Partikül Maddelerin Canlı Yaşamında Yarattığı Etkiler

Partikül maddeler (PM) çeşitli büyüklüklerde (0,1 mikrondan 100 mikrona kadar) atmosferde askıda duran katı ve sıvı parçacıklar olup atmosferde çoğunlukla yanma ve yakılma işlemleri sonucunda gözlenirler. Bu yanma ve yakma işlemleri ise çeşitli sanayi işletmeleri, trafikteki araçların egzoz gazları, ısınma amaçlı yakıtlar oluşturmaktadır.  PM çok çeşitli bir kirletici gurubu olduğundan hem büyüklük dağılım boyutları ile etkileri de fiziksel ve kimyasal özelliklerine bağlı olarak çok geniş kapsamlıdır. En önemli etkileri solunum sisteminde yaptığı çok önemli hasarlara neden olmaktadır.

Diğer bir yanda ise, Partikül maddeler daha çok kırma, öğütme işlemleri, yol tozları, fırtına ile oluşan toz bulutlarından kaynaklanır. Partikül boyutları çok geniş bir aralığa sahiptir. Toz, duman, is gibi bazı partiküller gözle görülebilecek kadar büyük olmasına rağmen ancak mikroskopla görülebilen boyutlarda partiküller de bulunmaktadır. Bu küçücük zerrecikler ise solunum yolu ile çok kolay alınabilinmektedir. Bu ise kanser ve benzeri ağır hastalıklara neden olmaktadır. Son yıllarda Aydın ili ve ilçelerinde ortaya çıkan çürük yumurta kokusu, Jeotermal kaynaklı olup, çeşitli ağırmetal içeriklerden kaynaklanmaktadır. Bu kokuların kaynağı da ağır metallerden oluşan Partiküllerden dolayıdır. Yakında işletmeye açılacak Söke ilçesindeki kağıt fabrikası da Çürük Lahana kokusu yayacaktır. İşte koku türü ne olursa olsun her tür koku partiküller içermektedir ve bunlarda 0,1 mikronla 2,5 mikron arasında olan duman görünümlüler olduğundan bunları soluma durumunda, bu partiküller kanımıza kadar ulaşmaktadır. Burada ise dönüşü olmayan tahribatlara neden olmaktadır.

Prof. Dr. Hakan Gerçekoğlu (Pm2.5 nedir? Neden Tehlikelidir?) başlıklı yazısında durumu şöyle izah ediyor: “Soluduğumuz hava, gaz, su buharı, toz ve kimyasal bileşiklerden oluşan bir karışımdır. Nefes aldığımızda içimize çektiğimiz hava ile bu karışım içinde bulunan partikülleri vücudumuza almış oluruz.

Vücudun filtre sistemi tarafından süzülerek büyük partiküllerin akciğerlere ulaşması önlenir, ancak özellikle egzos dumanı gibi petrol yakıtları ile ilişkili olan 2.5 mikrondan ince partiküller filtre sistemini aşabilir.

İnce partiküller, çok küçük ve hafif olduğundan, daha ağır partiküllerden daha uzun süre havada kalma eğilimindedir. Bu durum, insanların ve hayvanların bu partiküller solunum yoluyla içine çekme olasılığını arttırır. Küçük boyutları nedeniyle, (2.5 mikrondan küçük) bu partiküller burun ve boğazdan rahatlıkla geçebilir ve ciğerlere nüfuz edebilir ve hatta bazıları dolaşım sistemine bile girebilir.

PM 2.5 olarak adlandırılan ince parçacıklar ise çeşitli kaynaklardan gelebilir. Bunlar arasında enerji santralleri, fabrikalar, motorlu taşıtlar ve uçakların yakıt artıkları, evlerdeki odun ve kömür kullanımı, orman yangınları, tarımsal yanma, volkanik patlamalar ve toz fırtınaları yer alır.” Bu açıklamada da görüldüğü gibi 2.5 mikron ve daha altında olan partikül maddeler hem insan ve hem de her tür canlının yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Bitkilerin yapraklarının üstünü örterek fotosentez yapmalarını engelleyerek, onların kurumalarına neden olmaktadır. İnsan ve solunum yapan canlıların ise akciğerlerine inerek kanlarına kadar ulaşmaktadır.

Fabrika bacalarından havaya karışan gazlarda PM içeriklidirler. Soluduğumuzda algıladığımız kokular, gazların içindeki çeşitli ağır metallerin partiküllerinden kaynaklanmaktadır. Onun içinde iyi filtre edilmemiş bacalarda açığa çıkan tüm gazlar, bizlerin yaşamı için büyük tehlike oluşturmaktadır. Ayrıca yerleşim yerleri içinde kalan ve havanın kirlenmesine neden olan tüm işletmelerin, yerleşim yerlerinin dışına çıkarılması ve alanın hava sirkülasyonu dikkate alınarak kurulmaları planlanmalıdır.

Prof. Dr. Kayıhan Pala ise bu konu ile ilgili olarak şunları vurgulamaktadır: “Odun yakma, özellikle eksik yanma durumunda, partikül madde (PM1, PM2.5, PM10) ve ağır metaller, polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH), metan dışı uçucu organik bileşikler, kalıcı organik bileşikler ve karbon monoksit dahil olmak üzere insan sağlığına ve çevreye zararlı hava kirleticilerinin önemli bir kaynağı olabilir.

ABD Çevre Koruma Ajansı’nın rakamlarına göre “temiz” – yani kimyasal olarak işlenmemiş olarak yanan – odun, 79 farklı kirleticiyi yayar. Bunlar arasında azot oksitler, kükürt dioksit ve partikül maddeler, dioksinler ve furanlar, formaldehit, benzen, kadmiyum, arsenik, krom ve kurşun bulunur. Bunlardan bazıları solunum ve kalp hastalıkları, diğerleri kanser, doğum kusurları ve diğer sağlık sorunları ile bağlantılıdır. Kimyasal işlemden geçirilmiş odunların yakılması, daha fazla farklı kirletici ve daha yüksek oranda dioksin ve furan, ağır metal ve diğer bazı toksinlerin salınmasına yol açmaktadır.”  Ortama salınan bu partikül kaynaklı ağır metallerin solunması, beklenmedik ağır sağlık sorunları yaratacağını unutmamak gerekmektedir. Onun için sera etkisi oluşturan ve havaya salınan ağır metal içerikli baca gazları, her şartta her canlının yaşamını olumsuz yönde etkileyecektir. Bilimin yol göstericiliğinden işletmeler yasalara ve kurallara uygun ve olması gereken alanda yapılmaları bu tür sağlık sorunlarının oluşmasını kısmen hafifletecektir. Doğru ve yerinde Çevre Etki değerlendirmeleri, alanlarında uzman kişiler tarafından yapılması, işi daha da kolaylaştıracaktır. Çevre ve Halk sağlığı önceleyen projeler her zaman kabul görür. Ancak çevre ve halk sağlığını öteleyip, sadece kâr dürtüsü üzerinde yapılan projeler, bulunduğu alanda yıkımlara neden olduğu unutulmamalıdır.


1 Mikron= 1 Metrenin bir milyonda birine eşittir. Bir bakteri 1 mikrona eşittir. Kırmızı Kan hücreleri 7 mikron büyüklüğündedir.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları