Laiklik

Son yıllarda içine düştüğümüz politik, ruhsal, ekonomik, kültürel, toplumsal ve tinsel bunalım yani değer nihilizmi hepimizde büyük kayıplar, kırılmalar yarattı. Kayıpların yasını tutmasını bilmeyen bir toplum için bu çok ağır bir travmadır aslında ve ne yazık ki hem toplum hem de kişi olarak kayıplarımızın yasını tutmasını beceremediğimiz için öfkenin, kinin, hasedin ve düşmanlığın kurbanı oluyoruz.

Bu iklim nasıl yaratıldı bunu hepimiz az çok tahmin edebiliyoruz. Öyle sanırım ki yakında çoğumuz sokağa çıkamayacak ve ritüellerini yapamayacak duruma gelecek. Ben kendi adıma sokakta, toplu taşıma araçlarında duyduklarımdan ürküyorum artık. Kadınlara uygulanan toplumsal cinsiyet ve şiddet dili beni ürkütüyor. Sokakların rengi, pervasız, cahil ve küstah insanların mayın gibi oradan oraya koşturması da beni ürkütüyor.

Kendi adıma temel haklarımız olan “güvenlik” ve “yaşamımızı sürdürme” hakkımızın tehdit altında olduğunu daha fazla hissediyorum artık. Bu durum sizi bilmem ama beni daha da ürkütüyor. Çünkü bir yerde temel haklar tehdit altında ise diğer haklardan yararlanmak olanak halinden çıkar. Yani bu haklar doğal koruyucusu tarafından çiğnenirse bu haklarımızı kim koruyacak?

Unutmayın ki temel haklarımızın korunmadığı yerde, eğitim, sağlık, sosyal, kültürlenme vb. haklar da doğal olarak ortadan kalkar. Bu noktaya gelmemizin sebebi ise Cumhuriyetin temel değerlerinden uzaklaşmaktır. Başka bir dille söylemek gerekirse devlet kurumlarının “yeniden” oluşturulmasında, sağlık, eğitim ve ordu gibi kurumların laiklik ve çağın değerlerinden uzaklaşmasıdır.

Laiklik aslında temel haklarımızın da güvencesidir şöyle ki sevgili hocam İoanna Kuçuradi, laikliğin herhangi bir ahlakta yer alabilecek ilkeler türünden bir ilke olmadığını, belli bir devlette hukuksal ilişkilerin düzenlenmesi ve işleyişi ile ilgili bir ilke olduğunu söyler. Yani siz bir devlete yurttaşlarınız ile kurumlarınız arasındaki ilişkileri düzenlerken bu ilkeyi esas almalısınız der. Çünkü bir devlet örgütlenmesi ve işleyişi, belli bir dinin ya da dinlerin inançlarıyla ilgili anlayışlar ve normlar tarafından belirlenmemelidir. Laiklik de tam böyle bir şeydir.

Ne yazık ki bugün içine düştüğümüz değer nihilizminin ana sebebi de budur. Her gün televizyonlara çıkıp başta kitle iletişim araçlarını da kullanıp insanları kutuplaştıran anlayış bundan dolayıdır ki laikliği ve çağın değerlerini lanetleyip duruyor. Eğitimde, sağlıkta, orduda ve diğer kurumlarda bu iki değerin artık esâmesi okunmuyor. Peki, çok mu iyi böyle bir durumda yaşamak? Kendi adıma hiç memnun değilim. Çünkü şunu biliyorum laiklik ve sekülerizmden uzaklaşıldığı için bugün hepimizin temel hakları olan güvenlik yaşamı sürdürme hakkımız tehdit altında.

Buradan bir çıkış var mı bilmiyorum ama şunu gayet iyi biliyorum Cumhuriyetin temel değerleri yok sayıldığı ve toplumsal, eğitim, sağlık, güvenlik vb. ilişkiler belli bir inancın, dinin, geleneğin ve kültürün değer yargılarına göre kurulduğu sürece hiç kimsenin temel hakları garanti altında olmayacaktır. Değer nihilizmi palazlanacak, öfke kontrolü sağlanamayacak, kin, haset ve karşısındakini yok etme sürüp gidecektir. Kısacası dostlar yaşam alanımız yok edilecek ve hepimiz sadece sosyal medya üzerinden utangaç ve korkak cümlelerle kendimizi rahatlatmaktan başka bir şey yapamayacağız.

Ve ne yazık ki ölüleri bile fikirlerinden dolayı küfür ve hakaretle uğurlama yoluna gideceğiz. Yani ilkel çağlara, ölülerin fikirleri yüzünden karşıtları tarafından çarmıha gerilerek çürümeye bırakıldığı ve toprağın fazla görüldüğü gömülme haklarının ellerinden alındığı zamanlara geri döneceğiz. Buyurun seçim sizin.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları