“Barış”ın simgesi pipo…

Akademisyen bir anne ve emekli öğretmen bir babanın çocuğu olan Can Tekin, KOSGEB desteği ile bir pipo atölyesi açtığını Türkiye’de gül kökünden pipo yapan usta sayısının bir elin beş parmağını geçmediğini belirtti. Ankara’da başka pipo atölyesinin olmadığını ifade eden Tekin, pipoya olan merakının çocukken sapan tutkusunun neden olduğunu söyledi.

Kızılderililer “Barış Çubuğu” adını verdikleri pipolarıyla barışı simgelerler. Kızılderililer barış çubuğunu yakar, bir nefes çeker, sonra da “Barış Çubuğu”nu karşı tarafa uzatırlarmış. Taraflar çubuğu tüttürdükten sonra, barış sağlanmış olurmuş. İşte bu hikâyeden yola çıkarsak pipo bir tütün içme aracının ötesinde bir kültür ve yaşam biçimi. Pipo, dinginlik, huzur ve bilgeliği de çağrıştırır. Ünlü düşünür Albert Einstein’ın piposunu bir eşyadan öte gördüğü söylenir. Onun için pipo, bir sanat ve hayat tarzıydı. İşte pipo üretmek te Can Tekin için hayat tarzı olmuş. Tekin, akademi hayatını yarıda bırakarak hobi olarak başladığı pipoyu mesleği haline getirdi. Çocukluktaki sapan tutkusu yetişkinlik döneminde pipo tutkusuna dönüşmüş. Hiç parası yokken oluşturduğu proje ile KOSGEB’e başvuran Tekin’in pipo projesi 3 dakikada onaylanmış. Tekin, bizlere pipo ile tanışma sürecini ve hikâyesini anlattı.

Kendinizden bahseder misiniz?

1986 yılında Ankara’da doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi TED Koleji’nde okudum. Liseden sonra çok sevdiğim mesleği yani denizci olabilmek için Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ni tercih ettim. Akabinde aynı üniversitede Su Ürünleri Fakültesi’nde yüksek lisansa başladım. Aynı zamanda hobi olarak dalgıçlık yapıyordum. Bir süre sonra dalgıçlığı meslek haline getirdim. Balık çiftliklerinde uzun bir süre dalgıç olarak çalıştım. İşin tehlikeli olması nedeni ile dalgıçlıktan vazgeçtim. Türkiye’de insan sağlığına yeteri kadar önem verilmiyor. Gerekli kontroller yapılmıyor. Ekipman eksikliği çok, kara düzen işleyen bir sistem var. Dalış işi de öyle şakaya gelecek bir iş değil. Dalış esnasında başınıza kaza bir kere gelir ikincisi olmaz. 6-7 yıl dalgıçlık yaptım. Hala yazları hobi olarak dalışa devam ediyorum. Sonrasında yüksek lisansı tez aşamasında bırakarak Ankara’ya geldim. Bu sefer de Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü’nde yüksek lisansa başladım. Burada çok mutsuzdum bu nedenle en sevdiğim ve yaşamım boyunca yapmak istediğim işi yarım bıraktım.

SAPAN YAPARAK BAŞLADIM

Hobi olarak biraz kil biraz ahşap oymacılığı yapıyorum. Ahşap oymacılığına sapan yaparak başladım. Babam, balıkçıydı. Çocukluğumda babam ile birlikte hafta sonlarında balık tutardık. O balık tutma maceralarım esnasında sapanla oynamayı çok seviyordum. Dedem de köy enstitüsü mezunu. Dedemden de çok şey öğrendim. Tamirat işlerini dedem ile birlikte yapardık. Biraz da el yatkınlığım oradan geliyor. Çocukluğum duvara sıva çekmek, ağaç budamak ve bahçeyi çapalamakla geçti. Ahşap oymacılığı yaptığım ilk zamanlar anahtarlıklar yapmaya başladım. İnsan portresinden yaptığım ilk anahtarlıkları arkadaşlarıma ve dostlarıma hediye ediyordum. Ahşaptan sonra da biraz kille de uğraştım.

AKADEMİDEN PİPOYA EVRİLEN YAŞAM

Piponun ile nasıl tanıştınız?

Baktım el becerim yüksek bir şeyler yapabiliyorum. Bir gün uzun zamandır bir türlü cesaret edemediğim (pahalı olmasından kaynaklı) oymacılıkta kullanılan elektrikli bir oyma aleti aldım. Sonrasında bu aletle ne yapabilirim diye düşündüm. Aleti aldım ama bir şey mi zımparalayayım bir şey mi oyayım bir türlü karar veremedim. Sonrasında babamın pipoları olduğu aklıma geldi. Bizim de kuzenimle öyle ergenlik döneminde bir pipo deneyimimiz olmuştu. O zamanlar sosyal medya olmadığı için kimden öğreneceksin. Öğreten yok, bilen yok, kuzenimle bir pipo almıştık içmeyi becerememiştik. Pipoyu ilk defa babamda görmüştüm. Ondan sonra düşünürken neden olmasın deneyeyim dedim ne kaybederim. Tabii bu işi profesyonel yapabilmek için büyük bir yatırım gerekiyor. O süreçte hiçbir şey bilmiyorum internette araştırıyorum. Bir inşaattan kalas aldım. O kalası evde kesip pipoya benzetmeye çalıştım. Pipo işi sanat değil zanaat işi. Ondan sonra biraz ilerletmeye başladım. O zamanlar yüksek lisans öğrencisiydim ailemden destek istedim tabi akademiyi bırakıp pipoya yönelmeme tepki gösterdiler. Anne akademisyen baba da öğretmen olunca akademide olmamı istediler. ‘Sen akademisyen çocuğusun akademisyen ol’ dayatmasında bulundular.

ATÖLYEYİ KOSGEB DESTEĞİ İLE AÇTIM

Atölye açtığım zaman eğitimi yarıda bırakacağım için ailem çok endişelendi. Karşı çıktılar çok da sorun yaşadık bu konuda. Ailemden destek alamayınca alternatif kaynak yaratmaya çalıştım. Ben bu işi seviyorum çok da keyif alıyorum. Nasıl yapabilirim diye düşündüm. Atölyeyi açmadan önce amatör olduğum dönemde gerçek malzemelerle pipo yaptım. Önce gül kökü temin ettim. Ağızlık kısmını da kendim yaptım. Baktım yapabiliyorum ondan sonra, Türkiye’deki ustalarla iletişime geçtim. Denemeler devam etti sonrasında bu işi profesyonel olarak yapacaksam benim bu ekipmanı almam gerekiyordu. Ekipmanı alacak param da yoktu ve KOSGEB’e başvurdum.

PROJEM ÜÇ DAKİKA İÇİNDE KABUL EDİLDİ

Üç günlük bir kursa gittim sonrasında bir proje hazırladım üç dakika içerisinde kabul edildi. Gül kökünden yani ahşaptan pipo yapan usta sayısı bir elin beş parmağını geçmez. KOSGEB’e başvurduktan sonra hibe aldım. Daha profesyonel hale getirdim atölyemi. Halen daha öğreneceğim çok şey var. Yurtdışındaki ustalara mail atarak sırlarını öğrenmeye çalıştım. Çünkü herkesin bir stili var. Birçok aşamadan geçiyor. Birçok kişi çok paylaşmak istemiyor bilgilerini en azından o kritik noktaları kimse ile paylaşmak istemiyorlar. Sonraki süreçte deneme yanılma yoluyla devam etti.

ANKARA’DA BİR İLK!

Ankara’da pipo yapan benden başka kimse yok. Atölyemi ilk açtığımda Vatikan Konsolosluğu’nun Özel Kalem Müdürü beni aradı. Randevulaştık akabininde hemen bana bir pipo siparişi verdi. ‘Yapabilir misin?’ diye sordu ben de ‘Niye yapmayayım’ dedim. Sonra baktım ki yapılabilecek en zor piponun siparişini vermiş. Baya uğraştım denedim olmadı denedim olmadı. Arada sırada ziyarete geliyordu ‘Ne oldu benim pipo’ diyordu. Ben de ‘Tam bitiremedim’ diyordum. Gösteremiyorum çünkü gösterecek bir ürün yok bir türlü bir ürün ortaya çıkaramadım. Bu esnada sürekli denemeler yapıyorum. Sonrasında ‘Bu benim yapmaya çalıştığım en zor pipoydu’ ‘Biliyorum’ dedi. Aslında bana tecrübe katmak istemiş bu nedenle öyle bir pipo siparişi vermiş. Ondan sonraki süreçte de ona 3-4 pipo daha yaptım. Pipolarının tamirini ve bakımını da yaptım. Ondan çok şey öğrendim. Lületaşının ustası çok. Lületaşı Afrika’nın bazı bölgelerinde de çıkıyor bir kaç çeşidi var. Pipo yapımına en uygun taş Eskişehir’den çıkıyor. (Lületaşına Viyana ya da Avusturya taşı da deniliyor. Avusturyalı sanatçılar lületaşı ile heykel ve pipo yapıyorlar.) 1980 döneminde lületaşının ihracatı yasaklanmış. Tabi oradaki madencilerin para kazanma ihtimali kalmamış. O dönem bir kaç kişi Avusturya’ya gidip kataloglar getirmiş. Kataloglara bakıp biz bunu yapabiliriz demişler. Deneye deneye lületaşından pipo yapmışlar. Türkiye’de lületaşından yapılan piponun ustası çok. Ama ben ahşaptan pipo yapıyorum.

PİPO GÜL KÖKÜNDEN YAPILIYOR

Piponun hammaddesi nedir?

Gül kökünden yapılıyor. Gül kökü, Akdeniz ülkelerinde yetişen bir bitkinin yumrusu. Türkçesi aslında ağaç fundası. Gül kökü, Cezayir, İtalya, Fransa ve Yunanistan’dan ithal getirtiliyor. Aslında Türkiye’de de olduğu söyleniyor ama bunu çıkartıp işleyen yok. Sadece Akdeniz çevresinde var. 800-900 rakımında yetişen bir funda türü. Buna süpürge otu da diyorlar onun çok yakın akrabasının toprak altı yumrusu. Gül kökü ile alakası yok çevirirken muhtemelen ağaçların damarları benzediği için gül kökü denilmiş.

İlk pipo çamurdan mı yapılıyor?

Evet kilden yapılıyor ilk pipo. İlk önce ateşle pişirilen çamurdan pipo üretilmiş; fakat hassas olan kil hem ısınmış hem de çabuk deforme olup kırılmış. Ahşap pipo yapımı 19’uncu yüzyılda yapılmaya başlanmış. İlk olarak İngiltere’de restoranlarda müşterilere yemek sonrası tütünü ile birlikte tek kullanımlık pipolar ikram edilmiş.

FİYATINI, GÜL KÖKÜNÜN KALİTESİ BELİRLİYOR

Bir piponun yapımı ortalama ne kadar zamanınızı alıyor?

Pipoya göre değişiyor. Piponun bütün aşamalarını kendim yapıyorum. Piponun ağızlık kısmında ebonit denilen özel bir plastik kullanılıyor. Ebonit, Almanya’dan ithal ediliyor. En iyi ebonit Almanya’da üretiliyor. O yüzden ben de Almanya’dan getirtiyorum. Ebonit, çubuk şeklinde geliyor.

Piponun fiyatları nasıl belirlenir?

Sipariş üzerine çalışıyorum. Yapılan piponun fabrikasyon olup olmadığı çok önemli. Gelen kökün menşei çok önemli. Fiyat konusunda kökün kalitesi en belirleyici unsur. Çünkü pipo da fiyat aralığı çok yüksek. 3 Euro da yapılacak bir kök çıkıyor 80 Euro da, 130 Euro da. Bu fiyatlar sadece piponun ham maddesi için geçerli bu fiyatlarda işçilik yok. Tabi biraz da pipoyu yapan ustanın bilinirliliğinin olması gerekiyor. Bir piponun fiyatı 50 Euro ve 10 bin Euro arasında değişiklik gösterebiliyor. Ustaların tanınıyor olması çok önemli fiyatı aslında usta belirliyor. Picasso ile bir resim öğretmeninin yaptığı resmin arasındaki fark gibi.

TÜRKİYE’YE PİPO TÜTÜNÜ İTHAL EDİLMİYOR

Camdan ve lületaşından da pipolar var ama en çok ahşap tercih ediliyor bunun sebebi nedir?

Cam ve lületaşında hammaddeye ulaşmak daha kolay. Ama özellikle lületaşını tercih edenler var. Bir pipoyu kullanmak için dinlendirmek gerekiyor çünkü nemli olabiliyor. Aynı pipoyu sağlıklı bir şekilde uzun ömürlü kullanmak istiyorsanız 3-4 gün dinlendirilmesi gerekiyor. Yeri geldiği zaman gerekirse 1 hafta dinlendirmek gerekiyor pipoyu. O bekleme süreci esnasında bir haftalık setler önerilir. O süreçte piponun kuruması öngörülür. Lületaşında böyle bir handikap yok. Lületaşının nikotini emdiği söyleniyor. Lületaşı kullanıldıkça sararır. O sarartılar lületaşı pipoların kıymetli olduğunu gösterir. Avrupa’da ve Amerika’da genellikle ahşap tercih ediliyor. Ahşap pipolar fiyat olarak daha pahalı. Çünkü ahşapta işlem daha uzun ve meşakkatlidir. Ahşabın işçiliği çoktur.

Albert Einstein, pipo içmesinin nedenini düşüncelerini sakinleştirmek olduğunu söylermiş. Albert Einstein’ın pipo içerken daha iyi düşündüğü daha kontrollü olduğu söylenir. Türkiye’de piponun yaygınlaşmamasının en büyük dezavantajı Türkiye’ye pipo tütün ithalatının olmaması.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları