinde yoksulların evlerinden gıdaya erişemediğini ve bu süreçte yoksulluğun açlığa evirildiğini söyledi.

Derin Yoksulluk Ağı’nın kurucusu Hacer Foggo, İYİ Parti’nin düzenlediği “İYİ Kalkınma Kongresi”nde, yoksulluk üzerine bir sunum yaptı. 20 yıldır sahada yoksullukla mücadele ederek yaşam yavaşı veren bireylerle çalışan Foggo, pandemi döneminde derinleşen yoksulluğu ve boyutlarını anlattı. Foggo şunları söyledi:

YOKSULLUK AÇLIĞA EVRİLDİ

2012 yılında başlayan bir ekonomik kriz vardı. Ben uzun yıllardır sahada olduğum için bu krizin aslında gittikçe derinleşeceğini görmüştüm. Ancak pandemi benim için de şoke edici bir durumdu. Evde kalma sürecinde yoksullar evlerinden gıdaya erişemediler ve yoksulluğun birdenbire açlığa evirildiğini gördüm. Evde kalınacağının açıklandığı süreç başladıktan 3 gün sonra aileler beni aramaya başladılar. Evde gıda, mama ve bezin olmadığını söylediler.

SOSYAL POLİTİKALARDA HATA VAR

Bu kadar kısa zamanda güvencesiz insanların açlık noktasına gelmesi, yoksullukla ilgili sosyal politikalarda da bir hata olduğunu gösteriyor. Bir ailenin evinde 3 gün içinde bütün gıda bitiyorsa orada bir sorun vardır. Bu durum yerel yönetimlerde bakanlıklarda sosyal politikalarında bir sorun olduğunu düşündürüyor.  Pandemi döneminde sahada yaptığımız araştırmada da bunu birebir gördük.

BEBEK BEZİNE VE KADIN PEDİNE ULAŞILAMADI

Temel ihtiyaçlarla ilgili destek vermeye başladık. Yüz yüze görüştüğümüzde yüzde 74 hanede bebek bezi ve mamaya ulaşamadığını gördüm. Yüzde 81 oranında kadınların pedine ulaşamadığını gördük. Yüzde 57 çocukların uzaktan eğitime erişemedi. Yüzde 6 çocuğun ev geçindirdiğini gördük. Bütün bunlar aslında hiçbiri istatistik ya da rakamlar değil. O rakamların altında her biri bir aile.

ÇOCUK DEĞİL ARTIK O BİR YETİŞKİNDİ, YAŞLIYDI

Birebir tanık oldum. Ataşehir’de bir evi ziyaret ettim. Annenin 11 ve 12 yaşlarında 2 tane çocuğu var. Saat 4’te de aslında çocukların evde olması gerekiyordu. Çünkü kapanma dönemiydi. Çocuklardan biri evde bir tanesi yok. Nerede olduğunu sordum. Annesi pandemi öncesinde çalıştığı bir market olduğunu ve orada iş istemek için yalvarmaya gittiğini söyledi. Çocuk saat 4’e 5 kala girdi eve. Elinde bir torba vardı ama çocuk o değildi. Yani onun yüzüne baktığınız zaman onun artık bir yetişkin bir yaşlı olduğunu görüyorsunuz aslında. Çünkü o eve bakan bir çocuk. Gitti kenara oturdu. Elindeki şeyi verdi. Yüzde 6 dediğimiz çocuklardan aslında biri. Ve bu öğretim yılında da yüzde 11 çocuğun bir daha okula başlamayacağını gördük.

ÇALIŞAN ÇOCUK SAYISI İNANILMAYACAK KADAR ÇOK

Çalıştığımız mahallelerde 2018’den bugüne kadar olan süreçle ilgili şu anda bir araştırma yapılsa, çalışan çocuk sayısının inanılmayacak kadar yüksek olduğu görülür. Bazen ‘Balık tutmayı öğretmek gerekiyor’ diyorlar. Aslında balık bu çocukların okula yeniden gönderilmesi demek aslında. Bu çocuklar önümüzdeki yıl o devredilen yoksulluk dediğimiz o kalan mirası da bu dönemde maalesef miras olarak taşıyan çocuklar. Geçen hafta bir başka bir çocukla görüştüm. Liseyi terk etmiş ve kaportacıda çalışmaya başlamış. Çünkü evi geçindirmek zorunda.”