Faşizm (20)

Askeri Darbeler (I)

Askeri darbe, uluslararası tekelci sermayenin yeni sömürge tipi ülkelerin silahlı kuvvetlerini kullanarak yönetime müdahale hareketidir. Türk Dil Kurumu ise Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi” diye tanımlanmıştır. Ülkelerde mevcut kapitalist sistem değiştirilmeden rejim değişikliğine gitmektir.

Soğuk savaş dönemi ile birlikte yeni sömürge tipi ülkelerde sosyalist hareketin sindirilmesi amacı  ön plandaydı. Bugün ise, sosyalist hareket tehlikesi görünürlerde yok olmakla birlikte uluslararası finans sermayesinin ülkelerin tüm doğal kaynaklarını sorunsuz sömürmek ve tamamen kendilerine bağlamak için kuklası durumundaki silahlı kuvvetleri harekete geçirmesidir. Bazen ülkede askeri darbeye gerek duyulmadan sivil darbe dediğimiz tek adam rejimine geçişi de yasal olarak uygulama alanına koyabilir. Sivil darbeler için bildiğimiz ve yaşadığımız örneklerde olduğu gibi televizyon binaları, gazeteler, merkez bankası ve diğer bankalar ele geçirilmez, ya da el konulmaz. Önceden yasalar çıkartılarak yasal zemin hazırlanır. Okulların, silahlı kuvvetlerin, yargının, emniyet teşkilatının kadroları ele geçirilerek, otokrata bağlı yeni atamalar yapılır, yeni müsteşarlıklar kurulur ve bunların tümü tek adama bağlanır. Yani toplumun genleri değiştirilir. Sonra da hileli seçimlerle uluslararası finans sermayesinin istediği seçimler yapılır ve tek adama itaat zorunlu hale getirilir. Buna da sivil darbe denir.

Bu tür uygulama bir tür askeri darbe gibidir. Darbeye konu ülkelerin ortak özellikleri emekçi kitlelerin ve dar gelirli yoksulların artan eşitsizlikler, yoksullaşma, kazanılmış hakların gaspı nedeniyle bunalıma sürüklenmiş olmalarıdır. Bununla birlikte sınıfsal çelişkiler artarak toplumsal kaosa zemin hazırlamaktadır. Askeri ya da sivil darbelerin buna tepkisi de kamuoyu dikkatini terör, iç ve dış düşmanlar, vatan hainliği gibi soyut kavramlara yönelterek faşist ideolojiyi yaygınlaştırmaktır.

Krizin derinleşmesi durumunda siyasal otorite kendi kendine darbe adı altında yeni bir uygulamaya başvurabilir. Bununla ilgili araç, gereç ve donanımlara sahiptir. Kendi kendine darbede bir devlet liderinin, kanuna aykırı olarak ülkenin yasama organını tamamen feshederek kendisine bağlaması, bağımsız mahkemeleri devre dışı bırakması ve anayasayı işlev olmaktan çıkarmasıdır.

Kendi kendine darbe yapan liderlerin kronolojisi aşağıya çıkarılmıştır.[66]

  • Antik Roma: Roma Cumhuriyet döneminde, olağanüstü durumlarda bir kişinin 6 ay boyunca mutlak hakimiyete sahip olduğu Roma diktatörlüğü kurumu vardır. Bazı yöneticiler 6 aydan daha uzun diktatörlük yapmıştır.[2]
  • İsveç: Kral III. Gustav (19 Ağustos 1772)
  • Birinci Meksika İmparatorluğu: İmparator Agustin (31 Ekim 1822)
  • İkinci Fransa Cumhuriyeti: Başkan Charles Louis Napolyon Bonapart (2 Aralık 1851)
  • Meksika: Başkan Ignacio Comonfort (17 Aralık 1857)
  • Birinci Brezilya Cumhuriyeti: Başkan Deodoro da Fonseca (3 Kasım 1891)
  • Meksika: Başkan Gen. Victoriano Huerta (7 Ekim 1913)
  • İtalya Krallığı: Başbakan Benito Mussolini (3 Ocak 1925)
  • Yugoslavya Krallığı: Kral I. Aleksandar (6 Ocak 1929)
  • Almanya: Şansölye Adolf Hitler (23 Mart 1933)
  • Avusturya: Şansölye Engelbert Dollfuss (Mart 1933 – 1 Mayıs 1934)
  • Uruguay: Başkan Gabriel Terra (31 Mart 1933)
  • Estonya: Başbakan Konstantin Päts (12 Mart 1934)
  • Letonya: Başbakan Kārlis Ulmanis (15 Mayıs 1934)
  • Şili: Başkan Arturo Alessandri Palma (Şubat 1936)
  • Yunanistan Krallığı: Başbakan İoannis Metaksas (4 Ağustos 1936)
  • Brezilya: Başkan Getúlio Vargas (10 Kasım 1937)
  • Romanya: Kral II. Karol (10 Şubat 1938)
  • Bolivya: Başkan Maj. Germán Busch (24 Nisan 1939)
  • Paraguay: Başkan Gen. José Félix Estigarribia (18 Şubat 1940)
  • Uruguay: Başkan Alfredo Baldomir (21 Şubat 1942)
  • Ekvador: Başkan José María Velasco Ibarra (30 Mart 1946)
  • Paraguay: Başkan Higinio Morínigo (13 Ocak 1947)
  • İran: Başbakan Muhammed Musaddık (3-10 Ağustos 1953)
  • İran: Şah Muhammed Rıza Pehlevi (15 Ağustos 1953)
  • Pakistan Dominyonu: Vali-General Malik Gulam Muhammed (Nisan 1953 ve Eylül 1954)
  • Endonesya: Başkan Sukarno (5 Haziran 1959)
  • Fas: Kral V. Muhammed (20 Mayıs 1960)
  • Nepal Krallığı: Kral Mahindra (15 Aralık 1960)
  • Brunei: Sultan Sir Omar Ali Saifuddin (12 Aralık 1962)
  • Fas: Kral II. Hasan (7 Haziran, 1965)
  • Uganda: Başbakan Milton Obote (22-23 Şubat 1966)
  • Lesotho: Başbakan Chief Leabua Jonathan (30 Ocak 1970)
  • Ekvador: Başkan José María Velasco Ibarra (22 Haziran 1970)
  • Tayland: Başbakan Field Marshal Thanom Kittikachorn (17 Kasım 1971)
  • Filipinler: Başkan Ferdinand Marcos (23 Eylül 1972)[3]
  • Birinci Güney Kore Cumhuriyeti: Başkan Syngman Rhee (23 Mayıs 1952 – 4 Temmuz 1952)
  • Dördüncü Güney Kore Cumhuriyeti: Başkan Park Chung-hee (Ekim 1972)
  • Svaziland: Kral II. Sobhuza (12 Nisan 1973)
  • Uruguay: Başkan Juan Maria Bordaberry (27 Haziran 1973)
  • Yukarı Volta: Başkan Gen. Sangoulé Lamizana (8 Şubat 1974)
  • Bolivya: Başkan Hugo Banzer (7 Kasım 1974)
  • Hindistan: Başbakan İndira Gandhi (25 Haziran 1975)
  • Bahrain: Emir Şeyh İsa bin Salman El Halife (2 Ağustos 1975)
  • Polonya: Başbakan Wojciech Jaruzelski (13 Aralık 1981)
  • Peru: Başkan Alberto Fujimori (5 Nisan 1992)
  • Guatemala: Başkan Jorge Serrano Elías (25 Mayıs 1993; Başarısız)
  • Rusya Federasyonu: Başkan Boris Yeltsin (21 Eylül – 4 Ekim 1993)
  • Lesotho: Kral III. Letsie (17 Ağustos 1994)
  • Nepal Krallığı: Kral Gyanendra (4 Ekim 2002)
  • Nepal Krallığı: Kral Gyanendra (1 Şubat 2005)
  • Pakistan: Başkan Gen. Pervez Müşerref (3 Kasım 2007)
  • Nijer: Başkan Mamadou Tandja (29 Haziran 2009)
  • Gambiya: Başkan Yahya Jammeh (1 Aralık 2016 –20 Ocak 2017 ; başarısız)
  • Venezuela: Başkan Nicolás Maduro (29 Mart 2017)
  • Angola: Başkan João Lourenço (23 Ağustos 2017)***

Askeri Darbeler

Darbe, “bir ülkede silahlı kuvvetlerin, silah zoru ile ülke yönetimine el koyması, mevcut hükümetin ekonomik ve sosyal sorunları çözmede başarısız oldukları iddiası ile meşru gösterilen hareketlerdir.” Darbeyi yapan gruplar ya da lider kişi uluslararası finans tekellerinin aracılığı ile emperyalist ülke yönetiminden ya da gizli servis örgütlerinden aldığı direktif doğrultusunda hareket eder. Bunu ordu yapmışsa, baştaki general ya da kurmay başkanı aracılığı ile, kendi kendine darbe yapmışsa, sivil lider de aynı kaynaktan aldığı direktif sonucu hareket eder. Darbeciler anayasayı rafa kaldırarak, siyasi partileri yasaklar, kendisini tarafsız göstererek lideri devirir, siyasi partileri yasaklar, Temel altyapı tesislerinden olan elektrik santralleri ile birçok kurumu da kontrolüne geçirir, radyo, TV gibi iletişim kanallarını işgal eder, yazılı basını ya yasaklar, ya da kontrolü altına alarak, sıkıyönetim ilan eder ve hükümet üzerinde otorite kurar. Yeni bir anayasa hazırlanıncaya kadar ülkeyi kararnamelerle yönetmeye çalışır.

Latin Amerika’da darbe sonrasında askeri rütbeler arasındaki hiyerarşik düzene göre askerlerden oluşan cunta yönetimi yaygındır. Afrika ve Türkiye’de ise cuntacılar ile birlikte çalışacak darbeci bir meclis oluşturma ve bu meclis üyelerinin de cunta tarafından seçilmesi yöntemi yaygındır. Örneğin 27 Mayıs 1960 darbesi ile 12 Eylül 1980 darbesi sonucu yönetimi ele geçirenler “Milli Birlik Komitesi” oluşturarak, ülkeyi Kurucu Meclis adı altında bu birlik tarafından seçilen sivil temsilciler yeni bir meclis oluşturulur.

Darbeler, siyasi tarihin eskiden beri süregelen bir parçası konumundadır. Örneğin Roma İmparatoru Jul Sezar, bir darbe kurbanı olmuştur. Bazı Roma imparatorları darbe ile iktidarı devralmıştır. 1799 tarihinde Napolyon, Fransa’da iktidarı bir darbe ile ele geçirmiştir. Askeri darbeler, 20. Yüzyılda yaygın olarak Latin Amerika’nın Şili, Arjantin, Asya’nın Birmanya, Afrika’nın birçok ülkesi ile Avrupa’nın Yunanistan, Türkiye gibi özellikle yeni sömürge tipi ülkelerde sıkça görülen bir olgu haline gelmiştir. 20. Yüzyılın sonlarına doğru yaygınlaştıysa da Latin Amerika, Asya, Afrika ve Avrupa’da 1980 sonrasında seyrelmeye başlamıştır.

Önümüzdeki bölümde Latin Amerika’dan başlayarak ülke bazında yapılan darbeleri kısaca açıklamaya çalışacağız.


[66} https://tr.wikipedia.org/wiki/Kendi_kendine_darbe

***  Wikipedia, Pakistan’ı 3 Kasım 2007 tarihinde, Nijer’i 29 Haziran 2009 tarihinde ve Türkiye’yi de 15 Temmuz 2016 tarihinde “kendi kendine darbe yapan” ülke kategorileri arasına imzasız bir kullanıcı tarafından yazıldığı için  Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından, Türkiye Cumhuriyeti 5651 sayılı kanunun verdiği yetkiye dayanarak 29 Nisan 2017 tarihinde aldığı idari tedbir kararı sonucu  Wikipedia erişime kapatıldı. Gerekçe de “terör gruplarıyla aynı düzlemde ve iş birliği halinde göstermeye çalışan yazı ve yorumlara yer verdiği” için diye belirtildi.

Bunları da beğenebilirsin