HOMONGOLOS

“Ezana saygısızlık edildi” yalanı ve bahanesiyle bir takım güruhlar sokağa çıktı ya…

Ben, bu tip “reflekslere” Erzurum’lu yıllardan, yani çocukluğumdan beri tanığım.

Soykırım sonrası Erzurum, Trabzon ve Sivas, Özel Harp Çetelerinin özel karargahları, gericilik merkezleri haline getirilmiş. Zaten alt-yapı hazır… Bir de Teşkilat-ı Mahsusa’ya uzanan bir yarı-resmi milis örgütlenmeleri güçlendirilerek sosyal-siyasal hayata müdahale aracı haline getirilmiş.

60’lı yılların sonunda bunlar “Komünizmle Mücadele Dernekleri” yasal başlığına toplanmıştı. Fethullah Gülen de burada etkin isimlerden biriydi. Sonra o gruplar Ülkü Ocakları içine çekildi… Yaptıkları şey aynıydı… Türk-İslam sentezi ve fanatizmini koruyarak, değişime dönüşüme açık her şeye düşmanlık.

İşte bu ekipler Erzurum’da o yıllarda her yıl düzenli olarak kendi buldukları bir bahane ile Cumhuriyet caddesine çıkar, ellerinde Türk bayrakları, tekbir ve salavat getirerek, listelerinde kim varsa, hangi Avukat bürosu, hangi kitapçı, hangi esnaf varsa camını çerçevesini indirir, bulduklarını döver, tartaklar sonra dağılırlardı.

Birisinde “Komünistler Üniversitede bayrak yakmış!” denir sokağa çıkarlardı.

Öbüründe “Derslerde Allah yoktur demişler!” olurdu…

Duyduğum en ilginç iki yürüyüş gerekçesi de şuydu:

“Eğitim Enstitüsündeki solcular HOMONGOLOS diye bir dergi çıkarmışlar veya dağıtmışlar. Homongolos ne demek? Gavurca bir kelime ve sondaki LOS’u çevirdin mi SOL oluyor. Demek Erzurum’a komünizmi getirmek istiyorsunuz!”

Enstitüdeki kızların bazıları tırnak uzatıp oje sürerlermiş. Hem de KIRMIZI ! İşte size komünizm tehlikesi!..

Şaka değil, bu gerekçeyle sokağa çıkan kurtarıcılar sağı solu kırıp dökerler, terör estirirler. Maksat kimse göz açmasın!

Bir keresinde bu gürüh benim yazı yazdığım DEVRİM gazetesine de daldılar! Ellerinde sopalar falan da var. İçlerinden biri “o Recep Maraşlı nerede, içeride mi?” diye hışımla sordu.

Ufak tefek, matbaa çırağı kılıklı birinin Recep Maraşlı olduğunu ne bilsinler. Beni kerli-ferli bir herif sanıyorlardı demek ki…

“- Kimse yok, sadece ben varım.” dedim, çekip gittiler.

Bir zamanlar doğunun modern yaşam ve üretim merkezleri olan bu kentler böyle böyle yozluğun-yobazlığın merkezleri haline getirildi. Şimdi aynı şey Türkiye’nin tamamına aynı yöntemlerle egemen kılınıyor…

Bunları da beğenebilirsin