Başkomutanlık ve Tekalif-i Milliye Emirleri Sorunu

Türk-Yunan savaşının yoğun bir şekilde sürdüğü ve Yunan ordusunun Eskişehir’i işgal ederek Polatlı’ya yaklaştığı ve Meclisin Kayseri’ye taşınmasının tartışıldığı ve Türk ordusunun Sakarya nehrinin doğusuna çekildiği bir aşamada, yani 1921 yılının Ağustos ayı başında TBMM’de önemli bir karar alındı.  Korona virüsü ile mücadele kapsamında hükümetin bağış kampanyası başlatmasına karşı çıkan muhalefete Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1921 yılındaki “Tekalif-i Milliye Emirleri’ni hatırlatması ve ikisi arasında benzerlikler kurması kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Muhalefetin yetirince irdelemekten kaçındığı ve Cumhuriyet tarihinde “Başkomutanlık ve Tekalif-i Milliye Emirleri Sorunu” olarak yer alan bu konu üzerinde kısaca durmak istiyorum.

Meclis’in gizli oturumunda üzerinde ciddiyetle tartışılan başkomutanlık, yani aynı zamanda Meclis Başkanı ve hükümetin başı konumunda olan M. Kemal’e verilen yetkiler üzerinde duruldu. Bazı milletvekilleri M. Kemal’in gücüne güç katacak olan bu karara çekinceli yaklaşmış ve ileride yaratacağı yönetsel sorunlara dikkat çekmişti. Çeşitli tartışmalardan sonra, 5 Ağustos 1921 tarih ve 144 sayılı Kanunla aynı zamanda Meclis Başkanı olan M. Kemal Başkomutan seçildi ve 3 ay süreyle Meclis’in tüm yetkileri verildi. Meclis’in yetkilerine tek başına sahip olarak M. Kemal Başkomutan seçildi. Yani, M. Kemal’in tek başına vereceği her karar kanun hükmünde olacaktı.  Yani aynı zamanda Meclis ve hükümet başkanı olan M. Kemal kanun gücünde emir verme yetkisine sahip olan Başkomutan olarak tek adam rejiminin başı olmuştu. 144 Sayılı Kanuna göre “Başkumandan, ordunun maddi ve manevi kuvvetini azami surette tezyit ve sevkü idaresini bir kat daha tarsin hususunda TBMM’nin buna müteallik selahiyetini Meclis namına fiilen istimale mezundur.”

Başkomutan olan Mustafa Kemal, vakit geçirmeden 7-8 Ağustos 1921’de ordunun silah, cephane, yiyecek, araç-gereç ve çeşitli donatım ihtiyaçlarını karşılamak için, Başkomutan sıfatıyla her biri kanun niteliğinde olan Tekalif-i Milliye Emirleri(Milli Yükümlülükler Emirleri)’ni çıkardı. 10 ayrı başlık ve 55 maddeden oluşan ve çok geniş bir kapsamı olan Tekalif-i Milliye Emirleri, bir taraftan ayni vergi ve hizmet vergisi şeklinde iki ayrı uygulamayı ve aynı zamanda toplumsal yaptırımları içeriyordu. Tekalif-i Milliye Emirleri, Yunan Ordusu’na karşı topyekun bir savaşın başlatılması hazırlıkları mahiyetindeydi. M. Kemal, Nutuk’ta (12.bölüm) “Başkumandanlığı fiilen deruhte ettim” diyerek Emirleri 10 madde halinde şöyle özetlemişti:   

“1 Sayılı emrimle, her ilçede birer Tekalif-i Milliye Komisyonu” kurdum. Bu kurullarca toplanan şeylerin ordunun çeşitli bölümlerine dağıtımını düzenledim.

“2 Sayılı emrimle, göre yurtta her ev, birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp Tekalif-i Milliye Komisyonu’na verecekti.

“3 Sayılı emrimle, tüccar ve halk elinde bulunan çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik, erkek elbisesi dikmeye elverişli her türlü kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, vaketo, taban astarlığı, sarı ve siyah meşin, sahtiyan, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, belleme, kolan, kaşağı, urganlardan % 40’na, parası sonra ödenmek üzere el koydum.

“4 Sayılı emrimle, eldeki buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mumların da yine % 40’na, parası sonra ödenmek üzere el koydum.“5 Sayılı emrimle, ordu için halktan alınan taşıtlardan geriye kalanların da ayda bir kez ve parasız olarak yüz kilometrelik bir uzaklığa dek askeri ulaştırma işlerinde çalıştırılmasını zorunlu kıldım.

“6 Sayılı emrimle, ordunun yedirilip giydirilmesine yarayan bütün terkedilmiş mallara el koydum.

“7 Sayılı emrimle, halkın elinde bulunan savaşa elverişli bütün silah ve cephanenin 3 gün içinde hükümete verilmesini istedim.

“8 Sayılı emrimle, benzin, vakum, gres yağı, makine yağı don yağı, saatçi ve taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinesi, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan ve bunlara benzer gereçlerin ve zaç yağının % 40’na el koydum.

“9 Sayılı emrimle, demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci saraç ve arabacılarla bunların işliklerinin iş çıkarma güçlerinin, kasatura, kılıç, mızrak, eğer yapabilecek ustaların adlarıyla sayılarının ve durumlarının saptanmasını sağladım.

“10 Sayılı emrimle, halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabaları ile kağnı arabalarının bütün donatımı ve hayvanları ile birlikte; binek hayvanlarının, top çeker hayvanlar, katırlar, yük hayvanlarının, deve ve eşeklerin % 20’sine el koydum.

“Baylar, emirlerimin ve bildirdiklerimin yerine getirilmesi için kurduğum İstiklal Mahkemeleri’ni Kastamonu, Samsun, Konya, Eskişehir (Eskişehir düşman işgaline uğrayınca buraya İstiklal Mahkemesi gönderilememiş, fakat bunun yerine 8 Eylül’de Yozgat’a İstiklal Mahkemesi gönderilmişti) bölgelerine gönderdim. Ankara’da da bir mahkeme bulundurdum.”

İstiklal Mahkemeleri, emirlerin uygulanabilmesini ve cephe gerisinin güvenliğinin sağlanmasını sağlamak için aynı zamanda asker kaçakları, casus, bozguncu, düşmana yardım eden, görevini kötüye kullanan, isyan, soygun suçlarını işleyenlere karşı idamlar dahil çok ağır cezalar uyguladı.

Muhalefetin çeşitli itirazlarına rağmen 3 aylık sürelerle üç kez uzatılan bu olağanüstü yetkilerden yasama ile ilgili olanı TBMM tarafından 20 Temmuz 1922 tarihinde geri alındı. Ancak Başkomutanlık konusundaki mevcut düzenlemeye dokunulmadığı için, M. Kemal bu kanuna dayanarak Başkomutanlık görevini 1924 Anayasasının yürürlüğe girmesine kadar fiilen kullanmaya devam etti. Yeni Anayasada ise, “TBMM’nin yüce varlığından ayrılmaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur” şeklinde tanımlanan Başkomutanlık, M. Kemal tarafından Cumhurbaşkanı olarak ölünceye kadar sürdürüldü.

Şaban İBA
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları