15-16 Haziran’da devrimci gençliğin rolü 

50.yıldönümü kutlanan 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi ile işçi sınıfı Türkiye tarihinde ilk defa devlete karşı kitlesel ve militan bir tutum aldı. Kendi tarihinin en büyük direnişini gerçekleştiren işçi sınıfı burjuvaziye korkulu anlar yaşattı. Sınıf ve kitle hareketinin dinamizmini, yaratıcılığını ve gücünü gözler önüne serdi. O güne kadar sosyalist hareket içinde yapılan en temel tartışmayı, (yani işçi sınıfının öncülüğünün ideolojik mi siyasal mı olduğu) noktalayarak adeta “Ben buradayım ve her türlü öncülüğe varım”…

Korona günlerinden notlar-2 

Korona salgını süresince toplumsal dayanışmanın yeni biçimleri ortaya çıktı. Bu yöndeki çabaları toplumsal sorunlara duyarlı olanların dinamik yaratıcılığı olarak ele alınabilir. Dayanışma bir topluluğu oluşturan bireylerin duygu, düşünce ve ortak çıkarlarla birbirlerine karşılıklı olarak bağlanmasıdır. İnsanların yaşadıkları toplumda kurdukları sosyal ilişkilerin yarattığı dayanışma biçimleri genel olarak insanidir, sınıfsaldır ve politiktir. Sosyal dayanışmanın ortaya çıkış biçimleri toplumdan topluma değişiklik…

Korona günlerinden notlar-1 

Korona virüsü salgınında yaşımdan ve kronik hastalıklarımdan (KOAH ve Kalp-Damar) dolayı birinci derecede risk grubundayım. Eşim eczası olduğu için her gün işyerine gidip geliyor. Bu nedenle benden daha fazla riskli bir konumda bulunuyor. Akşamları eşimin eczane deneyimlerinden, halkın salgına karşı gösterdiği tepkilerden ve trajikomik durumlardan söz ediyoruz. Konuştuğumuz halk sağlığı uzmanı arkadaşlarımız salgınla mücadelede “sosyal mesafe ve hijyenin” önemini vurguluyor. Bu iki önlemi çocukluk yıllarımdan biliyorum: …

Abdülhamit monarşisi ve İslam Birliği politikası-4 

Yemen ve Hicaz bölgelerinde valilik yapan Osman Nuri Paşa’nın girişimiyle Hamidiye Alayları ile aynı dönemde Aşiret Mektebi kuruldu. Osman Nuri Paşa saraya sunduğu layiha/tasarı, bölgedeki Arap aşiretlerinin eğitim yoluyla kazanılabileceğini, eğitilen çocukların babalarından sonra aşiretlerine şeyh olmaları yerine bölgelere kaymakam, memur, kaza müdürü gibi görevlere atanarak bölgedeki kabilelerin daha kolay kontrol alına alınabileceğini öngörüyordu. İslam Birliği politikasıyla örtüşen bu projeyi benimseyen Abdülhamit, …

Abdülhamit monarşisi ve İslam Birliği politikası-3

Abdülhamit’in, İslam Birliği politikasından sonraki iki temel projesinden biri Hamidiye Alayları’nın kuruluşu, diğeri de Aşiret Mektebi’nin açılışıydı. Hamidiye Alayları, 1887’de IV. Ordu (askeri tabirle Rus Cephesi) Komutanlığı’na getirilen Müşir Mehmet Zeki Paşa’nın girişimleriyle Rus Kazak Teşkilatı’ndan esinlenilerek 1890’da kuruldu. Hamidiye Alayları Ermeni Sorunu’nun çözümü için reform çabalarının gündemde olduğu bir zamanda kuruldu. Abdülhamit’in İslam Birliği politikasıyla örtüşen bu girişim Ayastefanos ve Berlin…

Abdülhamit monarşisi ve İslam Birliği politikası-2 

1861’de tahta çıkan Abdülaziz döneminde Osmanlı Devleti'nin Hıristiyan halklarının ulusal demokratik mücadeleleri artmaya başladı. Sırbistan’da çıkan isyanlardan sonra Osmanlı Devleti için önemli olan birçok kale, özerkliğini kazanan Sırbistan'a bırakıldı. 1864’de Romanya, önce prenslik haline geldi, daha sonra da özerkliğini kazandı. Slav halkları Rusya’ya ile yakınlaştı. 1866’da Girit adasında ayaklanmalar patlak verdi. 1832’de bağımsızlığını kazanan Yunanistan Krallığı, Girit’i Yunanistan’a katmak için isyanı destekledi. …

Abdülhamit monarşisi ve İslam Birliği politikası-1

İttihat ve Terakki geleneğini sürdüren Kemalist tarihçiler ile Osmanlı mirasını sahiplenen Türk-İslamcı tarihçiler, Abdülhamit dönemini, gerek padişahın kişiliği ve gerekse yaptığı işler bağlamında özgün bir dönem olarak ele alıyorlar. Her iki kesimde Abdülhamit’in kişiliğini, siyasi, askeri ve dini politikalarına özel bir anlam yüklüyorlar. Abdülhamit için kullanılan “Ulu Hakan” ya da “Kızıl Sultan” gibi tanımlamalar hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayan duygusal tepkileri yansıtıyor. AKP ise, yeni Osmanlıcılık politikası…

IMF’nin niteliği ve para verme koşulları

Türkiye’nin ulusalcıları ve bazı sosyalistleri IMF’yi kapitalist emperyalist sistemden ayrı bir yaptırımcı kurum/devlet/iktidar gibi görüyor. Bu nedenle kapitalist emperyalist sistemin baskı, sömürü ve tahakküm biçimlerini irdelemek, cepheden karşı çıkma ve IMF’nin kuruluş amacını sorgulama zahmetine bile katlanmak istemiyor. Yaşanmakta olan ağır ekonomik kriz nedeniyle yeniden gündeme gelen IMF sorunu üzerinde durmak istiyorum.  Uluslararası Para Fonu (IMF) adıyla kurulan bu finanssal kurum kapitalist emperyalist sistemin…

Başkomutanlık ve Tekalif-i Milliye Emirleri Sorunu

Türk-Yunan savaşının yoğun bir şekilde sürdüğü ve Yunan ordusunun Eskişehir’i işgal ederek Polatlı’ya yaklaştığı ve Meclisin Kayseri’ye taşınmasının tartışıldığı ve Türk ordusunun Sakarya nehrinin doğusuna çekildiği bir aşamada, yani 1921 yılının Ağustos ayı başında TBMM’de önemli bir karar alındı.  Korona virüsü ile mücadele kapsamında hükümetin bağış kampanyası başlatmasına karşı çıkan muhalefete Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1921 yılındaki “Tekalif-i Milliye Emirleri’ni hatırlatması ve ikisi arasında benzerlikler kurması…

Kıbrıs sorunu-2

2002’de BM Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs sorununun halli için taraflara kendi adıyla anılan “Annan Planı”nı sundu. Üzerinde yapılan küçük bazı değişikliklerle bu plan 24 Nisan 2004’de halk oylamasına/referanduma sunuldu. Oylama sonucunda KKTC halkının %64,91’i “Evet”, %35,09’u “Hayır”, Rum halkının da %75,83’ü “Hayır”, %24,17’si de “Evet” oyu kullandı. Annan Planı, Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası'nın İngiliz üsleri bölgesi haricinde kalan kısımlarının bağımsız ve federal nitelikte bir devlet olacak…

Kıbrıs sorunu-1

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bir röportajında söyledikleri Kıbrıs sorunu yeniden politik gündem oldu. Akıncı, The Guardian’a demecinde “Kıbrıs’ta bir an evvel federal çözüme varılmazsa bölünmüşlüğün kalıcı hale geleceğini,  federal çözüme varılmaması halinde ‘Kuzey Kıbrıs’ın daha fazla bağımlı hale gelerek Ankara tarafından yutulabileceğini ve de facto bir Türkiye iline dönüşebileceğini” dile getirmişti. “Kıbrıslı Türklerin laik, demokratik ve çoğulcu kimliğini korumak istediklerini’ söyleyen Akıncı’ya karşı AKP, MHP ve…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-4

ÖDP’de yaşananları, ÖDP’den ayrılanlar tarafından 28 Ağustos 2002’da kurulan Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)’de yaşadı. Önce parti içinde çoğunluk gurubu konumunda olan Kurtuluşçulardan bir grup ayrılarak 27 Kasım 2008’de İşçilerin Sosyalist Partisi (İSP)’ni kurdu. (Bu parti yeni bileşenleri ile 24 Haziran 2013’de Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) adını aldı) SDP’nin yerine ise 1 Eylül 2015’de Birleşik Devrimci Parti (BDP) kuruldu. SDP’nin kuruluşundan 2 yıl sonra 25 Ağustos 2004’de  “SDP’de Çoğunluk Grubu Olmak”…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-3

ÖDP’nin çoğulcu birlik yapısını değiştirmeye ve partinin kurucu bileşenlerini tasfiye etmeye çalışan parti yönetimindeki tasfiyeci kliğin yaptırımlarına karşı, parti zemininde demokratik çözüm arama çabalarının somut ifadesi olan bir belge daha sunuyorum. 14 Haziran 2002’de “Parti İçi Demokrasi Hareketi Genişletilmiş Divan Kurulu”na sunulan bu belge şöyleydi:   “Değerli arkadaşlar, Kağıthane toplantısı istenmeyen tartışmalara konu olmakla birlikte, ÖDP'yi yüzyüze kaldığı dağılma durumundan çıkartabilecek bir iradenin…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-2

ÖDP’nin adını “Sol Parti” olarak değiştirdiği kongrede yayınladığı deklarasyonda, “Bu çağrımız, özgür ve demokratik bir ülke ve dünya özlemini yüreğinde taşıyan herkesedir. Katılın, solun etkili gücünü birlikte yaratalım!” diyor. Ancak ÖDP kuruluş sürecinde adı GBK (Geleceği Birlikte Kuralım) gurubu olan, daha sonra “Özgürlükçü Sosyalizm Gurubu” adını kullanan bu grubun, parti yönetiminde çoğunluğu sağladıktan sonra Türkiye sol ve sosyalist hareketinin en geniş çoğulcu birlik projesi olan ÖDP bileşenlerini nasıl tasfiye…

Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-1

ÖDP’nin adını “Sol Parti” olarak değiştirmesini bir kaç yazıyla irdelemek istiyorum. Önce,10 yıl önce ÖDP’den ayrılan bir grubun öncülüğünde aynı adla bir parti kurulmaya çalışıldığını hatırlatarak bir giriş yapmak istiyorum. Bu konuda 8 Aralık 2009’da Günlük Gazetesi’nde yazdığım “Sol Parti ile nereye?” başlıklı yazımı üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan yayınlıyorum. Bu yazı şöyleydi: “Sol Parti ile nereye? Siyasal ve toplumsal süreçlerin birlik ve ayrılık momentleri konjonktüreldir. Bu nedenle “Birlik”, “Ayrılık” ve son…

NATO’ya karşı olan var mı?

Gorbaçov’un başlattığı Glasnost ve Presteorika sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkelerinde reel sosyalizm yıkıldı. SSCB’yi oluşturan 15 federal cumhuriyet Bağımsız Devletler Topluluğu’nun (BDT) bağımsız devletleri oldu. 1991’de Varşova Paktı ülkeleri “Avrupa ile bütünleşme” adıyla bir protokol imzalayarak Varşova Paktı’nı dağıttı. Soğuk Savaş dönemi sona ererken iki kutuplu dünya, tek kutuplu hale geldi. Bu durum, başta ABD olmak üzere, Batı bloğunu temsil eden…

Ekonomi politik üzerine

Facebook’tan bir arkadaşım “Önceden ne güzel ekonomi politik yazıları olurdu, şimdi paso geyik” diyerek özelden bir mesaj atmış. Bu eski dostumun dediği doğrudur. Eskiden felsefe ve ekonomi temelli Marksist eğitim çalışmaları yapılırdı. Marksist felsefe, daha doğrusu Diyalektik ve Tarihi Materyalizm’di. Bu konunun temel kitabı,  Ekim 1966’da Sol Yayınları tarafından yayınlanan Joseph Pulitzer’in “Felsefenin Başlangıç İlkeleri “ kitabıydı. Bu konudaki ikinci kitap ise Bilim ve Sosyalizm Yayınları tarafından Kasım 1967’da…

Cumhuriyetin ilanı ya da tek parti ve tek şef diktatörlüğüne geçiş*

Lozan Barış görüşmelerinin ikinci aşaması devam ederken M. Kemal peş peşe iki önemli karar aldı. Birincisi, 1 Nisan 1923'de BMM seçimlerinin yenilenmesi kararıydı. Anayasaya göre Meclis isterse yasama süresini bir yıl uzatabilirdi, fakat Birinci Meclis'ten bir an önce kurtulmak isteyen M. Kemal erken seçime gitti. İkincisi, 8 Nisan'da Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin “Halk Fırkası” adıyla siyasal bir partiye dönüştürülmesiydi. 9 Eylül'de İçişleri Bakanlığına Genel Başkan M. Kemal ve Genel Sekreter Recep Peker…

Türk solunda sosyal şovenizm ve milliyetçilik

Devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadeleleri tarihi bize göstermiştir ki, burjuva şoven şartlanmalardan kendisini kurtaramamış bir işçi sınıfının ve onun politik örgütlenmeleri ulusal sorun konusunda kendisine düşen görevleri yapamamıştır. Yeterince bilinç ve örgütlülük gösteremeyen egemen ulus işçileri, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı ilkesine sahip çıkmadıkları gibi, buna tepki göstermiş, kendi burjuvazinin “vatan savunması ve ulusal birlik” sloganlarından etkilenerek ulusların eşitlik ve özgürlük mücadelelerine…

Burjuvazinin kutsalına dokunmak

Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesine dayanan ekonomik sistemdir. Serbest piyasa ekonomisi olarak 16. yüzyılda ortaya çıkan kapitalizm, özel mülkiyet, sermaye birikimi, ücretli emek, artı değer sömürüsü ve rekabetçi pazar ilişkisine dayanır. Kapitalizm kendisinden önceki üretim biçimlerinden farklı olarak kendine özgü özel meta üretiminin geçerli olduğu, her şeyin alınıp satıldığı ve her şeyin fiyatının olduğu bir sistemdir. Kapitalizmi tanımı bakımından iki temel…