Tarımsal Faaliyette Kullanılan İlaç Ve Gübrelerin Doğaya Etkileri

Tarımda verimi artırmak ve daha kaliteli ürün elde etmek için çiftçilerimiz ilaç ve gübre kullanımını son yıllarda oldukça artırarak kullanmışlardır. Ancak bu ilaç ve gübre kullanımını analiz ve tahliller sonucu ortaya çıkan ihtiyaçtan dolayı değil de, dede baba usulü birbirlerinden duydukları şekliyle ölçülü ölçüsüz kullanmaktadırlar. Bu ise hem toprağa, hem suya hem de ürüne zarar vermektedir. İşte bu durumu önce tarım ilacı kullanım miktarlarını ve sakıncalarını aşağıya alarak açıklayalım.

“Türkiye’de 2017 yılında toplam tarım ilacı kullanım miktarı, 2016 yılına göre %8,08 artarak 54.098 ton’ a yükselmiştir. Tarım ilacı kullanım miktarları gruplar bazında incelendiğinde dünyada olduğu gibi ülkemizde de en büyük grubu fungusitler (mantar öldürücü) oluşturmaktadır. 2017 yılında toplam tarım ilacı kullanımının %44’unu fungusitler oluşturmuştur(mantar öldürücü). Bunu %22,8 ile insektisitler (böcek öldürücüler), %23,5 ile herbisitler (yabancı ot öldürücüler), %4,9 ile akarisitler (akar öldürücüler), %0,5 ile rodentisitler (kemirgen öldürücüler) ve %12,4 ile diğerleri (bitki aktivatörü, bitki gelişim düzenleyici, böcek cezbedici, fumigant, nematisit) izlemektedir.”(*)

2017 yılı itibariyle en fazla tarım ilacı kullanılan ilk 5 ilimiz; toplam kullanımın %10,1’i ile Antalya, %9’u ile Manisa, %9’u Adana, %5,7’si ile Mersin ve %5,7’si ile Aydın olmuştur.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de pestisit tüketimi giderek artış göstermektedir. Dünyada pestisit tüketimi yıllık 3,8 milyon tondur. 2018 yılsonu itibariyle Türkiye’de tüketilen pestisit miktarı 59.000 ton civarındadır. Bir önceki yıla göre daha da artmıştır.

Antalya ilinin 2018 yılı nüfusu 2 milyon 426 bin olarak verilmiş ve buna göre Antalya’da kişi başına yaklaşık 2.5 kilo pestisit düşüyor.

Pestisit kullanımının yoğun olduğu diğer illerin başında gelen Manisa’da kişi başına 3,7 kg, Aydın’da 3,1 kg, Adana’da 2,4 kg ve Mersin’de ise 1,8 kg pestisit düşüyor.

“Dünya Sağlık Örgütü, pestisitleri insan sağlığı açısından tehlike arz etme durumlarına göre sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırmada; “en çok kullanılan 600 civarındaki pestisitten 28’i insan sağlığına çok zararlı olan grupta (Sınıf Ia), 58’i oldukça tehlikeli grupta (Sınıf Ib), 216’sı orta dereceli tehlikeli grupta (Sınıf II) ve 104’ü da daha az tehlikeli grupta (Sınıf III), 179 pestisit türü ise normal kullanımda zararlı etkisi olmayan grupta (Sınıf IV) yer almaktadır (WHO 2010).”

Pestisitlerin ekonomik yararları bulunmakla birlikte, içeriklerinde arsenik, bor, civa, kadminyum gibi ağır metalleri barındırmaları nedeniyle aşırı dozda ve bilinçsiz bir şekilde kullanılmaları halinde flora ve faunaya zarar vermekte ve su ve toprak kirliliğine yol açmaktadır. Bu nedenle tarım alanlarında kullanılacak zirai ilaçların, geniş spektrumlu olmayan, toprak ve suda çabuk parçalanan çevreye en az zarar veren ilaçlar olmasına özen gösterilmesi gerekmektedir.

Toprağa düşen zirai ilaç toprak tipi, çözünebilirlik, kalıcılık ve iklim faktörlerine bağlı olarak zaman içinde hareket ederek yerüstü ve yeraltı sularına ulaşmaktadır… Pestisitlerin bitki ve toprak yüzeyinden yağış ve yüzey akışı ile su kaynaklarına ulaşmasının yanı sıra, ilaç endüstrisi atıklarının sulara boşaltılması, boş ambalaj kaplarının su kaynaklarında yıkanması gibi nedenlerle tarım ilaçları sulara karışabilmektedir…  Pestisitlerin suda zor parçalanabilen, yarılanma ömürleri uzun birleşikler olması nedeniyle; bu bileşikler tıpkı ağır metaller gibi canlı bünyesinde birikim yaparak toksik etkilere sebep olmaktadır… Özellikle içme sularında pestisitlerin bulunması, ciddi halk sağlığı problemlerine yol açmaktadır.

Tarımsal faaliyetlerde bitki gelişimini teşvik etmek, daha fazla ve kaliteli ürün elde etmek, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısını en iyi durumda tutmak maksadıyla kullanılan yöntemlerden biri de gübrelemedir. Ancak, yapay gübrelerin herhangi bir analize tabi tutulmadan bütün tarımsal alanlarda uygulanması, toprakta azot ve fosfor birikmesine ve bitkiler tarafından tamamen alınamayan besin maddelerinin yağmurlarla yıkanarak su kaynaklarına taşınmasına sebep olmaktadır.

Türkiye’de son 5-6 yılda tarımda kullanılan gübre tüketim miktarlarına baktığımızda, 2015 yılında 5,5 milyon ton 2016 yılında 6,7 milyon ton, 2017 yılında 6.3 milyon ton gübre kullanılmıştır. 2018 yılında ise yaklaşık 5,3-5,5 milyon ton arasında gübre tüketildiğini tahmin edilmektedir. Gübre kullanımındaki bu artış verimi artırmamış, tam tersine bilinçsiz ve aşırı kullanımdan dolayı topraklar verimsizleşmiştir.

Tarım topraklarında kimyasal gübre kullanımı çevreye önemli ölçüde kirletici yayılmasına yol açıyor. Bu kirleticilerse toprakta tuzluluğun artmasına, ağır metal birikimine, sularda aşırı alg oluşumuna neden olan zararlı besinlerin artmasına sebep oluyor. Ayrıca gübre yapısındaki maddeye göre, atmosfere sera gazı salımı gerçekleşiyor. Bunlardan en önemlisi, karbondioksite göre 300 kat daha etkili olan nitrözoksitlerdir. Sera gazı emisyonlarının %12’sine sebep olan tarım sektörü, aynı zamanda iklim değişikliğinin etkilerine de önemli ölçüde maruz kalıyor. Bu ise gelecekte bizleri daha zor koşullar ve kıtlık bekliyor demektir.


(*)-Kaynak; www.tarimorman.gov.tr. Orman ve Su işleri Bakanlığı 2017 yılı. Arazi kullanım değişikliklerinin içme suyu havzaları üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi. Çiğdem ÖZONAT. Uzmanlık Tezinden.

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları