Sellerin Balçığı, Dere Yatağına Bırakılan Hafriyatan Kaynaklıdır


Son yıllarda sel afetlerinde, en çok sel balçığı çevreye ve canlılara zarar veriyor. Bu son sel baskınlarındaki görüntüler ise, selden ziyade akan balçıklar ve çevreye verdiği zararlar en çok göze gelmektedir. Ancak yatağında hafriyat olmayan veya herhangi bir insan kaynaklı faaliyet olmayan sellerde, balçık bu kadar kalıntı bırakmazdı.. Biz yaşamımızda buna çok tanıklık etmişiz. Ama yatağında HES yapılan, yol çalışmasındaki hafriyatı dereye akıtılan veya maden, taş ve mermer ocaklarının harfiyatları dökülen derelerin selleri aşırı bir balçık kalıntısı bırakmakta ve büyük zararlara neden olmaktadır.

Kısaca dere yataklarında insan kaynaklı faaliyetler gerçekleştirilen vadilerde aşırı yağışla oluşan sellerde, sudan ziyade bu atıklardan kaynaklı oluşan balçık akıntıları daha fazla derin iz ve tahribatlar yaratmaktadır. Çünkü bu dere yataklarına bırakılan bu hafriyat ve toprak yığınları, oluşan sellerde, önce bir baraj görevi görmekte, sonrasında ise patlayan bir baraj gibi bir etki yaratabilmektedir. Ve şiddetlenerek akan bu balçıklar önüne kattığı diğer kalıntı ve taşlarla, geçtiği yerlerde aşırı tahribat yaratmaktadır. Ayrıca gerek HES gerekse yol çalışması ve diğer vadilerdeki insan kaynaklı faaliyetlerden dolayı, vadi yamaçlarının zemin oynaması ve yumuşamasından dolayı da, sel oluşumunda bu yerlerin suyla aşınması daha kolay olmakta ve balçık akıntısı bu yollarda artmaktadır. Bu ise heyelan vari çökmeler ile bu balçık ve diğer ağaç, kütük ve kayaların akıntıya düşmeleri ile geçtiği yerde aşırı kalıntılar bırakabilmektedir. Can ve mal kaybına neden olmaktadır. Bu aşırı balçık yığılması ise kayıpların daha zor bulunmasına neden olmaktadır. Çalışmaları zorlaştırmaktadır. Bu kayıplar ve yitirdiklerimizde canımızı yakmakta. Yüreğimizi yaralamaktadır.

Bu anlatımlardan devamla, özellikle son yıllarda derelere peş peşe sıralanan HES’lerden dolayı hafriyat kazılması ve diğer yandan patlatma gerçekleştirilmesi durumundan kaynaklı zemin oynaması ve zeminin gevşemesi ise suyla aşınması ve taşınması daha kolay olmaktadır. Ayrıca bu HES’lere malzeme taşımak için yapılan yol çalışmalarında oluşan harfiyatlar görüldüğü kadarıyla dere yataklarına bırakılmaktadır. Bu durum İkizdere’deki taş ocağına gidecek yol çalışmasında açıkça görüldü. Yol hafriyatının ve sökülen ağaçların nasıl dere yatağına atıldığı görülmüştü. Dere yatağına bırakılan bu harfiyatlar ise aşırı yağış sonrası oluşan sellerde ise afetlere neden olmaktadır. Sadece geçtiği yerleşim yerlerindeki yıkımları ile ve can ile mala verdiği zararlarla kalmıyor. Dere yataklarında yaşayan su canlıları ve vardığı denizdeki deniz canlılarının da ölümlerine neden olmaktadır. Özellikle bu balçık kaynaklı ince ağır metalli partiküller, balıkların solungaçlarını tıkayarak ölümlerine neden olmakta. Ayrıca denize ulaştığı yerde balçığın zaman içinde çökelmesi ile oradaki deniz canlılarının barınma alanlarını da tahrip ederek, zarar görmelerine neden olmaktadır. Bu canlıların ölümüde bizim canımızı yakmaktadır. Yaşamın doğal döngüsü içinde bu kayıplar bizden bir parça götürmektedir. Bu ise o alanda doğanın doğal dengesine zarar vermektedir.

Yine açık maden, taş ve mermer ocaklarında, yüzeyin sıyrılması ile oluşan hafriyatlarda rüzgarla, yağmurla veya taşınarak bırakıldıkları alanlarda dere yataklarına ulaşmakta ve oradada yığılarak, sonrasında sel suları ile ulaştıkları yerlerde geniş balçık alanı oluşturabilmektedir. Normalinde bu işleri yapan işletmelerin bu hafriyatları güvenli ve taşınma riski olmayan alanlarda toplamaları gerekirken, işin kolayına kaçılarak dere yataklarına bırakmaktadırlar. “Nasılsa seller onları alıp götürür” mantığıyla, bu tür sıkıntılı sonuçlar yaratmaktadırlar. Ayrıca toprak ve taş dışında köklenmiş ağaçlarda bu hafriyat içinde aynı yerlere bırakılmaktadır. İşte bu köklenmiş ağaçlar ise köprülere takılıp, onları tıkamakta, tıkanan bu köprüleri aşan sular ise yerleşim merkezlerini sel olarak basmaktadır. Sorunun kaynağını bu tür yapılan usulsüz işlerde aramakta fayda vardır. HES’in patlaması olmasa bile, dere yataklarına bırakılan bu harfiyatlar sonucu oluşacak su birikmeleri de baraj patlaması kadar etki yaratabilmektedir. Hem o an birikmiş olan su, hemde devamında gelen sel suları dahada artarak ve dahada şiddetlenerek, önüne gelen her şeyi sürükleyip götürebilmektedir. Asıl bu tür usulsüz işlerin ve çalışmaların engellenmesi gerekmektedir. Bunlar önlenir ve dere yatakları insan eliyle tahrip edilmeden doğal haliyle bırakılırsa, bu tür afetlerde olmaz. Bu kadar can kaybı da yaşanmaz. Bu kayıplar canımızı yaktı. Bizi derinden yaraladı. Bu kadar çok kayıptan sonra da, bu canlar için bir yas ilan edilebilir di. Bu kadarı da yapılabilinirdi…