Dersimde Kara Çarşamba Etkinliği

Kara Çarşamba

Bu günün varlığından epey bir kişinin haberdar olduğundan eminim. Buna rağmen, kaç kişinin, örneğin geçen sene, Kara Çarşamba’yı andığını ve bu günde yapılması ve yapılmaması gerekenleri uyguladığını bilmiyorum. Sayının fazla olduğunu sanmıyorum. Kara Çarşamba ilginç bir meseledir. Her yönüyle eski bir geçmişin izini taşıyan bu geleneği tanımlamak da pek kolay değildir. Sorun yalnızca bu günün isminden haberdar olup olmamakla sınırlı değildir; günün içeriği ve daha da önemlisi takvimdeki yerine dair konular, onun biraz daha karmaşık bir hal almasına vesile olmaktadırlar.

Onun halis adları Qere Çarşeme, Çarşemiya Reş veya Çarseme Şai’dir. Muhtemelen içinde barındırdığı uygulamalar, gözden uzak tutulmasına sebep olmuşlardır. Bu yüzden bu güne dair bilgilerle yalnızca ‘resmi’ olanın ötesinde, geleneklerine sadık toplulukların ve kuşakların yaşamlarında karşılaşabilirsiniz. Örneğin, 1950’li yıllarda Dersim, Diyarbakır veya Mardin’in köylerinde gözlemde bulunmuş olsaydınız, Kara Çarşamba hakkında rahatlıkla bilgi edinebilirdiniz. Aradan geçen son yarım yüzyıl birçok konuda olduğu gibi bu gelenek için de acımasızdı. Dolayısıyla Kara Çarşamba ile ilgili bilgilerimiz biraz dağınıktır.

Dersim ve çevre bölgelerde bu gün iki özelliğiyle tanınır. Bir yandan uğursuzlukla ilişkilendirilirken, diğer yandan gelecek olumsuzlukları önlemek ve arzulanan beklentilere de güç katmak için bir takım merasimlerin gerçekleştirildiği bir gün olarak bilinir.

Kara Çarşamba’nın uğursuzluğu daha çok Ana Fatma ile kurulan ilişkiyle özdeşleşmiştir. Ana Fatma Kerbela Hadisesi ile ilgili haberi bu çarşamba almıştır. Haber ona ulaştığında çamaşır yıkamak için kazanda su kaynatmaktaymış; haber sonrası kazanı ters çevirmiş. Bu yüzden Kara Çarşamba’da çamaşır yıkanmaz, banyo yapılmaz ve yeni bir işe başlanmaz. Onun matemine dahil olmak için bir gün oruç tutan kadınlar da vardır.

İkinci grup bir takım ilginç uygulamalar içerir. Örneğin pirler kuşburnu (şilan) dallarından yapılan bir halkadan taliplerini dualar eşliğinde üç kez geçirirler. Bu sayede onlar kötülükler ve hastalıklardan korunmuş olurlar. Bazı yerlerde ev bacasının etrafına aile üyelerini temsilen akşamdan taşlar bırakırlar. Bir dahaki sabah, kimilerine göre ise 7 gün sonra, taşlar kaldırıldığında hangisinin altında böcek görülürse, o kişinin gelecek yılının bereketli geçeceğine inanılır. Dualarla kutsanmış su veya tuz ile ev ve ahır çevresi apsu yapılır. Yine dualar eşliğinde ip ile düğüm atılarak kurt ve ayının ağzı misalen bağlanır ki, onlardan bir zarar gelmesin. Nazmiye ve Pülümür’de ise bu gün köylüler derede yüzlerini yıkar ve yalnızca çocuklara bu su ile banyo yaptırırlar. Onlar Hızır’ın içtiği suyun belki bu su ile karışmış olduğu inancını taşırlar. (Gülsün Fırat, Soziookonomischer Wandel und ethnische Identitat in der kurdisch-alevitschen Region Dersim, Saarbrucken, 1997, s. 102) Bölgede kırklı yıllardan bulunmuş Edip Yavuz ise, bu günde yetişkin erkeklerin alınlarına kara sürdüğünü, sonra bunu dualar yaparak suda yıkadıklarını aktarır. Onlar bunun uğur getirdiğini ve kendilerini hastalıklardan koruyacağına inanırlar. (Tarih Boyunca Türk Kavimleri, Ankara, 1968, s. 426)

Peki bütün bu uygulamalar ne zaman yapılır? Bunun için farklı tarihler duymak mümkündür. Genelde Mart ayının ilk çarşambası olarak verilse de, ikinci ve üçüncü çarşambayı belirtenler de vardır. Sivas-Zara’da mart ayında üç Kara Çarşamba’nın olduğu aktarılmıştır (Kutlu Özen, “Küreselleşme Karşısında Geleneksel Kültürümüzün Korunması”, http://www.kutluozen.com/default.asp?
part=yazilar&islem=oku&id=42). Gülçiçek ise Kara Çarşamba’nın genelde Mart ayının ilk veya ikinci, kimi yerlerde ise ilk veya üçüncü çarşambası olduğu bilgisini vermektedir. (Alirıza Gülçiçek, Alevilik (Bektaşilik, Kızılbaşlık) ve Onlara Yakın İnançlar, cilt 2, Köln, 2004, s. 834). Az sayıda kişi Mart ayının her çarşambasının Kara Çarşamba olduğunu belirtir.

Kara Çarşamba ile ilgili bir karışıklık da bu gün ile Hawtemal/Heftemal arasında kurulan ilişkiden kaynaklanmaktadır. Kimileri bu iki günün aynı şeyi temsil ettiğini belirtirler. Bu yüzden her iki geleneğe ait uygulamalar tek bir günde gerçekleştirilir. Bu karışıklık önemlidir; çünkü, gerçekten de Kara Çarşamba ile Hawtemal/Heftemal kutlamaları birbirleriyle alakalıdır.

Hawtemal/Heftemal yeni yıl olarak kabul edilen 21 Mart için kullanılan adlandırmadır. Bu eski takvime göre (Rumi) 7 Mart’ta yapılırdı. Kara Çarşamba da Hawtemal/Heftemal’dan önceki çarşamba, yani yılın son çarşambası olarak belirlenmişti ki, bu yüzden Rumi takvimi esas alarak bilgi veren yaşlılar bu günün Mart ayının ilk çarşambası olduğunu söylerler. Geçmiş yüzyıllarda yapılan bir değişiklikle Hawtemal/Heftemal kutlamaları ‘küçük’ ve ‘büyük’ olarak ikiye ayrıldı. Küçük Hawtemal/Heftemal 7 Mart’ta, büyük olan ise eski takvime göre 17 Mart olarak sabitlendi. İki Hawtemal/Heftemal tarihi, doğal olarak iki Kara Çarşamba gününü de yarattı.

Kara Çarşamba ile Hawtemal/Heftemal’in karışıtırılmasına muhtemelen her yıl yaşanan gün kayması da neden olmuştur. Çünkü, gerçekten de, tıpkı 2018 yılında olduğu gibi, belirli yıllarda Hawtemal/Heftemal ve Kara Çarşamba aynı güne denk gelmektedir. Eğer eski takvimi esas alırsak, 7 Mart, yani Hawtemal’ın kutlandığı gün, aynı zamanda Mart ayının ilk çarşambasıdır. Haliyle iki farklı güne ait uygulamalar, böyle yıllarda, aynı günde gerçekleştirilmektedirler. (Bkz. Burhan Kocadağ, Lolan Oymağı ve Yakın Çevre Tarihi, Yalova, 1987,s. 265)

Kara Çarşamba tarihlerinin çoğalmasının nedenlerinden biri de, 20. yüzyılın başlarında gerçekleştirilen takvim reformu olmuştur. Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in başlarından itibaren uygulamaya konulan Miladi takvim, 7 ve 17 Mart’ı 13 gün ileri kaydırtmıştır. Böylelikle, küçük Hawtemal/Heftemal 20’sine, büyük olan ise 30 Mart’a aktarılmış oldu. Bu takvim reformu her bölgede aynı tempoda kabullenilmediği için eski ve yeni takvim yan yana kullanıldı. Haliyle Hawtemal/Heftemal için 4 gün ortaya çıktı ve bu da Mart ayı içinde dört Kara Çarşamba anlamına gelmiş oldu.

Kara Çarşamba’nın Ana Fatma ile ilişkilendirilmesi dışında herhangi bir Şii-Alevi izi taşımamasına rağmen, yirminci yüzyılda giderek öne çıkan yanı bu olmuştur. Çünkü, ikinci kategoride yapılan uygulamaları icra eden kişilerin sayısı hızla azalmıştır. Birden fazla neden Ana Fatma motifinin bu güne sonradan dahil olduğunu göstermektedir.

Bir iddiaya göre, bu günün kadınlarla ilişkilendirilmesinde, çok önceleri ‘Çarsemê Marti’ (Mart Çarşambası) adı altında sadece evin kadınları (kabani) tarafından yeni yılın bereketli olması için tutulan bir oruç neden olmuştur. Bu oruç sonradan Kerbela vakası ile birleştirilip, Kara Çarşamba geleneğine dahil edilmiştir. Bu iddiadan daha önemli olan, çarşamba’ya dair tüm bölgede gerçekleştirilen uygulamaların varlığıdır.

Örneğin Ezidiler’de çarşamba genel anlamda çok önemli bir gündür. Kızıl Çarşamba (“Çarşemiya Sor”) olarak adlandırdıkları gün onlar tarafından Nisan ayının başlarında yeni yıl olarak kutlanır. Ezidiler, yaratılışın bu gün tamamlandığına inanırlar. Kara Çarşamba ise özellikle Türkiye Ezidileri için daha çok uğursuz bir gün olarak kabul edilmekte ve Newroz’dan iki hafta önceki çarşamba olarak bilinmektedir. Kara Çarşamba’nın uğursuzlukla ilişkilendirilmesi yalnız Ezidiler’de değil, tüm bölgede görülmektedir. Buralarda banyo ve çamaşır yıkama konusunda getirilen yasaklar yanısıra, bir de saç kesme geleneğiyle karşılaşılır. Ayrıca, Nusaybin’de insanlar bu gün evlerini terk ederek, kötülükten korunmaya çalışırlar. Yine Urfa yöresi aşiretler hakkında yapılmış bir çalışmada, bölge gelenekleri içerisinde Kara Çarşamba’nın uğursuz bir gün olarak bilindiğini, o gün çamaşır yıkanmadığı ve işe başlanılmadığı bilgisi verilir. Yazara göre, bunun hangi çarşamba olduğu belli değildir (İbrahim Bozkurt, Aşiretler Tarihi, İstanbul, s. 76). Aynı yazar, bir başka kitabında, Urfa yöresinde dama taş indirme geleneğinin 1 Mart’ta yapıldığı ve 13 Mart’ta taşların kaldırıldğı bilgisini de aktarmaktadır. (İbrahim Bozkurt, Tarih Boyunca Aşiretçilik ve Şanlıurfa Aşiretler, Adana, 2003, s. 87)

Kara Çarşamba’yı eğlenceli bir gün olarak tarif edenler de vardır. 19. yüzyılda Kürt gelenekleri hakkında yapılmış bir çalışmada, Şubat ayının son çarşambasına -hangi takvime göre olduğu belirtilmemiş- “Karaçarşamba” denildiği, törenler yapıldığı, mutluluk için yemekler yendiği ve o günde düşmanlığın yapılmadığı bilgisi verilmektedir. (Mella M. Beyazıdi, Kürtlerin Örf ve Adetleri, İstanbul, 1998, s. 43) Yine Diyarbakır Silvan için 1950’li yıllara dair aktarılan anılarda, Kara Çarşamba daha çok mutlu ve eğlenceli bir gün olarak tanımlanır. Baharın karşılanması için ayrılmış bu günde şafak sökümünde her aile kendi içinde birbirlerinin saçlarından bir tutam keser, sonra akşamdan hazırlanan yemeklerle kırlara gidip şarkılar ve halaylar eşliğinde kutlamalar yapılmaktadır (Mehdi Zana, Bekle Diyarbakır, İstanbul, 1991, s. 25).

Bu güne dair bilgileri biraz daha tamamlamak için yönümüzü İran’a çevirmemiz gerekmektedir. Bu ülkede hala güçlü olan Çarşanba Suri gelenekleri de bize epey bir malzeme sunmaktadırlar. İran’da bu gün, Newroz’dan önceki son çarşamba olarak, tıpkı Silvan’daki gibi, genelde eğlenceli bir şekilde kutlanır. Bu merasimlerde ateş, su ve tuzun önemli bir yeri vardır. Tümü gelecek yılda hastalık ve uğursuzluğu uzak tutma ve arzuların gerçekleştirilmesi için yapılır. Bazı bölgelerde Newroz öncesi farklı adlar altında dört çarşamba kutlanır. Urmiye yakınlarında Bozorgabad adlı köyde üçüncü çarşamba ise ‘Qara Çarşamba’ olarak adlandırılır. İran’daki Çarşanba Suri gelenekleri hakkında bilgiler veren Kasheff ve Sīrjānī, bu gün ile uğursuzluk ilişikisinin, İslam sonrası Arap geleneklerinin etkisiyle oluştuğu kanısındadırlar.(“Čaharsanba-Suri”, Ansiklopedi Iranica, IV / 6)

Kara Çarşamba’nın eski bir gelenek olduğu konusunda tartışmamıza gerek yoktur. Kimi farklı vurgular olsa da, bu geleneğin halen sürdürüldüğünü tespit etmek de oldukça önemlidir. İçerik ve zamanlama konusunda yaşanan ayrışımlar da doğal olarak değişik etkileşimlerle alakalıdır.

Elbette, böylesi ilginç bir gün hakkında yazılmış bir makaleyi de onun ruhuna uygun bitirmek gerekir. Fotoğrafta seçtiğim harf ve rakamlardan oluşan tablo, muska yazımında uygulanan vefk geleneği doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu, bir Dersimli’nin muska hakkında zamanında tuttuğu defterinden alınmıştır. Daha karmaşık tablolarla karşılaştırıldığında seçilen bu örnek oldukça sade görünmektedir. Yine de siz aldanmayın. Temenni edelim ki, her kim ki, Hawtemal/Heftemal’a kadar bu tablonun anlamını çözerse, onun gelecek yılı kötülükden ve hastalıkdan korunmuş ola!

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları