Tırtıl…

Her insanın içine düşen bir tırtılı vardır. Küçük ya da büyük, beyaz,veya kızıl, yahut alacalı, gözümüz gibi baktığımız, büyüttüğümüz, daha çok da içimizde ninnilerle, melodilerle uyuttuğumuz. Ne kadar yaprağımız varsa üzerlerinde izlerini sürdüğümüz, yiyen, yürüyen kıpır-kıpır tırtıllarımız.

Evet tırtıl, sadece tırtıl, ağzı var dili yok, sessiz sedasız tırtıllar. Uyandığında kıpırdayan, kıpırdayınca uyandıran, hani o içlerindeki kelebeği beslemek için canını dişine takan, doğuran, sonrasında uçup gitmesini seyreden ve adına aşk dediğimiz birkaç günlük hayallerimiz.

Aşk böyle bir şey değil mi? Ya dirilip yeniden uçsun diye başında bekleriz ölü kelebeklerimizin ya da içimize yeni tırtıllar alıp, yeniden birkaç günlük ömrü olan taze baharlara uzansın diye gözlerimiz, gönüllerimiz doğurmasını bekleriz.

Sevişmek tırtıl takvimiyle tamı tamına bir gün, günün doğuşundan batışına kadar. Griyle başlayıp griyle biten bir turuncu dem, öncesi ve sonrası gece olan ve daha çok gece yaşanan ütopik devinim, geriye işleyen, sözü kendine geçmeyen bir devrim süreci. Def ile defzenin elleri, ceylan derisi, ziller ve ritim. Tan ile başlayıp tan ile biten bir tetikli dil, bir dilim müzik, kızılderili tamtam.

İçindeki tırtıl uyanır, tırtılın içindeki kelebek çırpar her birinde bir sanat ayeti çizili kanatlarını. Gün ağarmaya başlar, uyur gün ufukta kaybolup kararır içimiz gibi dışımız da bir. Sabahı, öğleni, ikindisi, akşamüzeri bir-bir yaşanır, yaşatılır.

Benim bir sürü tırtılım var, içimde doğup büyüyen, yoluma çıkan, alıpta tırtıllalarımın arasına saldığım sokak tırtıllarım. İçim, dışım, sağım, solum, önüm arkam, her yanım tırtıl. Tartıları cüssem kadar, belki de daha fazla ağırlığından bedenimin.

Biz yine de ağrı diyelim ağdıklarımıza
ağlamadıklarımız derya deniz
yine de gülelim bir gülü koklayan elimizi
güz elleşsin ellerimize ipekçe
ellerimiz yar olsun tellerimize
diyar-diyar güzelleşelim biribirimize öldükçe

birazda bizi ağlasın dağlar
biraz da romanlar yansın bize- biz ormanlara yanmasak da
yüzleşsin iki yüzümüz
milyonlaşalım olmayan aynamızda
birleşelim-tekleşelim
sağdıklarımıza sığmayalım

ya da ölsün sağlayamadıklarımız
soluğumuza sağ kalanlarımız kalakaldıklarımız olsun

bir tırtıl kadar da olamıyor muyuz?

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları