Kadına Postmodern Şiddet

Yurdum insanı üç gündür WhatsApp’taki özel yazışmalarının, fotolarının vs, istemi dışında kullanılabileceği korkusuyla hop oturup hop kalkıyor.

Oysa ki kadınlar çok daha yakın ve olası bir tehlikeyle karşı karşıyalar.

Şahsen aforizmalara pek itibar eden biri değilimdir; ama öyle bir söz var ki onu çok severim: “Bunca insan yalnızken, bunca insan nasıl yalnız?”

Evet, insanlar çok yalnız. Derin yalnızlıklar da kadınlara normalde asla yapmayacakları şeyler yaptırabiliyor.

Sosyal medyadaki imajından etkilenerek güven duyup his besledikleri birtakım erkeklerle sanal-duygusal ilişkilere girmek gibi…

Reel hayatlarında son derece temkinli hareket eden; son derece aklı başında, eğitimli, güzel, çekici kadınlar bile duygusal boşluklarını, sosyal medyanın sağladığı bu olanağı kullanarak doldurmayı denemekten alamayabiliyorlar kendilerini… Çünkü reelde görmediğin bir insana sanalda, gerçekte asla sahip olmadığı değerleri yükleyip ideal bir aşk öznesi haline getirerek tapınmak çok kolay.

Oysaki karşılarındaki erkek hakkında, kurnazca kurgulanmış bir imajdan başka hiçbir veriye sahip olmadan balıklama daldıkları bu ilişkiler, son derece hayatî riskler taşıyor. O erkeklerin çoğunun kadınların hayallerinde yarattıkları mükemmel sevgili imgesiyle de adamın maskesiyle de en ufak bir alakası olmuyor.

Eski sayfa arkadaşlarım hatırlar; birkaç yıl önce bir M.K. vakası patlak vermişti. Duyarlı, şair erkek ayağına piyasa yapan M.K. isimli bu şahsiyetsiz, sayısız kadını büyük âşık numaraları çekerek tuzağına düşürmüş; sadece onun için ölüp bitiyormuş ayakları çekerek elde ettiği mahrem görüntülerini yakınlarına, iş yerlerine vs göndereceği tehditleriyle korkuttuğu kadınlara türlü türlü psikolojik şiddetler uygulamış; hatta aşağılık şantajlarıyla, bazılarından yüklü miktarlarda paralar koparmıştı.

M.K. spesifik bir örnek. Ortalık bu kadar sistematik bir şekilde serîye bağlamamışsa bile, bu tarz ilişkiler yaşadıkları kadınlara karşı her türlü kalleşliği sergileyen alçak heriflerle dolu. Üstelik de çoğu hak savunucusu, muhalif, entelektüel imajlarıyla toplumda belli bir saygınlık kazanmış; özü sözü bir güven abideleri gibi görülen erkekler bunlar. Zaten de tam da bu maskeleri sayesinde karşılarındaki kadınların koşulsuz bir itimatla kendilerine ruhlarını, kalplerini ve bedenlerini açmasını sağlıyorlar.
Ne büyük alçaklık ama!..

Son süreçte bazıları yakın dostlarım olan o kadar çok kadının bu tarz bir ilişkinin içinde perişan olduğunu öğrendim ki birkaç ay önce bir kadın olarak kendilerini bu duruma düşürmelerine duyduğum isyanla yazdığım kızgınlık yazılarım bir yana, maruz kaldıkları vahşet karşısında yine bir kadın olarak içim parçalandı.

Sanal ilişkileri sürerken hayatlarının aşkı olduğu yalanına varana kadar her türlü numarayı çekerek en mahrem görüntülerini elde ettikleri kadınlara karşı, ilişkileri bir şekilde sona erdiğinde her türlü şerefsizliği sergileyen bu alçaklar; ellerindeki görüntüleri o kadınların davranışlarına ipotek koymak, onlara çok ağır psikolojik işkenceler yapmak için tehdit ve şantaj malzemesi olarak kullanmakta bir dakika bile tereddüt etmiyorlar.

Kimse demesin ki o kadınlar da bu kadar aptal olmasın! Hiç kimse sınanmadığı yalnızlığın akıllısı değildir. Evet, ben de bir zamanlar üzüntümden çok söylendim onlara, keşke bu kadar aptalca davranmasalar; ama derin duygusal boşluklar içinde olan bir kadının, bir erkeğe, dışarıya karşı sergilediği görüntüye inanarak kalbini, bedenini açmasının karşılığı bu mu olmalı? Karşısında değil güvene dayalı bir sevi ilişkisi yaşadığı bir kadın, sırf cinsellik alışverişi yaptığı biri ya da bir seks işçisi dahi olsa hiçbir erkek hiçbir kadına böyle bir şey yapamaz! Bu şey, tek kelimeyle şerefsizliktir. Net!

Bir gram adamlığı, erdemi, onuru, haysiyeti olan bir erkek, aylar boyunca bin bir aşk, sevgi yalanı atarak her türlü güzelliği yaşadığı bir kadına karşı böylesine alçakça davranabilir mi? Aralarında ne geçerse geçsin, bir gram erdem taşıyan bir erkek bu kadar kalleş olabilir mi?

Olamaz, ama oluyor işte!.. Hem de o kadar çok oluyor ki aklınız şaşar!

Her şey insana dair. Sevebiliriz, aşk olmayan duyguları aşk zannedebiliriz, hata yapabiliriz, kavga edebiliriz, ayrılabiliriz, sonrasında düşman da olabiliriz; ama düşmanlığın bile bir etiği vardır. Bir ilişkinin ertesinde onca zaman ruhdaşlık yaptığı kadına karşı bu derece alçaklaşabilen bir erkek, insanın en çukur halidir.

Bu suçun cezasının ne olduğunu araştırırken gördüm ki sırf eski sevgilinin ağır bilişim suçu oluşturan tehdit ve şantajları, iğrenç mahremiyet ifşaları karşısındaki hukukî süreçlerde uzmanlaşmış hukuk büroları ve avukatlar oluşmuş. Yani ki bu pislik o derece yoğunlukla sergilenir olmuş.

Çünkü burası Türkiye! Türkiyeli erkeklerin çoğunun -hangi sosyo ekonomik ve kültürel konumda olurlarsa olsunlar- hem kendilerine hem kadınlara bakışı insanlığa ziyan!

Geneli dominant annelerine duydukları bilinçaltı nefretleri, yüzleşip dürüstçe yaşamaya cesaret edemedikleri “gizli” eşcinsellikleri ya da birtakım fiziksel veya maddi manevî eksikliklerinden kaynaklı aşağılık kompleksleri nedeniyle kadın düşmanı olan bu ağır abilerin, ellerine geçirdikleri kadınlara toplumumuzun kadına bakışındaki malum çarpıklıklardan da güç alıp fırsat bularak yapabilecekleri kötülüklerin sınırı yok. En zalimleri de duyarlı, sol muhalif, entelektüel erkek maskelerinin arkasında birer salyalı kadın düşmanı taşıyan ego budalası kifayetsiz muhteris kuduzlar.

Bana durumlarını anlatan bazı kadın arkadaşlarım, ilişkileri bittikten sonra kahrolarak öğrenmişler ki aşk yaşadıklarını zannettikleri alçaklar en iyi günlerinde bile bir taraftan onlara canım gülüm derken, öte yandan onların mahrem görüntülerini kendileri gibi şerefsiz heriflerle paylaşıp eğleniyorlarmış.

Hepsinin ilişki sona erdikten sonra maruz kaldığı ortak kötülük ise tehdit ve şantaj. Herifin elinde öyle bir koz bulunuyor ki kadın ayrılsa bile onun avucunun içinde kalıyor. Aşağılık ucube, o avucu kadının boğazını sıkar gibi sadistçe bir zevk alarak dilediği zaman sıkıp bırakıyor. Kadını ilişkiyi zorla sürdürmesi veya onu yapması, bunu yapmaması, orda öyle konuşmaması, şununla görüşmemesi vs gibi son derece keyfî taleplerle bir kukla gibi oynatmaya kalkıyor.

Ne yazık ki genellikle kadının kâh demir bir yumruk olarak tepesine inmek, kâh kanlı bir pençeye dönüşerek kalbine saplanmak için kendisine uzanan o iğrenç elden kurtulmak için hiçbir şansı bulunmuyor. Çünkü çıplak fotoğraflarının ailesi, çocuğu, iş arkadaşları vs tarafından görülme ihtimali bile ona ölümden beter geliyor.

Sevgili kadın arkadaşlarım; lütfen yalnızlıktan, aşksızlıktan, sevgisizlikten, sekssizlikten geberseniz bile, asla sosyal medyada tanıdığınız hiçbir erkekle -isterse dünyanın en güvenilir imajına sahip olsun- asla bu tarz bir ilişkiye girmeyiniz. Çünkü yurdum erkeklerinin çoğu -elbette ki istisnalar hariç- göğsünde kalp yerine birer karadelik taşıyor. Çoğunluğu, kendilerine içtenlikle mahremlerini sunan kadınlar karşısında haysiyet ve vicdan fukarası birer hazımsız pisliğe dönüşüyor. Siz hastaymışsınız, acı çekiyormuşsunuz, çocuğunuz varmış, onu gerçekten sevmişsiniz, bir kere olsun gerçekten görüp sarılabilmenin hasretiyle ağladığınız onlarca kederli gece geçirmişsiniz, bir gram umurlarında olmuyor. Lütfen kendinize bu kötülüğü yapmayınız. Asla reel hayatta karşı karşıya gelerek gözünün içinden kalbine bakmadığınız, beden dilini görerek az çok fikir sahibi olmadığınız, Pandora’nın kutusu gibi içinden ne çıkacağı hiç belli olmayan karanlık adamların kalleş avuçlarına düşmeyiniz.

Şayet düşenlerden iseniz de lütfen bütün gücünüzü ve cesaretinizi toplayarak hukukî yollara başvurunuz. Böylesine riskli bir ilişkiye girecek kadar gözü kara olabildiyseniz; aynı gözü karalığı, o alçağa yaptığının bedelini ödetmek için de gösteriniz. Bunun için ödeyeceğiniz hiçbir bedel, o kuduzun dilediği zaman sadist tatminler yaşayabilmek için var gücüyle sıkacağı kalleş avucunun içinde ilanihaye çırpınmaktan daha ağır olamaz.

O alçak isterse sizin ona güvenerek sunduğunuz bedeninizin savunmasız görüntülerini bütün dünyanın gözünün içine soksun. Dünyadaki milyarlarca insan sayısı kadar vücut var ve vücut asla bir utanç nesnesi değil. Asıl utanması gerekenler, bu derece alçaklaşabilen çürümüş ruhlar. Bedeninize gururla sahip çıkıp, o karanlık ruhları alçaklığın evrensel tarihine gömünüz.

Rabia MİNE