Öğrencilerde Şiddet Eğilimi: Nedenleri ve Çözüm Önerileri

“Şiddet eğilimi tek bir faktörden kaynaklanmaz, çözümü de tek boyutlu olmamalıdır. Aile, okul ve toplum bu konuda ortak bir mücadele vermelidir.”

Yediden yetmişe neredeyse toplumun her kesimine yayılan şiddet olayları okullarda da farklı değil. Okullarda şiddet son yıllarda daha da arttı. Yaşanan şiddet olaylarına ilişkin korku da giderek artış gösteren bir olgudur artık. Bunun altında aslında şiddet algısının değişmesi de yatıyor. Bir zamanlar geleneksel eğitim içerisinde olağan görülen şey günümüz toplumunda katlanılamaz hâle geldi. Bu değişim, toplumda şiddetin kabul edilemez bir davranış bozukluğu olduğu bilincinin yerleşmesi gibi olumlu bir sonuç yarattı. Bugünlerde etrafımızda olup biten her şeyin sonuçlarına bağlı olarak algımızın değişmesi bundandır. Ancak günümüzde yeni toplumsal sorunlar, bu sorunların yarattığı insan psikolojisi ve birçok neden şiddetin yeniden üretilmesinde rolünü oynamaya devam ediyor.

Şiddet eğilimi daha çok Ortaokul ve Lise öğrencileri arasında görülmektedir. Bu öğrenciler ergenlik dönemindedirler.

Ergenlik, bireyin kimlik arayışıyla dolu karmaşık bir dönemdir. Bu dönemde, birçok genç, kimliklerini keşfederken zorluklarla karşılaşabilir ve bu durum şiddet eğilimlerini tetikleyebilir. Ergenlerdeki şiddet eğiliminin altında yatan birçok neden bulunmaktadır.

Ergenlik dönemindeki hormonal değişiklikler ve beyin gelişimi, gençlerin duygusal dengeyi sağlama yeteneklerini etkileyebilir. Bu durum, dürtü kontrolünün zayıflamasına ve duygusal patlamalara neden olabilir. Özellikle stresli veya travmatik yaşam deneyimleriyle birleştiğinde, bu duygusal dalgalanmalar şiddet eğilimini artırabilir.

Aile içi ilişkiler ve çevresel etkiler ergenlerin şiddet eğilimlerini etkileyebilir. Aile içi şiddet, ihmalkâr bir ebeveyn veya aile içindeki stresli ilişkiler, ergenlerde öfke ve saldırganlık duygularını artırabilir. Ayrıca, arkadaş çevresindeki şiddet içeren davranışlar da gençler üzerinde olumsuz etki bırakabilir ve şiddetin normalleşmesine yol açabilir.

Medya ve dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte ergenlerin maruz kaldığı şiddet içerikli medya ve oyunlar, şiddet eğilimini artırabilir. Sürekli şiddet içeren içeriklere maruz kalmak, gençlerin empati yeteneklerini azaltabilir ve şiddeti çözüm olarak görmelerine neden olabilir.

Medya ve dijital teknolojilerin yaygınlaşması, ergenlerin maruz kaldığı şiddet içerikli medya ve oyunlar da beraberinde artıyor. Bu durum, ergenlerin şiddet eğilimini artırma potansiyeli taşıyor. Sürekli şiddet içeren içeriklere maruz kalmak, gençlerin empati yeteneklerini zayıflatabilir ve şiddeti bir çözüm yöntemi olarak görmelerine yol açabilir.

Şiddet içerikli medya ve oyunların ergenler üzerindeki etkileri:

Sürekli şiddet içeren görüntülere maruz kalmak, ergenlerin başkalarının duygularını algılama ve anlama becerilerini köreltebilir. Bu da başkalarının acısına karşı duyarsızlaşmalarına ve şiddete karşı duyarsızlaşmalarına yol açabilir.

Şiddet içeren medya ve oyunlar, şiddeti günlük yaşamın olağan bir parçası gibi gösterebilir. Bu da ergenlerin şiddete karşı tutumlarını olumsuz etkileyebilir ve şiddet eğilimlerini artırabilir.

Şiddet içeren medya ve oyunlar, ergenlerde öfke ve saldırganlık duygularını tetikleyebilir. Özellikle impulsif ve öfke kontrol problemi yaşayan ergenler, bu tür içeriklerden daha fazla etkilenebilirler.

Şiddet içeren medya ve oyunlara bağımlı hale gelen ergenler, sosyal hayattan izole olabilirler. Bu da sosyal becerilerini geliştirmelerini engelleyebilir ve akranlarıyla sağlıklı ilişkiler kurmalarını zorlaştırabilir.

Şiddet eğilimini azaltmak için çeşitli önlemler alınabilir. Öncelikle, ergenlerin duygusal ve sosyal becerilerini geliştirmeye yönelik programlar ve destek hizmetleri sunulmalıdır. Bu programlar, gençlerin duygularını tanıma, dürtü kontrolü ve çatışma çözme becerilerini güçlendirebilir.

Ayrıca, aile içi iletişim ve ilişkilerin güçlendirilmesi önemlidir. Ebeveynler, çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmalı, empati göstermeli ve olumlu davranışları teşvik etmelidir. Aile içi şiddetin önlenmesi için de destek hizmetleri ve danışmanlık sunulmalıdır.

Son olarak, medya okuryazarlığı eğitimleri düzenlenerek gençlerin medya içeriğini eleştirel bir şekilde değerlendirmeleri sağlanmalıdır. Şiddet içeren medya ve oyunların etkileri konusunda gençlerin bilinçlendirilmesi önemlidir.

Ergenlik döneminde şiddet eğiliminin azaltılması için bireysel, ailevi ve toplumsal düzeyde çeşitli önlemler alınmalıdır. Ancak, bu sürecin uzun vadeli ve kapsamlı bir yaklaşım gerektirdiği unutulmamalıdır. Yalnızca toplumun tüm kesimleri iş birliği yaparak, sağlıklı ve şiddetsiz bir gelecek için çaba gösterdiğinde başarılı olunabilir.

Arslan ÖZDEMİR