İranlı Generalin Öldürülmesi

 

İran’ın Devrim Muhafızlarına bağlı “Kudüs Ordusu” komutanı Kasım Süleymani ve IŞID’ın Şii versiyonu olan Haşdi Şabi birliklerinin üst düzey komutanlarından Mehdi El Mühendis’in ABD’nin bombardımanı sonucu öldürülmüş oldukları doğrulandı. (Mühendis’le ilgili halen belirsizlikler var.)

General Kasım Süleymani, İran İslam rejimi için çok önemli bir isimdi. İran’ın Irak, Süriye, Lübnan, Filistin, Yemen ve nihayet Kürdistan’daki bütün askeri operasyonlarının arkasındaki isimdi. Haşdi Şabi’den Hizbullah ve Hamas’a kadar İran yanlısı bütün bu örgütleri koordine etmekteydi.

Kasım Süleymani içeride de 1999’da İran’daki öğrenci ayaklanmasını kanlı biçimde bastırmasıyla biliniyor. Son olarak Güney Kürdistan’da referandum sonrası Kerkük’ün işgali ve Kürt güçleri arasında çatışmaları provoke etmek gibi uğursuz roller üstlenmişti.

Doğrudan dini lider Hamaney’e bağlı olarak çalışan ve siyasi otoriteden daha güçlü kabul edilen bu ismin öldürülmesi bir İran-ABD savaşına yol açar mı?

Şu anda gerilimin dozu oldukça yüksek olmakla birlikte ben bunun ABD ve İran arasında sıcak bir çatışmaya döneceğini sanmıyorum.

Nedeni de gayet basit;

ABD’nin 1980’den sonraki Ortadoğu’daki bütün askeri hamleleri İran rejiminin yayılma çabaları önlemek ekseni üzerine kurulduysa da, tüm bunlar ironik biçimde İran’ın çok daha güçlenmesine yaradı.

Örneğin Saddam rejiminin yıkılması ve Irak’ın işgali, bu ülkenin neredeyse tamamen İran rejiminin kontrolüne girmesini sağladı. Kürdistan üzerindeki etkinliğini arttırdı. Suriye’ye yapılan askeri müdahale ise İran’ı Rusya ile birlikte Suriye’de belirleyici aktörlerden biri haline getirdi.

İsrail’in Lübnan’a işgali ve FKÖ’nün tasviyesi de İran yanlısı Hizbullah ve Hamas’ın bu boşluğu doldurmasıyla sonuçlanmıştı.

Şimdi ABD ile girişilecek sıcak bir savaş İran’ın bütün bu sessiz ve geniş kazanımlarını tehlikeye sokacaktır. Bunu göze alacaklarını sanmıyorum.

Kuşkusuz öbür yandan da içeride gevşemekte olan Molla rejiminin tıpkı Türkiye’de olduğu gibi milliyetçi duygularla yeniden kenetlenmesine, stabilize olmasına da yarayabilir. Şimdilik ABD ile yüksek dozlu bir gerilim sürdürmek bu iş için yeterli sayılır.

ABD’nin üst düzey iki İran’lı komutanı hedef alması asıl olarak Irak’taki egemenlik savaşıyla ilgilidir. Belli ki ABD’nin Suriye’den çekilmesi ve TC’nin işgaline alan açması; ABD’nin askeri varlığından doğan boşluğu doldurma konusunda İran’ın iştahını artıran bir faktör oldu. Irak’ta son birkaç aydır yaşanan toplumsal olaylar ve siyasi hareketliliğin nedeni İran’ın müdahaleleriydi.

Son olarak ABD’nin Bağdat büyük elçiliği’nin 1979’da Tahran’dakine benzer biçimde basılması ABD’yi harekete geçirdi demek yanlış olmaz. Bu hamle ile ABD, Irak’ta henüz ölmediğini ve İran’ı sınırlayabileceğinin gösterisini yaptı diyebiliriz…

Bir anlamda Trump’un maliyetini taşımak istemediği için Suriye’den çıkma kararı verse bile bunun hemen her yerdeki sonuçlarını göğüslemenin daha büyük bir maliyeti olacağı görülüyor.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları