İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden devralınan miras -2

Genç Dernekleri  

Genç Dernekleri Müfettişi İstanbul Türk Gücü menfaatine verilen müsamerede Türk Gücü murahhas-ı mes’ulü Kuzucuoğlu Tahsin Bey açılış konuşmasında şöyle demişti: “Büyük Turan’ı özleyen yeni, uyanık Türk dünyası, Turan’ın altın tacını taşıyacak saltanat binasının dört direğini dikti: Türk Bilgi Derneği, Türk Yurdu, Türk Ocağı ve Türk Gücü!.. Maksat hatta milleti sade müsellah bir millet bile yapmak değildir. Maksat milleti silahşor bir millet haline koymaktır.(…) Türkün gücü her şeye yeter, Türkün gücü dünyayı yener! Osmanlı Güç Dernekleri’nin “Genç evlad-ı memleketi maddeten ve manen vatan müdafaasına hazırlamak ve ölünceye kadar kavi ve sağlam bir vatanperver hasletini muhafaza etmesini temin etmek amacıyla kuruldu.” Bu derneğin kuruluş amaçlarından birisi de Balkan Savaşları’ndaki yenilginin intikamını almak ve kaybedilen toprakların kazanılmasını sağlamaktı. 8 Haziran 1914’te hükümetin kararıyla Harbiye Nezareti’ne bağlandı. Okul ve medrese merkezli kurulan Osmanlı Güç Dernekleri’nin ardından Ermenilere ve Rumlara ait izcilik eğitimi veren tüm dernekler kapatıldı. Anadolu vilayetlerine talimatnameler gönderilerek derhal her köy ve beldenin kendi Osmanlı Güç teşkilatını kurması emredildi ve böylelikle bu derneklerin devlet okullarında kurulması zorunlu hale getirildi.

Osmanlı Güç Dernekleri okullarda öğrenci ve öğretmenlerden oluşacak, sivil ve asker işbirliği içerisinde faaliyet sürdürecekti. Harbiye Nezareti tarafından görevlendirilecek bir askeri memur denetim ve eğitim hizmetlerinden sorumlu olacak ve derneğin bulunduğu vilayetin en üst düzey komutanınca da denetime tabi tutulacaktı. Derneklerin tüm teçhizatı devlet tarafından verilecek ve ayrıca orduya ait arazi, talim ve terbiye alanları kullanılacaktı. Derneğin üniforması, haki renkli kabalak/şapka, ceket, pantolon, dolak/bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası, siyah bağlı ayakkabı, kaput/asker paltosu, sırt çantası, ekmek ve cephane torbası ile su matarası şeklindeydi. Ayrıca ceketin önünde bir toplu tabanca işareti ve yanında bağlı bulunduğu Güç Derneği’nin ismi yazılıydı. Alman Ptadfinder (İz Bulucu) izci örgütünden esinlenerek kurulan bu dernek için İTC’nin ideologu Ziya Gökalp bu dernek için bir ve marş Yeni Attila marşını yazmıştı. Bu uzun marşın bir bölümü Türk ırkçılığını şöyle anlatıyordu: “Süngün senden baskın umar/Atın kişner, ister akın/Kaçışıyor Sırp, Yunan, Bulgar!/Saldır! Saldır! Durma sakın/Tuttu Garp’ı öç korkusu/Yürü! Yürü Türk ordusu!”

Birinci Dünya Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın çıkmasıyla gençleri örgütlemek için yeni bir dernek kurulması fikri Alman General Goltz Paşa’dan geldi. Almanya örnek alınarak önce Osmanlı Güç Dernekleri kuruldu. Ancak bu projesi başarısız olması üzerine, Enver Paşa, Almanya’da uzun yıllar gençlik örgütleriyle uğraşmış olan Von Hoff’u Türkiye’ye çağırarak Miralay/Albay rütbesiyle Osmanlı Genç Dernekleri Müfettiş-i Umumiliği’ne getirdi. 12-17 yaş arası çocuk ve gençler için “Gürbüz Derneği”, 17 yaş üzeri için de “Dinç Derneği” oluşturuldu. Okullarda fiilen üye olunması ve talimlere katılma zorunlu tutuldu. Gençlerin talim yapabilmesi için kentlerde “cami kadar önemli” görülen meydanlar inşa edilecekti. Derneklerin marşı İsveçli Felix Korling’in bestesinden uyarlanan “Dağ Başını Duman Almış” marşıydı. “İleri! Daima İleri” parolasını benimseyen derneklerin ülke genelindeki sayısı 1917 yılında 706, 1918’de de 745 oldu. Savaş nedeniyle askerlik yaşı 18’e indirilince Genç Derneklerinin 17 yaş üstü mensupları askere alındı. Bu dönemde öne çıkan cemiyetler gençleri savaşa hazırlamak ve milleti “millet-i müsellaha haline getirmek” üzere kurulmuştu. Harbiye Nezareti tarafından bu derneklere tüfek ve cephane bedava verilmişti. Askeri tesis, bina ve araziler tahsis edilmiş ve talimde yardımcı olmak üzere subaylar görevlendirilmişti. Dernek, askerlik yapmamış gençler, terhis olmuş kişiler, muvazzaf ve emekli askerlerden oluşmaktaydı. Bulunduğu yerin Askerlik Şubesi Reisi tarafından idare ve teftiş edilmekteydi. Harbiye Nezareti’nin doğrudan desteği ile faaliyet gösteren bu dernekler, Enver Paşa’nın gönderdiği bir beyanname ile vilayet ve sancaklarda kuruluyordu.

1915-1916’da Osmanlı Genç Dernekleri Müfettiş-i Umumiliği yapan Miralay/Albay Mustafa Kemal, hazırladığı bir raporda şunları yazmıştı: “Son zamanlarda Avrupa’da yeni neslin fikri ve bedeni eğitimi maksadı ile ihdas edilen genç derneklerine ve izciliğine fevkalade ehemmiyet verilerek azami fedakârlıkta bulunulmuş, maddi ve manevi her türlü yardım yapılmıştır. Harpten önce, kara ordusu bulunmayan bazı devletler ancak bu sayede ve az zaman içerisinde büyük bir orduya malik oldukları gibi bugün ordusunu dağıtmak mecburiyetinde bulunan Almanya ileride mevcudiyetini ve hayatiyetini muhafaza edebilmek için, terhis ettiği subaylarını istihdama devamla, 1908’de ihdas edilen Alman Gençlik Teşkilatı’na muhteşem ordusu derecesinde ihtimam göstermeye önem vermektedir. Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyetli olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımlarından da o nispette önemlidir. Bütün hükümetlerde, izcilik teşkilatı birbiri ile adeta yarışırcasına yayılmakta, genişlemekte ve mensuplarını fikren ahlâken, ilmen ve bedenen yetiştirmektedir. İzcileri himaye ve teftiş için izci ve keşşaf cemiyetleri genç dernekleri kurulmakta, resmi makamlar ihdas edilerek, bütün bu teşekküllerin her türlü siyasi ihtirastan ve parti münakaşalarından tamamen münezzeh kalmalarına münhasıran ilmi bir sahada çalışmalarına bilhassa itina gösterilmektedir”

Mustafa Kemal’in Cumhuriyete geçiş sürecinde gençliğe önem vermesi, gezilerinde gençlerle sohbet etmesi, her yerde Türklüğü ve Türk gençliği söylemini dillendirmesi ve son olarak Gençliğe Hitabesi’nde söyledikleri bu geleneğin, yani kendisinin de kurucu önderlerinden olduğu İTC’nin devlete bağlı ve devletin koruyucu gücü olan paramiliter gençlik yetiştirme çabasının devamı niteliğindeydi. Bu anlayışı Cumhuriyet geçiş sürecinde devam ettiren M. Kemal, 27 Ekim 1927’de, Gençliğe Hitabesi’nde “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir…” demesi bundandır. Yine Şubat 1933’de, “Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir” diye seslenmesi, Mussolini ve Hitler faşizmlerinden etkilenen Kemalist iktidarın Türk ırkçığını ayyuka çıkardığı koşullardaki söylemine uygundur.

Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Türk milliyetçiliğinin ve militarizminin somut bir tezahürü olarak Türk gençliğine “rejimin bekçiliği” rolü biçildi ve “Yurtsever, itaatkâr ve disiplinli” bir gençlik yetiştirmek için yoğun çaba sarf edildi. Bunun için uydurma ideolojik ve siyasal teoriler üretildi. Bugün hala varlıklarını sürdüren gençlik ve halk örgütleri kuruldu. Bu örgütler aracılığıyla tek tip insan ve tek tip toplum yaratmaya çalışılarak Kürtlere, Ermenilere, Rumlara, Alevilere ve solculara karşı nefret politikaları uygulandı.  Türk militarizmini yüceltmek için “Askere Hazırlık Dersleri” okutularak okul kıyafetiyle ve ırkçı eğitim sistemiyle militer bir gençlik yaratılmaya çalışıldı.

Bu süreçte Kemalist rejim tarafından olağanüstü düzeyde yüceltilen ordu, halkın üzerinde bir baskı gücü olarak toplumsal ayrıcalık kazandı. Enverizm’den Kemalizm’e kadar uzanan ordu, devlet ve siyaset ilişkileri cumhuriyet rejiminin karakterini belirledi. Aynı zamanda askeri darbelerle malül bir ülke haline gelen Türkiye’de militarizm ve ırkçılık, kuşaktan kuşağa aktarılan “Asker millet”, “Bir Türk dünyaya bedel”, “Her Türk asker doğar”, “Ne mutlu Türküm diyene”, “Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü” gibi söylemler ile günümüze kadar devam etti. Başka bir deyişle Cumhuriyet dönemi boyunca siyasal ve toplumsal yaşamın en etkili ideolojik performansını oluşturdu. İTC geleneğinin bugün, AKP, MHP, CHP, İP, VP, BBP, FP gibi tüm müesses nizam partilerinin ortak tarihsel referansını oluşturma, onun gücünü ve geldiği aşamayı gösteriyor.


Yararlanılan kaynaklar:

1) Zafer Toprak, “İttihat ve Terakki’nin Paramiliter Gençlik Örgütleri”,  B.Ü. Beşeri Bilimler Dergisi, VII (1979), s. 95-113.

2) Erol Akcan, İttihat ve Terakki Fırkası’nın Paramiliter Gençlik Kuruluşları, Doktora tezi, Selçuk Üniversitesi, Konya 2013

3)Beşikçi, M. (2009). “Militarizm, topyekûn savaş ve gençliğin seferber edilmesi: Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nda paramiliter dernekler”, Tarih ve Toplum-eni Yaklaşımlar, sayı. 8: 48-92.

 

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları