Kız çocuklarına yönelik cinsel istismar vakalarının ardındaki…


Son zamanlarda kız çocuklarına yönelik art arda yürek yakan cinsel taciz vakaları yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki, bir taciz tecavüz haberiyle sarsılmayalım. 

Üstelik tanık olduklarımız buzdağının görünen yüzü sadece… 

Diyarbakır Barosu’nun, 20 Kasım 2017 günü, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle, açıkladığı bir rapor, ülkemizde kız çocuklarına yönelen cinsel taciz olaylarıyla ilgili tüyler ürperten gerçekleri göz önüne serdi. 

2016 yılı verileri baz alınarak hazırlanan rapora göre, son on yılda kız çocuklarına yönelik cinsel taciz vakalarında yüzde 700 artış olmuş ve evlenen her 100 kişiden 18’i çocuk.

Ve ne tesadüftür ki, bu süre zarfında, İslam hukuku ve Muhammed’in davranışlarını kendine referans aldığını söyleyen, hatta başbakanlığı döneminde bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi ağzından dile getirildiği gibi, “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmeyi hedeflediğini gizlemeyen bir İslamcı parti ve onun politikaları iktidardaydı. 

İşte tam da bu noktada, “Tasvip etmiyorum ama altı yaşındaki kız çocuğu ile fıkhen evlenilebilir” (Evrensel, 10 Ocak 2015) dediği için kimi kesimlerce tu kaka edilen ilahiyatçı Nurettin Yıldız’ın biraz da utangaç bir eda ile açtığı tartışmayı tekrar gündeme getirmenin tam da zamanı. 

Artık mızrak çuvala sığmadığı için muhafazakâr kesimin de yüzleşmek zorunda kaldığı tartışmanın özü şu: “Kız çocuklarına yönelik cinsel istismar vakalarının artmasında AKP iktidarının yeşertmeye çalıştığı dini atmosferin payı var mı, yok mu?”

Bu oldukça netameli sorunun cevabına geçmeden önce İslam dininin peygamberi Muhammed’in cinsel yaşamına, uzun uzun değil elbette, bu işi Ali Rıza Demircan Hoca gibi bir duayene bırakarak, kısaca bir göz atalım. 

Muhammed, yaşamı boyunca, cariyeleri hariç, toplam 11 kadınla evlendi. Evlatlığı Zeyd’in karısı Zeynep’le evliliği örneğinde olduğu kimi evlilikleri de tartışmaları beraberinde getirdi. Bu tartışmalı evliliklerinden biri de, belki de en önemlisi hiç kuşkusuz, Ebu Bekir’in kızı Ayşe ile olan evliliğiydi… Günümüze dek süren tartışmada, herkesin kolaylıkla tahmin edilebileceği gibi, söz konusu olan Ayşe’nin kimliği değil evlilik yaşıydı.

Bilindiği üzere Muhammed, hicretten üç yıl önce 6 yaşındaki Ayşe’ye nikâh kıyar ve Ayşe 9 yaşına gelince de Medine’de onunla gerdeğe girer. 

Anlattığımız olay bir iftira ya da karalama olmayıp bizzat Buhari ve Müslim gibi sahih (sağlam) kaynaklarda geçmektedir.

Olay bizzat Ayşe’nin kendi ağzından şöyle cereyan etmiştir: 

“Peygamber benimle evlendi; Ben o sırada 6 yaşındaydım. Ve ben dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi. Medine’ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullarına konuk olduk. O sırada sıtmaya yakalandım. Saçlarım döküldü. Saçlarım yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi. Arkadaşlarımla birlikte salıncakta (ya da tahterevallide) sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tuttu (Alıp götürdü.). Evin kapısına gelince durdurdu. Soluk soluğa kalmıştım. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme, başıma değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki birtakım Medineli kadınlar evdeler. Bana şöyle demeye başladılar: “Hayırlı, bereketli olsun. İyi şanslar.” Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde hazırladılar. Peygamber’le birden karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o sıralar 9 yaşındaydım.” 

Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu Menakıbi’l-Ensar/44; Tecrid, hadis no. 1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, hadis no. 1422) 

Hemen belirtelim, son zamanlarda bazı ilahiyatçılar, içlerinden biri de sevgili Yaşar Nuri Öztürk’tür ne yazık ki, zorlama yorumlarla tevillerle Ayşe’nin cinsel birleşme yaşını 19’a çekmeye çalışıyorlarsa da Buhari ve Müslim gibi sahih (sağlam) kaynaklar karşında bu yorumların hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Yukarıdaki sahih hadiste de görüleceği gibi Ayşe, Muhammed’le ilişkiye girdiğinde bizzat kendi ifadesiyle salıncakta sallanan bir sübyandı. YouTube’da dolaşan bazı videolardan anladığımız kadarıyla, İslamcı kesimin gelenekçi kanadı da, “sapıklık” olarak addettikleri bu yorumlara şiddetle karşılar.

Şeyh Abdullah Yolcu: “‘Hz. Muhammed, Hz. Ayşe ile 17 yaşında evlendi’ lafı sapık ilahiyatçıların lafıdır. Hz. Muhammed, Hz. Ayşe ile 6 yaşında evlendi, 9 yaşında ilişkiye girdi. Bu konu Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’de de geçmektedir…”

Bkz. https://www.youtube.com/watch?v=y7IO81l5noc, Erişim Tarihi: 7 Temmuz 2018

İslamcıların iç tartışmalarını bir yana bırakarak tekrar konumuza dönecek olursak: Acaba Muhammed’in Ayşe’yle olan bu çarpık evliliğini Müslüman kesim nasıl karşılıyor?

İnançlı kesimin ağır “narkoz” altında olmayan kısmı, bu soruya genellikle mevlem neylerse güzel eyler modunda, Muhammed ne yaptıysa Allah emrettiği için yapmıştır, dolayısıyla normaldir, şeklinde cevaplar veriyorlar. Soruyu biraz değiştirip peki, sıradan biri yaparsa bu evliliği, diye sorduğunuzda ise; cevapları, tereddütsüz; “anormal”, “sapıklık” şeklinde oluyor.

Peki, bu din afyonunun dozu zamanla artarsa ne olur? İşte asıl sorun bu…

Maalesef bu doz artırıldığında neler olabileceğini IŞİD deneyimiyle insanlık acı bir şekilde öğrendi. Elbette Muhammed’in bu uygulaması (sünneti) da, diğer pek çok uygulamasında olduğu gibi, ümmeti tarafından, üstelik sevap kazanma bilinciyle, zamanı geldikçe uygulanacaktır.

Dışarıdan masum gibi görünen şu ayet çok şey anlatıyor aslında: Ahzab Suresi 21. ayette İslam’ın Tanrı’sı, Müslümanlara bakın ne öğütlüyor:

“Andolsun ki, Rasulullah sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler (ananlar) için güzel bir örnektir.”

Ki Muhammed’in bu uygulaması, kendi dönemi Asr-ı Saadet’tle sınırlı kalmamış sonraki dönemlerde de fıkıhçılar tarafından işlenerek, “9 yaşına giren kız, ister hayız görmüş olsun ister olmasın, müştehattır yani şehvete konu edilebilir” şeklinde İslam fıkıh literatürüne de girmiştir.

Bkz. Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu Istılahati’l-Fünun, 1/788

Burada şu söylenebilir: Reşit olma yaşı toplumdan topluma değişebilir. Örneğin Arabistan sıcak bir memleket olduğu için kızlar daha erken yaşta adet görmeye başlıyorlardı, dolayısıyla Ayşe de erken adet görmeye başlamış olabilir ve bu yüzden Muhammed’i sübyancılıkla suçlamak yanlış olur. 

Hemen söyleyelim, Muhammed’in yaşadığı dönemde kızların erken adet gördükleri tezi, hiçbir bilimsel yanı olmayan, İslamcılarca savunma psikolojisiyle söylenmiş koskoca bir yalandır. Aksine o yıllarda kızlar şimdikinden daha geç adet görüyorlardı. Son yüz-yüz elli yıldır yaşanan beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte, kızlar daha erken adet görmeye başlamışlardır. 

Cinsel birleşme anında Ayşe’nin adet görüp görmediği konusu bizler için önemli olabilir elbette ama Muhammed ve onun takipçisi durumunda olan fıkıhçılar için değil. Bu durumu yukarıdaki fetvada açıkça görmekteyiz. İkna olmayanların Talak Suresi 4. ayetine bakmaları yeterlidir:

“Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler (sübyanlar) hususunda tereddüt ederseniz, onların (boşanma sonrası) bekleme süreleri üç aydır.”

Sosyolojik olarak söyleyecek olursak bir liderliğin uygulamaları, takipçileri için kolaylıkla sosyal normlar haline gelebilmektedir. Ki bunu Muhammed özelinde düşünecek olursak bu çok daha güçlü bir etki yapabilecektir. 

Sonuç olarak: Eğip bükmeye gerek yok, durum gayet açık ve net: Bir Müslüman erkeği, mağdurun ailesinin rızasını almak kaydıyla, adet görsün görmesin, 9 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz ediyor diye suçlayamayız. Bu suçlamayı ancak İtalyan “gavuru”nun icadı Türk Ceza Kanunu ve modern bilimin verileriyle yapabiliriz.

Osman AKYOL
Latest posts by Osman AKYOL (see all)