“Ben haklıyım!”

Bir tartışmada, konuşmada bitirici vuruşu yapan cümle… Eğer bunu diyebilecek tüm argümanları, tezleri, sentezleri ve antitezleri yok sayan birine denk gelirseniz bilin Rabbülalemin kendisi gelse kazanamaz o tartışmayı o noktadan sonra.

Ciğerini yediğim insan tiplemesi… Kendini her durumda haklı hisseden insan… Yemede yanında yat insan… Ömrümün bir kısmını yemiş bitirmiş insanlar ordusunun tırışkadan kahramanları…

Bana sorarsanız kendini her durumda haklı hisseden insanın empati eksikliğinden başlayıp, orantısız ego rahatsızlığına kadar çok ciddi sorunları vardır… Eline geçerseniz sizi sizden alır. Kurtulmak da zordur bu insanlardan, çünkü siz ona “sen haklısın” diyene kadar bırakmaz işin peşini…

Genelde mutsuz olmak için farz olan davranış biçimleri üzerinde uzmanlaşmış, ekol olmuş insan modelidir bunlar. Sizi asla dinlemezler, fikrinize önem vermezler çünkü onların söyledikleri her zaman en doğrudur. Dinlemek eyleminin ne olduğunu bile bilmez bu insanlar. Bu yüzden umutsuz vakalardır. Kendileri genelde aynı şeyi defalarca anlatırlar 3 saatlik konuşma içine 10 dakika girebilirseniz şanslısınızdır ve zaten siz söyleyeceğinizi söyledikten sonra birkaç çeşit tepki alırsınız…

  • Ama sen beni hiç dinlememişsin!

  • Sen beni anlamamışsın!

  • Ne alakası var, ben bunu mu dedim!

Bunların dışında siz sözünüzü söyledikten sonra kaldığı yerden siz hiçbir şey dememişsiniz gibi devam da edebilirler… Ya da söylediniz ilk şey ve direnmede ortamı, konuşmayı bir öfke gösterisiyle terk ederler.

Aynı zamanda haklı olmanın bir yolu da başkalarının haksızlığı olduğu için sürekli birilerinin yalan söylediğini iddia ederler… Ne zaman suçlarıyla yüzleşmek zorunda kalsalar birisi yalancıdır… Ve hatta sizin de içinde olduğunuz bir olayı öyle bir anlatabilirler ki size “Allah’ta benim belamı versin ben zaten kör-sağırım, ne gördüğümü algılıyorum, ne işittiğimi anlıyorum” dersiniz”

Böyle bir durumda karşınızdaki profesyonel bir bay / bayan haklı ise asla haklı çıkamazsınız ama arada kontrolü tekrar ele almak için size de azcık haklılık payesi verilir…

Tecrübelerim, yaşamıma giren insanlardan aldığım eğitimle uzun zamandır yaşamıma böyle insanlar almıyor ve var olanları çıkarıyorum ben… Çünkü biliyorum ki, dünyanın en yorucu şeyidir bu insanlardan biriyle yaşamak, arkadaşlık etmek, dost olmak, sevgili olmak…

Bu sadece benim sıkıntım değil, başkalarının fikirlerini önemseyen insanlar olarak bu tarz insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz aslında. Bir bakın etrafınıza, özellikle idarecilerinize… Etrafınızdaki gözünü hırs bürümüş, vicdan muhasebesini yerle yeksan etmiş insanlara… Hortumcular, tefeciler, adamın iliğini kemiğini sömüren düzenbazlar bu duygunun insanlarıdır. Ve bunların en korkunç yani da yaptıkları haksızlıkların hepsine, kendilerince uygun senaryolar düzüp hiçbir rahatsızlık duymamalarıdır. Bu insanların etrafındakilere oynadığı ali cengiz oyunlarında yaptıklarının hep yanına kar kalması illet eder insani, beddua falan da sökmez böylelerine… Niyeyse hep dört ayaküstüne düşerler. Siz kendinizden şüphe edersiniz…

Benim için işkencedir bu insanlardan bazılarının hayatımda bulunması. Hayatınıza bir kere girdi mi, her şeye karışmadan duramazlar bu canını yediklerim. Fikirlerini asla ve asla değiştiremezsiniz çünkü başkalarının fikirlerine zerrece önem vermezler. Her şeyin merkezi olmak, hep en yüksekte olmak isterler ve aslında konumları ne olursa olsun bu dünyadaki en tehlikeli insan tiplerindendir zatı şahaneleri… Çünkü bu modellerin kontrolü ele almak uğruna yapamayacakları şey yoktur, her yolu denerler, herkesi kırabilirler, hiç ummadığınız bir anda ortalığı darmadağın edebilirler. Büyük kayıplar verdirir, üzer, kızdırır, yıldırır ve her şey kördüğüm ederler. Çünkü ortamların güvensizliği onları daimi haklılığına zemin hazırlar. Aman diyeyim, uzak durun bunlardan maalesef etkileri kolay kolay unutulmaz bunların, yapıştıkları hayatlardan da kolayca silinip atılamazlar…

Her zaman haklı adam için bir süre sonra “haklı çıkmak” sevgiden, evlattan önemli olur… Netice de bu durum insan ruhunda çığ gibi büyüyen bir rahatsızlıktır aslında. Kendi içinde sürekli haklı olma ihtiyacı taşıyan bir kimse, karşısındakileri hatalı ve her an yanılgıya düşecek insanlar olarak algılamaya başlamıştır zaten… Kendisini sevmeyen ve kendisine karşı kızgınlığı olan insanların, başkalarını suçlama eğilimi çok yüksektir. Kötüye giden bir şey olduğu an, kendilerini zaten sevmediklerinden, bu olumsuz gidişten o kadar rahatsız olurlar ki, tüm suçu diğerlerinin üzerine atarak kendilerini rahatlatmaya çalışırlar. Aksi takdirde, yaşadıkları olumsuzluktaki kendi paylarını görmek demek, kendi içlerindeki problemle yüzleşmek anlamına gelir. Bunu hiç sevmezler. Diğerlerinden kusursuzluk beklerken, kendi kusurlarına bakmak hiç hoşlarına gitmez. Kendilerinin güvenme konusundaki eksiğini görmektense, başkalarını güvenilmez görmek daima onlara daha kolay gelir. Bu sebeple de her türlü İlişkisinde ve iletişiminde verdiği tepkilerde de kendisini daimi haklı görür.

Farkına varamadığı gerçek, aslında karşısındakinde olmayan ama onun dışsallaştırarak karşısındakine yansıttığı şeye tepki veriyor oluşudur. Kendiyle sorunu olan insanın, ilişkisinde karşısındakinden sürekli ve değişmez biçimde tek bir talebi vardır. Bu talep aklanma ihtiyacıdır.

Elbet bir gün köşesinde tek başına haklı haklı oturur… Ve kendini umarım aklar…

İçten içe herkes kendince haklıdır ama bu insanların durumu bu makul haklılık durumundan farklıdır.

İnsan haklılığını savunurken şu cümleyi hiç unutmamalıdır.

“BENİM DOĞRUM YANLIŞ OLMA OLASILIĞI OLAN BİR DOĞRUDUR; SENİN YANLIŞINSA DOĞRU OLMA OLASILIĞI OLAN YANLIŞTIR”

Yazarken bir baktım ki ÇOK HAKLIYIM yine… Yaza yaza biz de olacaz tedavimizi inşallah…

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları