Kıbrıs sorunu-2

2002’de BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs sorununun halli için taraflara kendi adıyla anılan “Annan Planı”nı sundu. Üzerinde yapılan küçük bazı değişikliklerle bu plan 24 Nisan 2004’de halk oylamasına/referanduma sunuldu. Oylama sonucunda KKTC halkının %64,91’i “Evet”, %35,09’u “Hayır”, Rum halkının da %75,83’ü “Hayır”, %24,17’si de “Evet” oyu kullandı. Annan Planı, Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası'nın İngiliz üsleri bölgesi haricinde kalan kısımlarının bağımsız ve federal nitelikte bir devlet olacak…

Kıbrıs sorunu-1

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bir röportajında söyledikleri Kıbrıs sorunu yeniden politik gündem oldu. Akıncı, The Guardian’a demecinde “Kıbrıs’ta bir an evvel federal çözüme varılmazsa bölünmüşlüğün kalıcı hale geleceğini,  federal çözüme varılmaması halinde ‘Kuzey Kıbrıs’ın daha fazla bağımlı hale gelerek Ankara tarafından yutulabileceğini ve de facto bir Türkiye iline dönüşebileceğini” dile getirmişti. “Kıbrıslı Türklerin laik, demokratik ve çoğulcu kimliğini korumak istediklerini’ söyleyen Akıncı’ya karşı AKP, MHP ve…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-4

ÖDP’de yaşananları, ÖDP’den ayrılanlar tarafından 28 Ağustos 2002’da kurulan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)’de yaşadı. Önce parti içinde çoğunluk gurubu konumunda olan Kurtuluşçulardan bir grup ayrılarak 27 Kasım 2008’de İşçilerin Sosyalist Partisi (İSP)’ni kurdu. (Bu parti yeni bileşenleri ile 24 Haziran 2013’de Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) adını aldı) SDP’nin yerine ise 1 Eylül 2015’de Birleşik Devrimci Parti (BDP) kuruldu. SDP’nin kuruluşundan 2 yıl sonra 25 Ağustos 2004’de  “SDP’de Çoğunluk Grubu Olmak”…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-3

ÖDP’nin çoğulcu birlik yapısını değiştirmeye ve partinin kurucu bileşenlerini tasfiye etmeye çalışan parti yönetimindeki tasfiyeci kliğin yaptırımlarına karşı, parti zemininde demokratik çözüm arama çabalarının somut ifadesi olan bir belge daha sunuyorum. 14 Haziran 2002’de “Parti İçi Demokrasi Hareketi Genişletilmiş Divan Kurulu”na sunulan bu belge şöyleydi:   “Değerli arkadaşlar, Kağıthane toplantısı istenmeyen tartışmalara konu olmakla birlikte, ÖDP'yi yüzyüze kaldığı dağılma durumundan çıkartabilecek bir iradenin…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-2

ÖDP’nin adını “Sol Parti” olarak değiştirdiği kongrede yayınladığı deklarasyonda, “Bu çağrımız, özgür ve demokratik bir ülke ve dünya özlemini yüreğinde taşıyan herkesedir. Katılın, solun etkili gücünü birlikte yaratalım!” diyor. Ancak ÖDP kuruluş sürecinde adı GBK (Geleceği Birlikte Kuralım) gurubu olan, daha sonra “Özgürlükçü Sosyalizm Gurubu” adını kullanan bu grubun, parti yönetiminde çoğunluğu sağladıktan sonra Türkiye sol ve sosyalist hareketinin en geniş çoğulcu birlik projesi olan ÖDP bileşenlerini nasıl tasfiye…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-1

ÖDP’nin adını “Sol Parti” olarak değiştirmesini bir kaç yazıyla irdelemek istiyorum. Önce,10 yıl önce ÖDP’den ayrılan bir grubun öncülüğünde aynı adla bir parti kurulmaya çalışıldığını hatırlatarak bir giriş yapmak istiyorum. Bu konuda 8 Aralık 2009’da Günlük Gazetesi’nde yazdığım “Sol Parti ile nereye?” başlıklı yazımı üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan yayınlıyorum. Bu yazı şöyleydi: “Sol Parti ile nereye? Siyasal ve toplumsal süreçlerin birlik ve ayrılık momentleri konjonktüreldir. Bu nedenle “Birlik”, “Ayrılık” ve son…

NATO’ya karşı olan var mı?

Gorbaçov’un başlattığı Glasnost ve Presteorika sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkelerinde reel sosyalizm yıkıldı. SSCB’yi oluşturan 15 federal cumhuriyet Bağımsız Devletler Topluluğu’nun (BDT) bağımsız devletleri oldu. 1991’de Varşova Paktı ülkeleri “Avrupa ile bütünleşme” adıyla bir protokol imzalayarak Varşova Paktı’nı dağıttı. Soğuk Savaş dönemi sona ererken iki kutuplu dünya, tek kutuplu hale geldi. Bu durum, başta ABD olmak üzere, Batı bloğunu temsil eden…

Ekonomi politik üzerine

Facebook’tan bir arkadaşım “Önceden ne güzel ekonomi politik yazıları olurdu, şimdi paso geyik” diyerek özelden bir mesaj atmış. Bu eski dostumun dediği doğrudur. Eskiden felsefe ve ekonomi temelli Marksist eğitim çalışmaları yapılırdı. Marksist felsefe, daha doğrusu Diyalektik ve Tarihi Materyalizm’di. Bu konunun temel kitabı,  Ekim 1966’da Sol Yayınları tarafından yayınlanan Joseph Pulitzer’in “Felsefenin Başlangıç İlkeleri “ kitabıydı. Bu konudaki ikinci kitap ise Bilim ve Sosyalizm Yayınları tarafından Kasım 1967’da…

Cumhuriyetin ilanı ya da tek parti ve tek şef diktatörlüğüne geçiş*

Lozan Barış görüşmelerinin ikinci aşaması devam ederken M. Kemal peş peşe iki önemli karar aldı. Birincisi, 1 Nisan 1923'de BMM seçimlerinin yenilenmesi kararıydı. Anayasaya göre Meclis isterse yasama süresini bir yıl uzatabilirdi, fakat Birinci Meclis'ten bir an önce kurtulmak isteyen M. Kemal erken seçime gitti. İkincisi, 8 Nisan'da Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin “Halk Fırkası” adıyla siyasal bir partiye dönüştürülmesiydi. 9 Eylül'de İçişleri Bakanlığına Genel Başkan M. Kemal ve Genel Sekreter Recep Peker…

Türk solunda sosyal şovenizm ve milliyetçilik

Devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadeleleri tarihi bize göstermiştir ki, burjuva şoven şartlanmalardan kendisini kurtaramamış bir işçi sınıfının ve onun politik örgütlenmeleri ulusal sorun konusunda kendisine düşen görevleri yapamamıştır. Yeterince bilinç ve örgütlülük gösteremeyen egemen ulus işçileri, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı ilkesine sahip çıkmadıkları gibi, buna tepki göstermiş, kendi burjuvazinin “vatan savunması ve ulusal birlik” sloganlarından etkilenerek ulusların eşitlik ve özgürlük mücadelelerine…

Burjuvazinin kutsalına dokunmak

Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesine dayanan ekonomik sistemdir. Serbest piyasa ekonomisi olarak 16. yüzyılda ortaya çıkan kapitalizm, özel mülkiyet, sermaye birikimi, ücretli emek, artı değer sömürüsü ve rekabetçi pazar ilişkisine dayanır. Kapitalizm kendisinden önceki üretim biçimlerinden farklı olarak kendine özgü özel meta üretiminin geçerli olduğu, her şeyin alınıp satıldığı ve her şeyin fiyatının olduğu bir sistemdir. Kapitalizmi tanımı bakımından iki temel…

Çekoslovakya işgalini destekleme ayıbımız

20 Ağustos 1968’de Sovyetler Birliği ile Varşova Paktı ülkeleri, Doğu Almanya, Polonya, Bulgaristan ve Macaristan orduları tarafından Çekoslovakya işgal edildi. Yaklaşık 300 bin askerle gerçekleştirilen işgal, Alexander Dubček’in “Prag Baharı” adı verilen siyasi liberalleşme reformlarını durdurmak için yapıldı. Sovyet tankları, Prag sokaklarında gençliğin ve halkın direnişiyle karşılaştı. 108 Çek ve Slovak'ın öldüğü işgalde 500 kişi de yaralandı. Bazı kentlerde Sovyet askerleri ile Çekoslovaklar, özellikle de gençler…

Birlikten kuvvet doğar

Şer-i, hukuki ve idari alanlarda uygulama alanı bulan kayyumluk sistemi İslami düzende, “koruyucu, gözetici ve üzerinde tasarruf yetkisi” olan Halife, Sultan, Emir gibi kişilerin yönetim yetkilerini ifade ediyor. Merkezi iktidara biat etmeyen veya alternatif politikalar üretmeye çalışan güç odaklarının servet yoluyla güçlenmelerine karşı müsadere sistemi vardı. Osmanlı vezirleri ile devlet adamlarının ve tanınmış zengin kişilerin ecelleriyle öldüklerinde ya da herhangi bir sebeple idam edildiklerinde veya görevden…

Taşrada devrimci olmak

Türkiye’de kapitalist değişim/dönüşüm o kadar hızlı ve çarpık gerçekleşiyor ki, dönemsel olarak her şey değişebiliyor. Yıllar önce doğup büyüdüğünüz veya bir şekilde bildiğiniz bir kenti yeniden gördüğünüzde tanımakta güçlük çekiyorsunuz. Kapitalizmin ve buna bağlı olarak rant ekonomisinin geliştiği her yerde, önce hızlı ve çarpık bir yapılaşma dikkat çekiyor. Beton yığınları halinde yapılmış yeni binalar, geniş asfalt yollar, yüksek minareli ve çarşılı camiler, çok sayıda ve hareket halinde değişik marka otomobiller vb.…

“Ekmek yerine mermi” dönemi

Militarizm, devlet ve toplum hayatında askeriyenin egemen olması, ulusal ve sınıfsal mücadelelerin ezilmesi için ordunun gücünün ve etkisinin artırılması, devletin bir tür askerileştirilmesi şeklinde tanımlanabilir. Devlet ve onun silahlı gücü olarak ordu, toplumun sınıflara ayrılması ve ekonomik bakımdan güçlü olan sınıfın egemenliğinin bir biçimi olarak ortaya çıkmıştır. Ordu bir sınıfın egemenlik biçimi olan devletin koruyucu ve kollayıcı gücü olarak şekillenmiş ve her toplumun kendine özgü bir nitelik kazanmıştır.…

Darbelerle yüzleşmek

27 Mayıs’la başlayan ordunun siyasete müdahaleleri amaçları, hedefleri ve sonuçları bakımından şöyle siyasal ve toplumsal olgulardan söz edebiliriz. Askeri otoritenin sivil iradeye tabi olmadı, ordunun devleti ve toplumu denetleyici bir fonksiyon üstlenerek halkın oylarıyla iktidar olan partilerle devlet yönetimini paylaştı, bu uzun dönemde siyasetin toplumsallaşması ve toplumun siyasallaşmasının engellendi ve militarizm ülkenin demokratik geleceği ve yeniden yapılanmasının önündeki en büyük engeli oluşturdu. Her seçim…

Ergenekon tarihinden anekdotlar

12 Temmuz 2007'de başlayan ve sonra genişletilerek devam eden İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yeniden görülen 12 yıllık Ergenekon davasında, 1 Temmuz 2019’da karar açıklandı. Daha önceden verilen beraat, görevsizlik ve düşme kararları sonrasında davadaki yargılananlar “silahlı örgüt kurmak, yönetmek, üyelik, yardım ve yataklık” suçlarından beraat etti. Böylelikle bir derin devlet davası daha beratla sonuçlanarak yıllardan beri varlığı ve yokluğu tartışılan Ergenekon örgütlenmesi aklanmış oldu. 12 Eylül’ün önderi olan…

Yeni bir anayasal sistem gerekli

Yaklaşık 140 yıllık ağır aksak yürüyen parlamenter sistem deneyimi tartışılmadan ve gerekli dersler çıkarılmadan 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa değişiklikleri ile terk edildi.  24 Haziran 2018’de yapılan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleriyle Türk tipi denilen Üniter başkanlık sistemine geçildi. Ancak daha üzerinden bir yıl geçmeden başkanlık sisteminin zaafları ve siyaseten yarattığı tıkanıklıklar tartışılmaya başlandı. Anayasa uzmanları ile siyaset bilimcileri daha önceki uyarılarını yeniden dillendirirken,…

15-16 Haziran Direnişi üzerine notlar

İşçi sınıfının dünya görüşü olan sosyalizmi benimsemiş olmalarına ve bu doğrultuda mücadele etmelerine karşın Türkiyeli sosyalistler, işçi sınıfının bilinç, örgütlenme ve mücadele tarihine pek kafa yormazlar. Dahası, ideolojik ve siyasal öncülüğü olmaksızın bir devrim ve sosyalizm mücadelesinin mümkün olmadığını sıkça tekrarlamalarına karşın bunun önemini yeterince kavrayamazlar. Son olarak, içinde bulundukları olumlu ya da olumsuz koşullara karşı kendi konumlarını sadece dar siyasal ve örgütsel platformların içinden bakarak…