Yüzyılın Sınavı Başlıyor!

An itibariyle bütün dünya, İnsanlık tarihinin en büyük tehditlerinden biriyle mücadele ediyor. Corona”

Evet, Corona bir virüs!

Ama insan yaşamından daha çok, insanlığın verili olan yaşama modelini bitirmeye güdümlü bir virüs.

Hasta ve yaşlıları fiziken öldürmekle birlikte, yol açacağı zincirleme ekonomik felaketlerle alt ve orta tabakayı oluşturan milyonlarca insanı silip süpürecek.

Bu gerçekle bir an önce yüzleşerek devletten umudu kesip, dayanışmaya başlanmadığı takdirde ise çok geç kalınacak.

Nasıl bir devlet aşkıymış bu milletteki arkadaş; tarihin en büyük karasevdâlarına taş çıkardı yeminle…

Ferhat Şirin’e böyle âşık olmadı, Romeo Jülyet’i bu kadar sevmedi.

Yurdum insanı çoktaan kendisini terk edip gitmiş olan aşkının arkasından koşmaktan bir türlü vazgeçmeyen gurursuz bir sevgili gibi, “Sensiz ben bir hiçim, sensiz geberiyorum; ne olur sev beni devletim, sev beni!” diye yalvar yakar zırlayıp duruyor mütemadiyen…

Sevmiyor oolum devletin seni! Sevmeyecek de!.. Seni terk edeli yıllar oluyor, kabul et artık bunu. Zaten de hiç sevmemişti; sadece çıkarları için kullanıyor, mütemadiyen de aldatıyordu. Sen de bunu biliyordun; ama bütün gurursuz âşıklar gibi, bilmemezliğe gelmeyi tercih ediyordun.

Bir kendine gel artık. Bir yüzleş gerçeğinle! Bütün terk edenler gibi, peşinden koştukça daha bir soğuyor, daha bir zalimleşiyor sana karşı, görmüyor musun? Senin her yalvarışında, her inayet bekleyişinde daha da kötüleşiyor.

Nasıl ki terk edildiğin zaman bir süre salya sümük sürünsen de sonra toparlanıyor, giyinip kuşanıp onsuz da olabileceğini göstermeye çalışıyorsun; karasevdân olan devletine karşı da aynısını yap! En mağrur halinle, “Kimsin lan sen!” diye dikil karşısına!.. “Geberene kadar senin peşinde koşacağımı zannediyorsan havanı alırsın. Başlarım senin bin yıllık Ali Cengiz oyunlarına da vereceğin üç kuruşluk sadakalara da… Bundan sonra zırnık destek de yalvarmak da oy da yok benden sana,” deyip kendi göbeğini kendin kesmeye bak. Zaten her türlü ölüyorsun, kesemiyorsan da gururunu kurtarırsın en azından. Nedir bu utanç verici onursuzluk, nedir bu tiksindirici sünepelik; ölümden öte köy mü var?

Bütün zamanların en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıyayız; herkesin ağzında gene sadece devlet de devlet!.. Devlet şunu yapmıyor da, devlet bunu etmiyor da…

Devlet sana hiçbir şey yapmayacak kardeş! Senin bir devletin yok! Anlasana artık şunu yaaa! Acı da olsa kabullenip, kendi yapabileceklerine odaklansana!

“Devlet hiçbir şey yapmıyor da, peki ben ne yapıyorum?” diye soruyor musun hiç kendine? Habire evine yamyamlar gibi et yığmaktan, makarna stoklamaktan başka ne halt ettiğin var? Hiç?

Bütün insanlık olarak, hem de sadece ülke de değil, dünya ölçeğinde bambaşka bir tehlikeyle karşı karşıyayız şu anda! Bu öyle bir tehlike ki bir saniye evvel kapı komşunla dayanışmaya başlamazsan, ne paran ne tonlarca yiyecek stoğun; güvendiğin hiçbir şey kurtaramayacak seni!

Tıpkı leylekle tilkinin hikâyesindeki gibi bir durumdayız şu anda hepimiz. O sofradan biraz olsun tok kalkabilmemizin tek yolu da ellerimizdeki bir metrelik kaşıklarda bulunan yiyecekleri habire kendi ağızlarımıza sokuşturmaya çalışarak döküp saçmak yerine, karşımızdakinin ağzına uzatarak birbirimizi doyurmak! Yoksa hep birlikte geberip gideceğiz, görmüyor musunuz?

Gemisini kurtaranın kaptan olduğu sıradan bir felaket değil bu! Türk’üyle Kürt’üyle, patronuyla işçisiyle, paralısıyla parasızıyla, okumuşuyla cahiliyle, sağcısıyla solcusuyla herkesin tayfa olup, batmakta olan geminin suyunu hep birlikte boşaltmasını gerektiren korkunç bir tufan!

Bir gün çalışamazsa aç kalacak; bir ay maaş alamazsa kirasını, faturalarını ödeyemeyip sokağa düşecek her ideolojiden, inançtan ve halktan milyonlar var bu ülkede! Sen zannediyor musun ki iş o noktaya geldiğinde, kendi çocuklarını kurtarmak için senin kapına dayanmayacaklar!

Dayanacaklar! Kırıp girecekler ve hakları olanı alacaklar! Çünkü, aslında normalde de öyledir; ama böyle zamanlarda mülkiyet en adi hırsızlıktır; böyle zamanlarda her şey herkesindir!

Kaldı ki çok daha azı için yüz binleri katletti bu ülkenin insanları!.. Sırf zenginleşmek uğruna birbirini kesti! Böyle bir durumda yapabileceklerini hayal edemiyor musunuz? Dandik evlerinizin uyduruk çelik kapılarının sizi aç milyonların saldırısından kurtarabileceğini mi zannediyorsunuz?

Zannediyorsunuz. Maalesef ki bu kadar aymazsınız işte, lanet olsun!

PAYLAŞIN ELİNİZDE OLANLARI!

HİÇBİR ŞEYİ OLMAYANLARLA SONUNA KADAR DAYANIŞIN!

Virüsten ölmezseniz açların elinde ölmemek için tek çareniz, onları kaderlerine terk etmemenizdir; bunu kafalarınıza sokun!

Bin yıldır bencilliğinize ve ödlekliğinize kılıf olarak kullandığınız, “Bir benim dayanışmamla ne değişecek ki,” şeklindeki aşağılık bahanenizin arkasına sığınamazsınız artık. Artık kaçacak yeriniz yok! Bir senin dayanışmanla çok şey değişir. Herkesin bir aileyle dayanışması halinde çok şey değişir. Dayanışmamanız halinde değişecek şeylere beyinleriniz basmıyor; ama göz açıp kapayana kadar o korkunç şeylerin içinde çırpınırken buluvereceksiniz kendinizi!

Tıpkı Testere filmlerindekiler gibi ölümcül bir sınavla karşı karşıyayız! Bu sınavdan illâ ki bir şeylerimizi kaybederek çıkacağız, kaçarı yok! Malınızın, paranızın, ekmeğinizin bir kısmını kaybederek çıkmanızı tavsiye ederim; yoksa canınız da dahil her şeyinizi yitireceksiniz.

Yarın ilk işiniz elinizi uzatabileceğiniz insanların listesini çıkarmak olsun. Maddî durumu çok iyi ya da biraz iyi olan herkesin, şu korkunç günlerde müşkül duruma düşenlere kendi gücü çerçevesinde verebileceği bir destek mutlaka vardır. İllâ ki herkes, alışverişini yapabileceği bir yalnız yaşlı; kiralarını ya da faturalarını ödeyebileceği bir aile; ilaçlarını alabileceği, günde bir kap yemek verebileceği bir yoksul tanıyordur.

Büyük aşkınız devlet sizi kurtarmayacak! O sizi çoktan terk etti! Bütün zamanların en büyük felaketinde ya birbirimizi kurtaracak ya da hep beraber öleceğiz.

Özetle diyorum ki: Devleti falan unutup, bütün ezilenler olarak dayanışmaya odaklanmak zorundayız. Kendileri henüz daha farkında varamadı; ama yeni dünya düzeninde küçük burjuva ve orta sınıf en alttakilerle eşitlendi; birbirlerine sahip çıkmaktan başka da hiçbir şansları yok.

SINAV BAŞLADI.

Sonuç size bağlı. Ya bu sınavdan hep birlikte çakıp hep birlikte mortu çekeceğiz ya da vefasız sevgiliye hep birlikte bir ders vererek, büyük zayiatlarla da olsa kısmen sağ çıkacağız. Seçim sizin.

Makarna hiçbir şeydir, dayanışma her şey! Size sesleniyorum egoistler! Dayanışın; yoksa üç gün sonra tıka basa dolu işkembelerinizle, dayanışmadıklarınızın elinde gebereceksiniz!

Ve katilleriniz bu kez çok haklı olacaklar!

Rabia MİNE
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları