Ankara’ya yeni tiyatro merkezi kuruldu

Azin Mokhtari, Omid Darvishi ve Çağlar Maçkalı’nın bir araya gelip kurduğu Acil Tiyatro Sanat Merkezi Ankara’daki sayılı tiyatro salonlarından biri olmaya aday. Onlarca oyunun sahneye konduğu Acil Tiyatro klasik eserlerden, modern tiyatro oyunlarına kadar geniş bir oyun repertuarına sahip. Özellikle usta oyuncularda iddialı performanslar izleyebileceğiniz tiyatronun yeri Kızılay Kumrular Caddesi’nde.

Ankara’nın en gözde sokaklarından Kumrular’a konuşlanan Acil Tiyatro hem tiyatro hem de sahne olarak kullanılıyor. Kendi deyimleriyle “Anlatılacak çok hikâye, az zaman var.” diyerek yola çıkan farklı karakterlere ve özelliklere sahip Azin Mokhtari, Omid Darvishi ve Çağlar Maçkalı’nın göz bebeği bu mekân. Tiyatro oyuncusu Omid Darvishi, “Önce hayalle başladı her şey, düşledik ve Ankara’ya yeni bir tiyatro sahnesi kazandırdık. Bu sezon “Kürek”, “Ferhat ile Şirin”, “Madox ile Üç Gece”, “Güler misin Ağlar mısın”, 21’inci Akşam Yemeği” gibi oyunlar repertuarlarımızda ağırlıklı olarak yer alacak.” dedi. Darvishi ile Acil Tiyatro’yu ve düşlerini konuştuk.

  • Acil Tiyatro Sanat Merkezi açma fikri nasıl oluştu?

Eşim Azin Mokhtari ve Çağlar Maçkalı ile 2018 yılının Şubat ayından beri birlikte çalışıyoruz. Ama mekânın kurulmasında ilk adımı Çağlar Maçkalı attı. Çağlar, start verdikten sonra ben ve eşimde şubat ayında dahil olduk. 2018 yılının mayıs ayı itibariyle de dernek olduk. Buranın kurulmasının en büyük sebeplerinden biri de hepimizin tiyatro mezunu olması. Üçümüz de senelerce ‘Burada mı yoksa şurada mı tiyatro yapsak’ demektense artık mekânımız olsun dedik. İstedik ki bütün zaman dilimimizi tiyatroya ayıralım. Bize ait bir mekânda üretmek istedik. Şu an düşlerimizi gerçekleştiriyoruz. Bütün zamanımızı tiyatro salonunda geçiriyoruz diyebilirim. Mesela, “Ferhat ile Şirin” gece saat 00.00’de ortaya çıktı. Güzel bir proje olacağına sabaha doğru ancak karar verebildik. Sonrasında da oyunun startını verdik.

  • Niye ‘Acil’ ismini tercih ettiniz?

Aslında isimde biraz ironi yaptık. ‘Acilen sanat’ dedik. Her şeyi hızlı bir şekilde üretime geçirelim istedik. Zamanla yarışıyoruz. Herkesin şu an acilen sanata ihtiyacı var diye düşünüyoruz bu nedenle “Acil” dedik. Evet her dönemde sanata ihtiyacımız var ama özellikle şu an daha da ihtiyacımız var.

İRAN’DAN TÜRKİYE’YE

  • Eğitim durumunuzu Türkiye’de mi tamamladınız?

Eşim ve ben İran’da lisans eğitimimizi aldık. Ben oyunculuk üzerine eşim de tiyatro yazarlığı üzerine eğitim aldı. Zaten sınıf arkadaşıydık. İran’da tanışıp evlendik sonrasında ise Türkiye’ye yüksek lisans için geldik. Ben Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Tiyatro Bölümü’nde eşim de Gazi Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümü ve Ankara Üniversitesi’nde Yaratıcı Drama alanında yüksek lisansına devam etti.

Çağlar da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu. Türkiye’ye 2009 yılında geldik. Üçümüzde tiyatro mezunuyuz ama hedefimiz gerçekten sevdiğimiz işten ziyade tiyatroyu ayakta tutmak. Çünkü üçümüz de de tiyatro sevdası var. Film konusuna da yavaş yavaş giriş yapıyoruz. Buranın bünyesinde çektiğimiz bir kaç kısa film çalışmasını yarışmalara gönderdik. Bu tarz çalışmaları daha da büyüteceğiz. Bir sonraki durağımız ise uzun metrajlı film projeleri.

Yazın uzun metrajlı film projemizin startını vereceğiz. Sinemaya da büyük bir  ilgimiz var. Acil Tiyatro Sanat Eğitim Kültür Derneği’ni her haliyle büyütmeye çalışıyoruz yani sadece tiyatro değil Acil’de diğer sanat dallarının da olmasını istiyoruz. Bir arkadaşımız daha var bizimle beraber. Batu Ergün o da opera mezunu. İtalya’da yüksek lisans yaptı. Bize opera, şarkı ve müzik konusunda yardımcı oluyor. Burada bir aile olduk bu aileyi giderek büyütüyoruz. 7 ay içerisinde 33 kişiyi bir araya getirmek büyük bir başarı bunun sebebi ise aile olmamızdan kaynaklanıyor.

BİZİM İÇİN SEZON KAPANMADI

  • Acil Tiyatro ne zaman faaliyete geçti?

Mekânın açılma sürecinde çok meşakkatli bir süreçle karşılaştık. Ama bizce değer… Halen bir çok eksiğimiz var ama zaman içinde eksikliklerimizi çözeceğimize inanıyorum. Yazın tiyatro sezonu kapanıyor ama biz dernek olduktan sonra Temmuz ayında çalışmaya başladık. İlk oyunumuz Coşkun Irmak’ın “50 Metre Yüksekten İçi Su Dolu Konserve Kutusuna Balıklama Atlama” oyunuyla Ankaralı sanatseverleri selamladık. Ben ve eşim Azin Mokhtari oynuyordu. Oyun iki kişilikti. Oyun büyük bir ilgi gördü oyunun biraz romantik havası bir vardı. Trajik komik bir hikâyeydi. Yaz boyunca oynamaya devam ettik ta ki sezon açılana kadar. Bizim için hiçbir zaman sezon kapanmadı…

HER AYIN 21’İNDE 21’İNCİ AKŞAM YEMEĞİ

Ekim ayında ise “Madox ile Üç Gece”yi oynadık. Oyunu hem çevirdim hem de yönettim. 5 kişilik bir oyundu prömiyerimizi yaptık. Madox, bir şehirdeki herkesle 3 gün geçiren esrarengiz bir adamın hikâyesini anlatıyor. Herkesin tanıdığı ancak ismini dahi bilmediği bir yabancıyı konu ediniyor oyun. Evren ve yansımaları üzerine Mattei Visniec’in yazdığı oyunun hem çevirisini hem de yönettim.

Bu arada deneysel bir oyunumuz daha vardı. “21’inci Akşam Yemeği”. Her ayın 21’inde Akşam Yemeği’ oyununu oynuyorduk. Oyunu yazıp yöneten Azin Mokhtari. 2 aydır oynamıyoruz listeden çıkardık kaldırmış değiliz tabi ki. Yetişemediğimizden kaynaklı ara vermek zorunda kaldık.

Bu seferde komedi bir oyun “Kürek” ile girelim dedik. Yanlış anlaşılmış bir çiftin yer yer komik yer yer ise hüzün dolu hikâyesiyle birlikte bir kültür karmaşasının yaşandığı bu hikâyede bizden olan ve bizden uzaklaşmış olan her şey mevcut. Suya düşen hayaller… Ortaya çıkan sahte kimlikler… Ve içine düşülen komik durumlar… Volkan Taha Şeker’in yazdığı bir saatlik Batılılaşma sevdası ve “Amerikan Rüyası” eleştirisi niteliğindeki bir komedi oyunu diyebiliriz.

Sonraki süreçte yine realist bir oyun koymak istedik sahneye. Bu seferde benim yazıp yönettiğim “Güler misin Ağlar mısın” oyunu ile seyirci karşısına çıktık. Oyun, 3 kişilik bir oyundu 5 dakika güldük 5 dakika da ağladık. İhanet, aşk, ve dostluğun bazen şiddetli bir kavgaya bazen de sıcak bir kardeşliğe dönüştüğü bu hikâyede, birbirini tanımaya çalışan 3 insanın hem güldüren hem de ağlatan hikâyesine tanık oluyoruz. Bu oyunda “Madox ile Üç Gece”de kullanılan simgesel diller yoktu.

  • Neden “Ferhat ile Şirin”?

33 OYUNCU “FERHAT İLE ŞİRİN”Nİ OYNUYOR

“Güler misin Ağlar mısın”dan sonra görsel şov ve hikâye güçlü olsun istedik ve “Ferhat ile Şirin” projesini gerçekleştirmeye karar verdik. Türkiye’de “Ferhat ile Şirin”in orijinal hikâyesinden uzaklaşılmış. Özellikle Nazım Hikmet’in yazdığı Ferhat ile Şirin hikâyesinden yani edebiyattan uzaklaşılmış. Firdevsi’nin Şehnamesi’nden Nizami’nin şiirleştirdiği Ferhat ile Şirin’den uzaklaşılmıştı. Üç kurucudan ikisinin İranlı olması nedeniyle Ferhat ile Şirin’in gerçek hikayesini Azin Mokhtari yazdı ben de yönettim. Ve şu an ki kadro sayımız yaklaşık 33 kişi.

Özel tiyatrolardaki kadro arttıkça ekonomik olarak ödenek ayırmak oldukça zor. Bunun için ya herkes fedakârlık gösterecek ya da bir şekil de idare edeceksiniz. Biz 1 ay gibi bir sürede 30 kişiyi iyi toparladık. Kadroda olan herkes canı gönülden bizi destekledi. Güzel bir oyun çıktı ortaya. Şu sıralar bir orta oyunu üzerine çalışıyoruz. 8-9 kişilik bir kadrosu var orta oyunun. Buna benzer bir kaç proje var hâlâ provaları daha net başlamasa da.

 “ANKARA’YA YENİ BİR SOLUK KAZANDIRDIK”

  • Bize hedeflerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Sürekli üretmek ve daha iyisini yapabilmek. Tabi ki süreç içerisinde çok eksikliklerimiz ve aksaklıklarımız olacaktır. Ama ve lakin amacımız üretimi daha da arttırmak. En büyük isteğimiz Acil Tiyatro’nun devam etmesi. Ayakta tutabilmek için çok büyük mücadeleler verdik. Bir sanat merkezini bir tiyatroyu Ankara’ya kazandırdık. Önemli olan buranın ayakta durması. Bizim bir yere kadar gücümüz yetecek bir zaman sonra insanların destek olması gerekiyor bu mekanın ayakta kalabilmesi için. Devletin destek sunması önemli değil bizim için önemli olan insanların bu mekanı sahiplenip destek vermesi. Burası herhangi bir dükkan değil burası bir sanat kurumu…

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları