Zil Çaldı Eğitim Başlıyor!


İnsan, evrimsel olarak geliştirdiği algılayıcıları sayesinde, sonsuz sayılabilecek sayıda veriyi, beynindeki binlerce sinir hücresinin örgütsel olarak çalışıp yıllardır damıttığı süreçlerle işleyerek ve kendince bir takım kavramlar yaratarak, kendisini evrendeki “en akıllı”, “en zeki” canlı olarak nitelendirmeyi becerebilmiş bir varlık olarak kendi türü tarafından tanımlandığı varsayımını yapmıştır. Hangi din ve ideolojiye bakılırsa bakılsın, temelinde insanın evrendeki tek düşünebilen -ki düşünmenin kesin bir tanımı olmamakla birlikte-canlı olduğu, yine insan tarafından kabul görmüştür. Düşünmenin tanımı da yine insan tarafından yapılmaya çalışıldığından bu ona yakıştırılmış ama üzerine olmayan bir gömlek gibi savruk bir biçimde durmaktadır.

İnsan merkezli evren modelinden kurtulamadıkça da bu süreç devam edeceğe benzemektedir. Hangi kitabın sayfalarını açarsanız açın, önce insan kavramıyla karşılaşırsınız ve sonuçta siz de insan olduğunuzdan bunu güle oynaya kabul edersiniz. Mademki evren insan için yaratılmıştır, o zaman insan her şeyi yapabilir. En güzel dünyayı da kurabilir, en kötüsünü de… En kötüsünü yapan da insansa ya da tam tersi; her şeye hakkı olmalı öyle değil mi?

İnsanlık bugün öyle bir aşamaya gelmiştir ki artık kendini ve üzerinde yaşadığı dünyayı yok edecek araçlara ve güce sahiptir. İstediği alanda deprem ya da iklim değişikliği, volkan patlamaları ve buna benzer süreçleri gerçekleştirebilecek teknolojik gereçlere sahiptir. Bir yanda üretilen değerlerin pek çoğuna sahip küçük bir azınlık, diğer yanda yoksulluk ve savaş içerisinde yaşayan büyük bir çoğunluk…

Eğitim sürecini de diğer süreçlerden (diğer toplumsal ve ekonomik süreçlerden) soyutlamak mümkün değildir. Türkiye’de (genel olarak her yerde) bugünkü durumuyla eğitim süreci yeni yetişen bireylerin bilinçlerini dumura uğratan bir kurum haline gelmiştir. Gençlerin taze beyinleri dondurularak oyalanmaya ve vakit kazanılmaya çalışılmaktadır.

İnsanlık bugün yol ayırımındadır; ya barbarlığı seçecek ve mevcut durumu koruyacak, dünyanın ve insanlığın yok olması riskiyle her gün birlikte yaşayacak ya da kardeşçe yaşanan bir dünya kurma mücadelesinin bayrağını taşımaya başlayacaktır. Nazım Hikmet’in Davet şiirindeki;

Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine 

dizelerindeki evrensel gizin anlamı doğrultusunda yaşamımızı şekillendirmek ve kendi geleceğimizi elimize almak zorunluluğu artık büyük bir önem kazanmıştır.

İnsanlığın kendini yok etme aşamasına geldiği çağımızda bireylerin üstün bir sorumluluk ve anlayış düzeyine yükseltilmesi önem kazanmaktadır. Tüm insanlığı çeşitlerce tehlikeli dengesizlik yaratarak etkileyen bugünkü bunalımlar, bireyin sorumluluk ve anlayış düzeyine yükselmesi becerisi gösterememesinin doğrudan bir sonucudur.(1)

İnsanlık tarihinde, insanlığın bugünkü durumu ve yaşanılan gerçekler göz önüne alınarak eğitim olgusuna bakmak gerektiğini kimse yok sayamaz.

Eğitim bir anlamda; değer oluşturan ve aktaran bir süreç olarak belirlense bile amacı; insanı dünyada bir yere yerleştirmek, ona kimlik kazandırmak, daha doğrusu onu bir ufuk sahibi yaparak, ona yeni bir dünya oluşturma yeteneği kazandırmaktır.

Türkiye’de ve dünyada bireyin düşünce ve hayal dünyasının önünün kapatılması için her türlü araç gereç kullanılmaktadır. (Radyo, TV, gazete ve diğer iletişim araçları, gelenek ve görenekler, aile, v.b) Kısacası insancıl değerlerin hiçbir önemi kalmamıştır.

İnsan kendini bilen, aktif olan, tavır takınan; değerleri duyan, önceden gören, önceden belirleyen, yapıp etmelerinin arkasında duran, onları sürdüren, yapıp etmelerini gerçekleştirmekte özgür olan, onları gerçekleştirmek için gerekli isteme ve enerjiye sahip olan bir varlık olarak tanıtır. Bütün bunlar insana doğa tarafından hazır olarak verilmemiştir. İnsanda ancak bunları gerçekleştirebilecek ham çekirdekler, yetenekler vardır. Bu yeteneklerin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi gerekir. Bunu gerçekleştiren eğitim ve eğitilebilmedir.(2)

İnsanlık tarihinin akışı içinde geliştirilmiş çeşitli yaşam ve etkinlik biçimleri vardır: Bilim, felsefe, tarih, matematik, estetik, etik gibi… Bunların her birinin kendine özgü yöntemleri, ölçütleri, başarıları vardır. Eğitimin bireyi bunlara götürmesi gerekir. Eğitim aslında her bireyde mümkün olduğunca kendi kendine bilim, felsefe, sanat, tarih, estetik üzerinde düşünme, yargılama ve eyleme yetisini geliştirmektir (1)

Günümüze insan eğitimi başlı başına bir amaç olarak değil, herhangi bir amaç için araç olarak görülmekte ve kullanılmaktadır. İnsan özerk bir alan olarak görülmemektedir. Eğitim insana özerkliğini kazandırabilmelidir. Özerk insan hayatı boyunca kendini geliştirmeye çalışır. Eğitim, tüm yönüyle gelişmiş insan yetiştirmelidir. Üretimin ve tekniğin bilimsel temellerini, bunların doğa ve toplumsal temellerini, yansımalarını yeni yetişenlere tanıtmalıdır. Eğitim, insanlığın yarattığı insancıl değerlerin ayrımında ve sorumluluğunda olan bireyler yetiştirmelidir. Her birey özellikle temel eğitimde edebiyat, sanat kültürü, felsefe, matematik, bilim gibi insanlığın ortak malı olan değerleri anlayabilecek, ilgi ve merak duyacak formlara kavuşabilmelidir.

Mevcut eğitim sistemi, bilimsel düşünme alışkanlıkları kazandıramıyor. Bireyde bilim ve sanat, felsefe konularında bir merak, sevgi uyandıramıyor. Aslında eğitim, yeni yetişen bireylerde bilgi üretme hevesi ve arzusu uyandırmalı, elden geldiğince yanılmaktan kaçınma kaygısı uyandırmalı, şüphe etme alışkanlığı oluşturmalı ve bununla beraber özgür yani değişik beğeni, inanç, düşünce ve davranış türleri arasından istediğini seçebilen kişilik sahibi yeni kuşaklar geliştirmelidir.(3)

Özgür, sorumluluk sahibi; bilim, sanat ve felsefe kültürü edinmiş; her konuda tartışmaya ve araştırmaya meraklı, hevesli, insancıl değerlerin önemini kavramış sevgi ve hoşgörü sahibi; kendi kendinin dünyasına sahip, kendini ve toplumsal yaşamı algılayabilen, inanma sorumluluğuna sahip, üretken, yeteneklerinin ayrımında olan, hata yapmaktan çekinmeyen, hatalarının farkında olan… vb gibi özelliklere sahip kuşaklar yetiştirmek eğitimin hedeflerinden bazıları olarak sıralanabilir. Tabi eğer geleceğin kara günlere gebe kalması istenmiyorsa…


Alıntılar (1) Sabri Büyükdüvenci, Eğitim Felsefesine Giriş. (2) H.Batuhan, Eğitim, Bilim ve Din Üzerine Görüşler. (3) Takiyettin Mengüşoğlu, İnsan Felsefesi.

Levent ÖZBEK