Aşk böyle bir şey…

Bu gün okul çıkışı sesini duymak istedim Berekat ağabeyin. Sesinde ilk defa sevdiği kızla buluşmaya giden ergen bir çocuk heyecanı.
-Hocam şu an Nusaybin’deyim yeni elde ettiğim Mrado’ nun 0tuz orijinal bantının kayıtlarını yapıyorum.
Onu dinlerken içimde “aşk” sözcüğünün kristalleştiğini farkediyorum. Aşk nasıl bir şey diye soruyorum kendime.

Telefonu masaya bıraktığımda masaüstü bilgisayar ekranında açık olan facebook sayfasında Osman Nuri Aydın ağabeyin paylaşımına takılıyor gözlerim.

İnsanlığın sorunlarına bir yanıt olarak sevgiyi, kişideki aktif ve yaratıcı gücün kaynağı bir enerji olarak ve bu söz konusu yaratıcılıkla sevmeyi de bir sanat olarak tanımlar Erich Fromm
sözlükler ikiye ayırırlar aşkın anlamını “bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu” ve “iki ayrı cinsin birbirine karşı duydukları bedensel ve ruhsal güçlü duygu.” Çinli filozof Mozi tarafından geliştirdiği bir harf ile tanınır. Çin dili bilindiği üzere her kelime için ayrı bir harfe sahiptir. Çince aşk kelimesi için geliştirilen bu harfte kelimenin alt kısmında kalp sözcüğü için kullanılan harf üst kısmında hissetmek için kullanılan harfler birleştirilerek aşk sözcüğünü oluşturmuştur. 爱  Japonya Budizminde’de aşk güzel bir şeydir. Aydın biri olmak için muhakkak gereklidir.Yunan mitolojisinde tanrıları vardır aşkın. Agape, Philia, Storge,Afrodit.

İKİ  UZAK DÜNYADA BİRBİRİNE YAKIN BİR DÜNYA AŞK

Bereket Özmen
Nusaybin/Mardin 1945 doğumlu kürt bir emekli inşaat mühendisi, Diyarbakır’da yaşıyor.

Osman Nuri Aydın
Vefa Lisesi’de, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’de işletme-maliye okumuş Manyas/Balıkesirli 1946 bir türk, İstanbulda yaşıyor.

Bereket Özmen ağabeyi yıllar önce tanıdım. Bir şarkının izini sürerken tanıştım. Daha sonra Diyarbakırda yüzyüze oturup sohbet edebildik. Osman Nuri Aydın ağabeyi sosyal medyadan yaptığı paylaşımlardan tanıdım.

Biri müzik tutkunu, ses aşığı, diğeri şiire, imgeye adanmış bir hayat.

Bir şarkının orijinal kaydı için binlerce kilometre yol gider, o şarkı kaydını elde ertmek için dünyanın parasını ödemeyi göze alan bir adam. Sadece “teyp” derseniz bile size saatlerce, günlerce anlatabileceği bilgileri, anıları olan biri o. Gözü gibi bakar, çocuğu gibi sever teypini(kasetçalar). Şimdilerde bazen Trt radyosundan kaydettiği şarkılar bazen bulduğu bir kaseti mp3 e dönüştürmek için kullandığı o büyülü, sihirli alet. Hani taş plaklardan sonra, gramofondan sonra yaşamımıza girmiş en önemli şey. Bereket Özmen’den söz ediyorum. Şarkı söylemez o, dinler, iyi dinler, kaydeder, arşivler, döner tekrar dinler ve paylaşır. Kürtçe-türkçe diye ayırmaz, güzel olan müziklerin avcısıdır o. Meryemxan kadar Muazzet Türüng’ı de dinler, kaydeder, dinletir.

Osman Nuri Aydın hakkında bildiklerim sadece facebook sayfası ile sınırlı. Şaşkınlıkla ve hayranlıkla izlerim. Her Allah’ın günü şairlerin doğum günlerinde onlardan şiirlerlerinden örnekler kutlayan adamdır o. Yeni çıkan kitap, imza günleri v.s. Şiirle ilgili herşey. Birçok şairin isimlerini ilk onun paylaşımlarından bilirim. Kendisi şiir yazar mı bilmiyorum ama altında adını yazdığı şiiri paylaşımı çok ender görülür. “Yarınki Şiirler” der, bir gün önceden. Aralarına fark koymaz kadın, erkek genç yaşlı, Kürt-Türk diye, bildiği, gördüğü şiir diye adlandırılan her şeyi not eder.
Birbirine iki ayrı coğrafyada aynı anlamlı aşkı yaşayan, yıllanmış şarap kadar güzel çarpan kalpleri aynı şeyi anlatır bize.
Aşk insanı güzelleştirir. Aşk insanı insan eder.

İnsan sevdiğini kendine hapseder, kimseyle paylaşmaz oysa. Oysa bu aşklarıyla güzelleşen insanlar aşklarını pay ederler, herkes o güzelliği görsün okusun, dinlesin diye.
Sanırım aşk, tutku böyle bir şey.
Çin’lilerin diliyle “kalp ve hissetmek”
Büyük hisseden, yoğun hisseden iki sanatkar kalpli insan.
Kan hisseden kalbe giden damarlarda kurumaz, çabuk çabuk tıkanmaz o aşk, o ritim…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları