Faşizm (19)

Sömürge Faşizmi ve Askeri Darbeler

Her türlü otorite ve hiyerarşi sorgulanmalı ve bunların meşruiyeti ispatlanmalıdır. Meşruiyetini ispatlayamayan her türlü otorite gayrimeşrudur ve devrilmelidir (Noam Chomsky).

Geçtiğimiz bölümlerde yeni sömürgecilik dönemi üzerinde durmuştuk. Yeni sömürgeciliği “emperyalist ülkelerin ekonomik boyunduruk altına almak istediği eski sömürge tipi olup da bağımsızlığını kazanan ülkeler ile 3. Dünya ülkeleri üzerinde kurduğu tarihin en acımasız ve onursuz eli kanlı sömürge ilişkileridir,” şeklinde tanımlamıştık.

1950’lerde ortaya çıkan yeni sömürgecilik zinciri kendilerine hizmet etmeyen sömürge tipi ülkelerde faşizmi tesis etme yöntemlerine başvurmuştur. Emperyalistleri yeni sömürgeciliğe iten unsurları da gözden geçirmiştik. Savaş sonrasında dünyanın yaklaşık üçte biri dünya pazarlarının dışına çıkmıştı Emperyalist ülkeler ile sosyalist ülkeler arasındaki çelişkiler yeni sömürgecilik için belirleyici olmuştur. Bunlar; [62]

  • Emperyalist ülkeler arasındaki çelişkiler,
  • Emperyalist ülkeler ile sosyalist ülkeler arasındaki çelişkiler,
  • Emperyalizm ile metropol ülkelerin işçi-emekçiler arasındaki çelişkiler,
  • Emperyalizm ile ezilen ve sömürülen dünya halkları arasındaki çelişkilerdir.

Bu çelişkiler arasında en belirgin olanı da emperyalizm ile ezilen dünya halkları arasındaki çelişkidir demiştik. Diğer bir deyişle ulusal kurtuluş ve bağımsızlık için verilen savaştır.

Bu bölümde başta NATO  olmak üzere, G8 diye adlandırılan emperyalistlerin, bağımsızlığına kavuşan eski sömürge ülkelerde gelenek haline getirdiği askeri darbelerle , ulusların kendi kaderlerini tayin etmede müdahalede bulunduğu  ve “yeni sömürge tipi ülke” konseptine dönüştürdüğü süreci açıklamaya çalışacağız.

II. Emperyalist Paylaşım Savaş’ının sona ermesiyle sahneye çıkan sömürge tipi faşizm, özellikle NATO’nun kuruluşu ile “Marshall Yardımı” adı altında askeri darbelerle birlikte hız kazanmıştır. Sömürge tipi faşizmi tesis eden emperyalist tekelci burjuvazi 3. Bunalım dönemiyle kendisini göstermiştir. Sömürge tipi faşizm genel anlamda burjuva demokratik devrimini tamamlayamamış, eski sömürge ve yarı sömürge ülkeler ile geri kalmış 3. Dünya ülkeleri dediğimiz ekonomilerde kendisine yaşam alanı bulmuştur.

Sömürge tipi faşizm, oligarşi ile birlikte anılır. Diğer  bir deyişle oligarşi, büyük emekçi yığınlarının tepkilerini pasifize ederek, kendisine yaşam alanı bulduğu yönetim biçimidir. Günümüzde oligarşiye “sömürge tipi faşizm” de diyebiliriz.

Emperyalist metropollerin uluslararası düzeydeki ekonomik programlarının sömürge ülkelerdeki uygulayıcısı, yapısal ve ekonomik düzenlemelerin sömürge ülkelerin çıkarlarıyla uyumlu bir şekilde hayata geçirmesini sağlamaya çalışan silahlı kuvvetlerin, emperyalistlerle tanıştığı 1950 yıllarına[63] dayanır. Sömürge tipi faşizmin diğer belirgin ortak yanı da sömürge ülkelerin halka durmadan demokratlığı varmış gibi kendilerini şirin gösterir, dini bir referans şeklinde kullanarak, burjuva ideolojisi olan milliyetçiliği, din ile bütünleşmeye çalışır. Burjuva milliyetçiliğinin ırkçılıkla bütünleşmesi emperyalizmin tehditler karşısındaki çıkar yol gibi gösterilmektedir (ülkemiz ile ilgili tahlilleri “Türkiye’de faşizm” bölümünde etraflı olarak açıklamaya çalışacağız).

Sömürge tipi ülkelerde görülen yapısal ekonomik krizler, günümüze kadar darbelerle kendisini ayakta tutmaya çalışmıştır. Egemen sınıfların temsil krizinin derinleşmesi, bozulan yapıyı dengelemek için emperyalizmle bütünleşmek amacıyla yeniden kuran sömürge ülkelerin silahlı kuvvetleri, bu sistemin uygulayıcısı olan devletlerin, gelişen demokratikleşme ve bağımsızlık hareketlerini engellemek ve geriletmek amacıyla geliştirdiği özel savaş yöntemlerinin de uygulayıcısıdır[63]. Gizli faşizm dönemlerinde de bu militarist güçler, özel savaş tekniklerini toplumsal muhalefetin kırılması ve muhtemel karşı güçlere gözdağı vermek amacıyla açık faşizm döneminde toplumsal meşruluğunu sağlamaya çalışır. Militarist güçler bunu sağlamaya çalışırken, kendisine yandaş olan legal ya da illegal sağcı partilerin sivil ve paramiliter güçlerinden de yararlanır.

Emperyalizm boyunduruğu altındaki yeni sömürge tipi ülkelerde kapitalizm, kendi  iç dinamiği ile gelişememektedir. Tepeden aşağıya tüm kurum ve kuruluşlarıyla emperyalizme bağımlıdır. Bu ülkelerin yerli burjuvazisi kendi egemenliğini sürdürebilmek ve emperyaller ile işbirliğini devam ettirmek için terörcü ve baskıcı bir yönetime gereksinim duymaktadır. Diğer taraftan da faşizm ancak dış destekle ayakta durabilen militarizm tarafından devam ettirebilir. Çünkü sömürge tipi ülkelerde ekonomik yapı, siyaset ve askeri  olarak emperyalizme bağlıdır. Egemen sınıflar kendi iç dinamiği ile gelişememektedir, mutlaka emperyalistlerin desteğine ihtiyaç duyarlar. Bu ülkelerde olası ekonomik krizlerin yükü sürekli ezilenlerin omuzlarına bindirilmekte ve bunun için her türlü baskı yolları denenmektedir. Bu nedenledir ki sömürge tipi faşizm geçici değil, süreklidir ve yine bu nedenledir ki sömürge tipi ülkelerde burjuva hukukunun geçersiz kılınması yanında sömürü, baskı, sindirme, adaletsizlik, eşitsizlik gibi uygulamalar süreklidir. Bu tip ülkelerde burjuva hukuku yerine sokak hukuku tesis edilmiş, gücü yeten yetene bir kaos ortamı yaratılmıştır. Bu tür uygulamalar aynı zamanda otokrasi karşısında güçlü bir demokratik mücadele geleneği yaratılamamıştır.

Klasik faşizmi tanımlarken “finans kapitalizmin en gerici, en söven, en emperyalist unsurlarının açık ve en kanlı ve katliamcı diktatörlüğüdür”demiştik. Ve yine devamında şunları yazmıştık:  “Uluslararası finans kapitalizmi İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı öncesi burjuva demokratik devrimini geliştirememiş ülkelerde ile yeni sömürge tipi ülkelerde faşizm olgusunu Hitler’in, Mussolini’nin, Pinochet’in, Kenan Evren’in, Saddam Hüseyin’in veya başka bir devlet başkanının hastalıklı kişiliğine hapsetmek için bugüne kadar elinden geleni yapmıştır.” Bu tür propagandalar amacına ulaşarak, halklar, Mussolini’ye, Hitler’e, Pinochet’e, Evren’e, Saddam’a veya bir başkasının hastalıklı kişiliğini tel’in ederek bunun arkasındaki büyük fotoğrafı görmezden gelmiştir.

Darbeler

 Yerkürede 1950-2010 yılları arasında, diğer bir deyişle 60 yıllık periyotta  457 darbenin yaklaşık 227’si amacına ulaşmıştır (% 49,7); 27 Temmuz 2016 tarihi itibariyle bu sayı 475’e çıkmıştır. Kıtalara göre dağılımı da şöyledir:  % 37 Afrika kıtasında, % 32 Amerika (Latin) olmuştur. Avrupa’da ise % 2,6 dır. 2000 tarihinden bugüne kadar da 37 ülkede 58 darbe girişimi yapılmıştır. 14 ülkede 21 girişim yapılmış ve başarıya ulaşmıştır. Başarıya sonuçlanan darbelerin büyük çoğunluğu daha önce darbe görmüş ülkelerde gerçekleşmiştir.  Bu ülkelerin büyük çoğunluğu sömürge ya da yarı sömürge dediğimiz yeni sömürge konseptinde meydana gelmiştir. İktidarda kalmanın biricik yolu hiç şüphesiz ki otoriteleşmeden geçmektedir. Gerekçe olarak da önü sürülen bahaneler seçime hile karıştırma, yozlaşma, yolsuzluk, hırsızlık ve kaos ortamıdır. Bunları yapanlar da siyasi otoritenin bizzat kendisi olarak gösterilmiştir [64].

Afrika’da askeri darbeler

Afrika kıtası 1953 tarihinden başlayarak günümüze kadar aralıksız darbe girişimine sahne olmuştur. Bu ülkeler, darbe tarihleriyle birlikte aşağıya çıkarılmıştır: [65] Afrika kıtasında 104 darbe girişimi yapılmış, 101 darbe başarıya ulaşmıştır.

  • Cezayir:1965–1976,1992–1994
  • Benin:1963–1964,1965–1968,1969–1970,1972–1975
  • Burkina Faso:1966–1977,1980–1991
  • Burundi:1966–1974,1976–1979,1987–1992
  • Orta Afrika Cumhuriyeti:1966-1.979,1981-1986,2003-2005, 2013-2014
  • Çad:1975-1979,1982-1989
  • Komorlar:1999–2002
  • Demokratik Kongo Cumhuriyeti:1965-1971, 1971-1997
  • Kongo Cumhuriyeti:1968–1969,1977–1979
  • Fildişi Sahili:1999–2000
  • Mısır: 1953-1956,2011-2012,2013-Günümüz
  • Ekvator Ginesi:1979–1987
  • Etiyopya: 1974-1987
  • Gambiya:1994-1996
  • Gana:1966-1969,1972-1975,1975-1979,1981-1993
  • Gine:1984-1990,2008-2010
  • Gine-Bissau:1980-1984,1999,2003,12.04.2012-11.05.2012
  • Lesotho:1986–1993
  • Liberya:1980-1984
  • Libya:1969-1977,1977-2011
  • Madagaskar:1972–1976
  • Mali:1968-1992,21 Mart 2012-12 Nisan 2012
  • Moritanya:1978-1979,1979-1992,2005-2007,2008-2009
  • Nijer:1974-1989,1996,1999,2010-2011
  • Nijerya:1966-1975,1975-1979,1983-1985,1985-1993,1993-1998,1998-1999
  • Ruanda:1973-1975
  • Sao Tome ve Principe: 1995,2003
  • Sierra Leone: 1967-1968,1992-1996,1997-1998
  • Somali:1969-1976,1980-1991
  • Sudan:1958-1964,1969-1971,1985-1986,1989-1993
  • Togo:1967–1979
  • Uganda:1971-1979,1985-1986

 

Kuzey ve Güney Amerika’da askeri darbeler

 1839 -1990 tarihleri arasında yapılan askeri darbelerdir. Latin Amerika, darbe geleneği olan bir ülkedir. ABD’nin yanı başında olması itibariyle emperyalistleri bir hayli korkuttuğu aşikardır. Bu nedenle bu ülkede sık aralıklarla darbe yaptırılmış ve yeni tip sömürgecilikten kurtulması imkansız hale getirilmiştir. Latin Amerika’da 76 darbe yapılmış ve bunun 70’i gerçekleşmiştir.

 Arjantin:1930-1932,1943-1946,1955-1958,1966-1973,1976-1983

  • Bolivya:1839-1843,1848,1857-1861,1861,1864-1872,1876-1879,1899, 1920-1921,1930-1931,1936-1940,1946-1947,1951-1952,1964-1966,1970-1982
  • Brezilya:1889-1891,1930-1946,1964-1985
  • Şili:1924-1925,1927-1931,1973-1990
  • Kolombiya:1953–1958
  • Kosta Rika:1868-1870,1876-1882,1917-1919
  • Küba:1933,1952
  • Dominik Cumhuriyeti:1899,1930-1961
  • Ekvador:1876-1883,1935-1938,1947,1963-1966,1972-1979
  • El Salvador:1885-1911,1931-1979
  • Guatemala:1944-1945,1954-1957,1957-1966,1970-1986
  • Haiti:1950,1956-1957,1957-1990,1991-1994
  • Honduras:1956-1957,1963-1971,1972-1982
  • Meksika:1876,1877-1880,1884-1911
  • Nikaragua:1937-1956,1967-1979
  • Panama:1968-1989
  • Paraguay:1940-1948,1954-1989
  • Peru:1842–1844,1865–1867,1872,1879–1881,1914–1915,1930–1931,1948–1950, 1962–1963,1968–1980
  • Surinam:1980-1988
  • Uruguay:1865–1868,1876–1879,1933–1938,1973–1985
  • Venezuela:1858–1859,1859–1861,1861–1863,1908–1913,1922–1929,1931–1935i1948–1958

 Asya, Pasifik ve Ortadoğu’da askeri darbeler

 Orta Asya ve Asya’da 29 darbe girişimi yapılmış, bunların 26’sı gerçekleşmiştir. Ortadoğu ve Arap Yarımadası’nda 22 darbe girişiminin 21’i başarıya ulaşmıştır.

  • Bangladeş:1975–1981,1982–1986
  • Myanmar:1962-1974, 1988-2011
  • Kamboçya:1970-1975
  • Tayvan:1912-1928, 1928-1949
  • Fiji:1987,2000,2006-devam ediyor
  • Endonezya:1967-1998
  • İran:1923-1925, 1950-1951, 1953-1957 , 1978-1979
  • Irak:1933-1935, 1937-1938, 1949-1950, 1952-1953, 1958-1963 , 1963-1979
  • Güney Kore:1961-1963,1980
  • Laos:1959–1960
  • Pakistan:1958–1971, 1977–1988, 1999–2008
  • Filipinler:1972-1981
  • Suriye:1949, 1951-1954, 1963-1972
  • Tayland:1933-1945, 1946-1973, 1976-1988, 1991-1992, 2006-2008, 2014-günümüz
  • Güney Vietnam: 1963–1967
  • Yemen Arap Cumhuriyeti: 1962–1967, 1974–1982, 2014-2015

Avrupa Kıtası’nda askeri darbeler

 En az darbelere sahne olan ülkelerdir. Bulgaristan; Polonya ve Romanya’daki halk hareketi ile inşa edilen sosyalizm darbeler dizinine alınmamıştır. Avrupa kıtasında 9 darbe girişi yapılmış ve tamamı başarılı olmuştur.

 Bulgaristan: 1934-1935

  • Fransa:1940–1944
  • Yunanistan:1925-1926/1936-1941/1967-1974
  • İtalya:1943-1945
  • Polonya:1926-1935/1981-1983
  • Portekiz:1926-1933/1933-1974
  • Romanya:1940
  • İspanya:1923-1930/1936-1975
  • Türkiye:1960-1961, 1980-1983,2016

Önümüzdeki bölümlerde yapılan bu darbelerden öne çıkanlar ile ilgili analizlere devam edeceğiz.


[62] Bilgehan Karpat, Yeni Sömürgecilik ve Türkiye (Boran Yayınları, 2018)

[63] http://www.devrimcigenclik.com/fasizm-ve-yeni-somurgecilik-iliskileri-mayis-1999/

[64] Ulaş Yol, Dünya (Puslu) Darbeler Atlası: Yalnız değiliz (Sivil Sayfalar, 7 Ağustos 2016)

[65]http://www.wikizeroo.com/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXNrZXLDrl9kYXJiZQ

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları