Devlet işi katliamın adı Madımak

Türkiye tarihinin en acı olaylarından biri olan Sivas Katliamı’nın 24. yıldönümü. Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin kuşatılıp yakılması ve otelde bulunan 35 yazar, ozan ve aydının diri diri yakılarak katledilmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.


2 Temmuz 1993 günü 
organize edilen gerici ve faşist gruplar öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinden çıkarak önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’nde bir gün önce dikilen anıtı tahrip etti. Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10 bine ulaşan saldırgan grup Madımak Oteli’ne ulaştığında önce otel önündeki araçları ve ardından da oteli ateşe verdi. Otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen’in bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi.

Bu katliam Özel Harp Dairesi’nin öncülüğünde ve yönlendiriciliğinde yapıldı. 2 yıl önce Özgür Gündem gazetesinin manşet haberinde Özel Harpçi Üsteğmen H.Ç.”, Madımak olayları üzerine itiraflarda bulunarak şunları söylemişti: “Biz yapmamız gerekeni yaptık. Halkı ateşledik halk olaya girdi ve timler bir anda geriye çekilmeye başladı. Bizim görevimiz sadece kargaşayı çıkartmaktı. Ama dediğim gibi kargaşa bizim beklediğimizin üzerine çıktı. Yani böyle bir kargaşayı biz bile beklemedik. (…) Erzincan’dan helikopterle geldik. Sonra iki otobüs timleri şehrin girişine bıraktı. 6 grup halinde dağılımımız yapıldı. (…) Halkın arasında baya bir dolaşıldı. Toplumu yönetmek istiyorsanız ilk başta bölersiniz. Gir böl parçala arkasından birimi koy sevdir ve yönet. (…) Sivas’taki amaç buydu. Çünkü Sivas bölgede stratejik bir konum taşıyordu.”

Daha önceki yıllarda Malatya’da, Kahramanmaraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da olduğu gibi Madımak katliamının amacı da aynıydı. Yani, Alevi-Sünni, Müslüman-Hıristiyan, Ermeni-Rum, Türk-Kürt gibi ayırımlar yaratarak ve halkı birbirine kırdırarak iç savaşı kışkırtmak, kitleleri yıldırarak egemenlerin baskı ve sömürü politikalarını devam ettirmek. Sivas Katliamı, tarihte Alevilere yapılan tüm acımasız zulümlerin aynası gibidir. Çünkü aleviler tarih boyunca yakılarak, başları kesilerek, kuyulara atılarak, kazıklara oturtularak, yağlı iplerle boğularak en gaddar ve zalim yöntemlerle katledilmiştir.

Aleviler neden katlediliyor? Sünni-Hanefi İslam’ın Alevi düşmanlığı nereden geliyor? Bu ve benzeri soruları sormak ve her birini yanıtlamak konumuzun kapsamına aşar. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz ki, uzun bir tarihsel süreç içerisinde ve günümüzde devam eden Alevi katliamlarının gerçek İslam’da yeri yoktur. Vicdanı, hak, adalet ve eşitlik duyguları olan mütedeyyin Müslümanlar bu katliamlardan rahatsız olmuştur. Ayrıca yüzyıllardan beri birlikte ve barış içinde yaşayan halklar arasında inanç farklılıklarına karşı hoşgörü vardır. Halkların etnik, kültürel ve dinsel farklılıklarını kışkırtarak onları birbirine düşman edenler, bölenler, parçalayanlar sömürgeciler, emperyalistler, egemen devletler ve uluslardır.

Alevi-Sünni çatışmaları, İslami mezhep ve tarikatların farklı din anlayışları ve yorumlarından kaynaklamakta. Diğer dinlerde de olduğu gibi egemen olan mezhep diğerlerini baskı altına almakta ve her fırsatta onu yok etmeye çalışmakta. Çatışmanın temelinde ise, devlet ve toplum hayatına egemen olma, yani iktidarı ele geçirme veya koruma mücadeleleri var.

Anadolu Aleviliği’nin Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri boyunca, yani bin yılı aşkın bir zaman diliminde uğradığı katliamları, din, devlet ve toplumsal ilişkilerin tekçi bir anlayışla dayatılması sonucu yapılmıştır. Her şeye karşın, etnik, kültürel ve dinsel baskıya, teröre ve sömürüye karşı bir direniş geleneğinin ortaya çıkmasında Alevi inancının ve yaşam felsefesinin önemli bir etkisi vardır. Bu bağlamda “Gelin canlar bir olalım” söylemi, solda güç ve eylem birlikleri için bir özdeyiş olarak algılanmalıdır.

Şaban İBA