Uçuk kaçık az deli…

“ben çiçeklileri
renklileri
delileri severim,
bir de delilikleri”

Özdemir Asaf

Bu sabah “delilik” konusu akla düştü… Delilik bu topraklarda artık bir yaşam biçimidir… Erkeğiyle kadınıyla kanımca delilik noktasında yaşamaktayız. Ama kadın hep bir tık yukarıdadır her konuda ve kadının delisi bir içim sudur…

Klinik anlamda bir delilikten bahsetmiyorsak, hani eğlenceli bir aykırı durma durumundan bahis açıyorsak bu delilik çok eğlenceli birşey… Klinik olarak ise espri konusu olamaz elbette…
Ben hep derim ki çok çeşitli ortam ve tavırda erkek insan arkadaşım vardır. Çok sevmem deli dolu adam, ne dediğini bilen, az konuşan, sakin adam severim… Hoplayan zıplayan, herşeye laf yetiştiren, saçmalayan erkek beni utandırır. Ama kadının delisini severim… Harbisini, götü başı oynamayanını alırım hayatıma… Cesur olur deli kadınlar… Yürekli olurlar. Hesapsız olurlar.

Kadın konusunda kadın ya da erkek temkinli olmak faydalıdır. Çünkü bir kadının size yapabileceği fesatlık ve kötülüğü bir erkek insan ne tasarlayabilir ne de kafasında toparlayabilir…

George Orwell; delilik tek kişilik azınlıktır demiş çok zaman önce, iyi de demiş. Çünkü burada kastedilen delilik düşünce, inanış ve davranışları açısından topluluktan farklı olma durumudur. Bulunduğu ortamları sorgulayabilen, olduğu gibi kabul etmeyen nedeni ve niçini araştıran, soru soran ve tepki koyandır bu bu toplumun “deli” dediği aslında normal insan…

Yönetilemez insandır deli insan…

Körler ve sağırlar bandosunun borazancı başına nanik çekendir…

Umurunda olmayandır ama umursayandır…

2+2’nin 5 olabilme durumuna da kapısını açandır…

Delilik başka bir iklimde yaşayabilme lüksü, kendi dünyanı kurabilme özgürlüğüdür. Hesapsız kitapsız yaşayabilme durumu, görülemeyeni görebilmeyi sağlayan şeydir.

Özgür bir beynin cesur çıkışlarıdır, erdem ve yürekliliğin de kapı komşusudur, der Montaigne…

Delilik, çoğu kere aslında, dünyayı mahveden “akıllılar”ın teröründen kaçmak için en iyi sığınaklardan biridir…

Delilik öteki olmanın en temiz, masum karşılığıdır.

Birisinin ya da bir kısımın ötekiyseniz, ya delisinizdir, ya aptal ya da kötü…

Oysa bilmezler ki, aynalarda odağa uzaklık çift taraflıdır.
Fizik bile daha adildir insandan…

Deli olan ve deli olduğunu kabul eden kişiler zaten “deliliği” konusunda su geçirmez uzlaşma sağlanmış mutlak delilerdir.
Tavsiyem onlara bulaşmamanızdır.
Dünya kollektif bir deliliğin akıl tutulmasında yaşarken, kendisinden başkasına zararı olmayan bir “delilik”, bana bir tür protesto gibi görünüyor. “sizin yalancı normalliğinize kanmıyorum” der gibi bir şey bana göre…

Sizin hiç tepeniz atar mı? Benim arada atar. Her seferinde son tepemin atışı, tepe atışlarımın şahı, son deliliğim gibi gelir bana…
Ama tepemin atışlarında yaptıklarımla tımar olmayınca ortam sonra bir kere daha atar tepem…

Çok cesur kararlar aldım hayatım içinde bugüne kadar. Ve hepsi de bir an’da verilmiş kararlar oldu. Ama o bir anlık kararlar hep çok yıllık sabırlardan sonra verildi… Üzerlerinde çok düşünüp çok ince hesaplar yapmadım o kararları verirken… Yapsaydım o kararları uygulayamazdım. Çünkü çok düşününce bir şeyi korkmaya başlıyorum ben. Ve korkak halimi hiç sevmem laf aramızda. Korkmamaktır çünkü benim deliliğim…

Hayat bana plan yapmamayı öğretti (teoride). Çünkü planların 1 ayda değişen, planların 2 günde değişen, planların 1 saatte değişen şeyler olduğunu öğretti… Çünkü planlar yalandır. Çünkü planlar hayal kırıklığıdır. Yaşım büyüdükçe, sorumluluğum arttıkça plansız ama sorumluluğunu taşıdığım deliliklerimle baş ettim ben hayatla…
O nedenle sizin normalleştirmiş uyumlulaştırılmış kalıplara dökülmüş kötü niyetli sözde normallikleriniz umurumda değil…

Ya da sizin çıkarlarınız için yaptıklarınız hiç umurumda değil… Siz iki-üç kendini bilmezin, cahilin ve kötünün eteğine takılmış boş etiketler, zorlama başarılar, hadsiz ego savaşlarınız için içinde bulunduğunuz herşeyi bozuyor olabilirsiniz ve hatta en masum ve sakin görünenleriniz esas zararlılar olabilir ama tüm bunlar ancak sizin gibilerin gözünde değerlidir. Ve ancak sizin gibiler tarafından sevilirsiniz…
Yani bir devleti, bir kurumu idare edebilirsiniz ama bir gün bir deli çıkar der ki… Kötüsünüz siz… Ruhunuz kirli, eliniz kirli… Sizin iyiliğiniz iyilik değil… Sizin değerleriniz gösteriş, çıkar üzerine…

Beni seversiniz sevmezsiniz, deli dersiniz demezsiniz ama çıkıp hiçbiriniz “idare edilebilir, boyunduruğa girebilir ve korkak diyemezsiniz”… Ama ben size derim…

İşte o sebep ben güzel insan severim… Güzel insan deli olur, veli olur…

“güzel sevmek deli olmak ister azıcık;
öteki türlüsü hadde takılır, el sözüne bakılır, başa kakılır,
yazılsa da yakılır, yapılsa da bozulur.
güzel sevmek del olmak ister azıcık…”

Emine AKI
Latest posts by Emine AKI (see all)