Ekonomist Aziz Çelik, emekli aylığı tartışmalarının “prim, aktüeryal denge ve nemalandırma” eksenine sıkıştırılmasının bilinçli bir yanılsama olduğunu belirterek, emekliliğin bireysel birikime değil kamusal kaynaklara ve kuşaklar arası dayanışmaya dayalı bir sosyal hak olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
“Aktüeryal Hesap Tuzağı”: Sosyal Güvenlik Yanılsaması
Ekonomist Aziz Çelik, X (eski Twitter) hesabı @Emegin_Halleri üzerinden yaptığı kapsamlı paylaşımda, emekli aylıklarının prim ve aktüeryal hesaplara indirgenmesinin “sosyal güvenlik sistemini özel sigortacılık mantığına hapsetmek” anlamına geldiğini ifade etti. Çelik, “Şu kadar prim ödedik, bu kadar düşük aylık alıyoruz” ya da “Primler bankada değerlendirilseydi daha fazla maaş olurdu” gibi söylemlerin sosyal güvenlik sisteminin doğasına aykırı olduğunu belirtti.
Çelik’e göre modern sosyal güvenlik sistemi, bireysel birikime dayalı bir “birikim modeli” değil; dağıtım esaslı (pay-as-you-go), kamu katkısı içeren, kuşaklar arası dayanışmayı esas alan karma bir yapıdır. Bu nedenle emekli aylığının yalnızca ödenen primler üzerinden hesaplanması, sistemi bilinçli olarak daraltan ideolojik bir çerçeve yaratmaktadır.
Somut Hesaplar: “İnsanca Aylık Aktüeryal Olarak Mümkün Değil”
Aziz Çelik, iddialarını teorik değil, sayısal örneklerle temellendirdi. Asgari ücret üzerinden (brüt 33 bin TL) aylık 6.600 TL prim ödeyen bir çalışanın, 30 yıl prim yatırıp 30 yıl emekli maaşı aldığı varsayımıyla yaptığı aktüeryal hesaplara göre:
- Yıllık %2 reel getiriyle: 11.955 TL,
- Yıllık %3 reel getiriyle: 16.020 TL,
- Yıllık %4 reel getiriyle: 21.406 TL emekli aylığı mümkün olabiliyor.
Çelik, %4 Reel getirinin dahi iyimser bir senaryo olduğunu vurgulayarak, “Sadece primlere dayanarak insanca bir emekli aylığı ödemek matematiksel olarak mümkün değildir” dedi. Bu nedenle primlerin nemalandırılmasını merkeze alan her yaklaşımın, kaçınılmaz olarak tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) ve bireysel emeklilik modellerine kapı araladığını ifade etti.
“Mesele Prim Değil, Pastadan Alınan Pay”
Çelik’e göre asıl tartışılması gereken konu, primler değil emeklilerin milli gelirden (GSYH) aldığı pay. Emekli aylığının bir “sigorta getirisi” değil, kamusal ve sosyal bir hak olarak tanımlanması gerektiğini savunan Çelik, şu vurguyu yaptı:
“Emekli aylığı kamu harcaması olarak ödenmelidir. Herkes emekliliğinde asgari bir gelire kavuşmalı; bunun üzerine çalışma süresi ve ücret düzeyine göre farklılaşan bir aylık sistemi kurulmalıdır.”
Çelik, mevcut aktif-pasif oranları ve primli sistemle insani bir emekli aylığının mümkün olmadığını belirterek, çözümün doğrudan bütçe kaynaklı, kamusal bir emeklilik modelinden geçtiğini ifade etti.
Siyasal Eleştiri: “Devlet Şirket Gibi Yönetiliyor”
Aziz Çelik, AKP döneminde kurulan sosyal güvenlik modelinin, emeklilerin “pastadan aldığı payı bilinçli olarak düşürdüğünü” savundu. Sistemin özünün devleti ve SGK’yi bir şirket gibi görmek olduğunu belirten Çelik, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı.
“Arabayı atların önüne koymamak lazım” ifadesini kullanan Çelik, teknik aktüeryal tartışmaların sorunun özünü perdelediğini belirterek, çözümün açık olduğunu söyledi:
Emekliler için daha fazla kamu kaynağı ayırmak.
NHY / Aziz Çelik, X paylaşımı (@Emegin_Halleri)
- Bugün Özer, Yarın Bahçeli Mi? Yargının Eğilip Bükülen Terazisi - 24 Ocak 2026
- Aziz Çelik: Emekli Aylığı Prim Değil Kamu Hakkıdır - 23 Ocak 2026
- Ahmet Özer’e 6 Yıl 3 Ay: Yargı Kararı Demokrasi Tartışmasını Alevlendirdi - 23 Ocak 2026
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
















