Demokrasinin Beşiğinde Demoklesin Kılıcı

9 Haziran’da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın yükselişi, Avrupa gündemini sarsmaya devam ediyor. Özellikle Avrupa Birliği’nin temelini belirleyen ülkeler olan Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Avusturya’da merkez sağ ve aşırı sağ ciddi oranda oylarını arttırdı. 

Fransa’da Marine Le Pen’in partisi RN (Rassemblement National) % 324nin üzerine çıktı. Seçim sonuçlarının netliğe kavuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ulusal Meclis’i feshettiğini açıkladı ve erken seçim çağrısı yapıldı. Fransa’da, Ulusal Meclis en son 1997’de Jacques Chirac tarafindan feshedilmiş. Böylece, Ulusal Meclis’in feshedilmesi 27 yıl sonra tekrar gündeme gelmiş oldu. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Ulusal Meclis’i fesih kararının ardından Fransa siyasetinde sular durulmuyor. 

Fransa’da özellikle aşırı sağın oy oranı %10-15 civarında, kemikleşmiş kitle diyebileceğimiz bir kesimde karşılık bulurdu. Dolayısıyla RN (Rassemblement National)’ ın %32’nin  üzerine yükselmesi bir ilk olma öezelliğini taşıyor.

Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarından sonra aşırı sağın yükselişinin ardından Fransız sol partilerin hızla bir araya gelerek oluşturdukları Halk Cephesi’ne değinmeden önce Fransa’daki seçim sonuçlarını aktarmak gerekirse, şöyle :

Rassemblement National (RN) : % 32,4 
Renaissance, Modem, Horizons, UDI : % 14,5
Parti Socialiste : % 14
La France Insoumise (LFI) : %10,1
Les Républicains : % 7,2
Les Ecologistes (EELV) : % 5,5
Reconquête : %5,3
Parti Communiste Français (PCF) : % 2,4
(Veriler,  Liberation  ve L’Humanite gazetelerinden alınmıştır.)

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerden (27 ülke)  375 milyon AB vatandaşı,  6-9 Haziran 2024 tarihleri arasında Avrupa Parlamentosu’nun 5 yıl süreyle görev yapacak 720 üyesini seçmek üzere sandık başına gitti. 7 siyasi grubun yarıştığı AP seçimlerinde, aşırı sağın seçimden güçlenerek çıkması sonucu siyasi dengelerin önemli ölçüde değişmesi bekleniyordu. Nitekim, beklenen oldu ve seçim öncesi yapılan anketlere yakın oranda sonuçlandı.

AP seçimlerinde yarışan 7 siyasi grubun içinde, son beş yıl boyunca merkez sağdaki Avrupa Halk Partisi (EPP), merkez soldaki Sosyalistler ile demokrat ve liberal eğilimli « Renew Europe », Avrupa Parlamentosu’nun üç önemli siyasi grubu olarak öne çıktı.

Avrupa Parlamentosu AB’nin kurumsal yapısının Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu’yla birlikte üç ana unsurundan biri ve yasama organı işlevini görüyor. AB üyesi ülkelerini bağlayıcı tüm hukuksal kararlar buradan alınıyor. Göç politikalarından, ekonomik programlara ve savaş politikalarına kadar AP’de Avrupa kıtasının en temel politikaları belirleniyor. Dolayısıyla, Avrupa kıtasının politik hattını ve yörüngesini belirleyen AP’de aşırı sağın yükselişi sadece Avrupa’da değil dünya siyasetinde de dengeleri değiştirmeye muktedir.

Ayrıca, aşırı sağın yükselişinin Avrupa tarihi açısından trajik geçmişi var. 1922’den 1925’e kadar, Benito Mussolını önderliğindeki faşist hareket temsili demokrasiyi ortadan kaldıran, sosyalist, sol ve liberal güçlere baskı uygulayan ve İtalya’yı bir büyük güç yapıp, bir « Yeni Roma İmparatorluğu » yaratma sözü veren yayılmacı bir dış politika izleyen milliyetçi, totaliter bir ideoloji ile İtalya’da iktidarı ele geçirdi. 

Ve Almanya’da Nazi faşizmi ! Adolf Hitler 1923’te Alman hükümetini devirmeye yönelik başarısız bir darbe girişiminden sonra 1933’te Alman Şansölyesi oldu. Hitler, Kavgam kitabında tek hedeflerinin Versay Antlaşmasını yürürlükten kaldırmak olmadığını ; komünizmi yenmeyi ve Avrupa temelli olarak bütün dünyada Alman ırkının egemenliğini sağlamanın da hedeflerine dahil olduğunu açıklamıştı. İktidara geldikten sonra demokrasiyi kaldırdı. Nazi faşizmi Almanya için bir yıkım oldu.

2.Emperyalist paylaşım savaşında yaşanan süreç milyonların ölümüne sebep oldu. 1939’dan 1945’e kadar süren 2. Dünya savaşında 70 ila 85 milyon ölümle sonuçlandı. İnsanlık tarihindeki en ölümcül savaştı. Milyonlarca insan soykırımdan (Holokost gibi), planlanmış açlık ölümlerinden, katliamlardan ve hastalıklardan öldü.

Bugün Avrupa halklarının aşırı sağın yükselişine karşı gösterdiği haklı kaygı ve karşı duruşun tarihsel geçmişi var. Bu tarihsel kökenlere bakarak bugünü kavrayabilir ve sorgulamalarımızla geleceğe yol alabiliriz.

Bugünü kavramak, bugünün sorunlarının farkına varmanın elzem olduğu, aşırı sağın yükselişiyle bir kez daha önümüze çıkıyor. Gerek Fransa’da gerekse Avrupa’da aşırı sağın propagandasını, söylemlerini iyi gözlemlemek gerek. Kitlesel göçler, göç ve mülteci sorunları, entegrasyon sorunları, enerji krizi, iklim krizi, enflasyon, cinsiyet eşitliği, insan hakları… Biriken onlarca sorun ve tüm bunların toplumsal karşılığı siyasete alan açıyor. Ki siyaset ve siyasetçiler aslında bu sorunları çözmek ile yükümlüler. Tam da burada özellikle belirtmek gerekir ki ; solun, sosyalistlerin siyaset yürüteceği alanlarda aşırı sağ, popüler söylemlerle kent yoksullarının içinde örgütleniyor.

Yabancı ve göçmen düşmanlığı, AB politikalarına dönük eleştiriler, hatta kimi sağ siyasetçilerin NATO’dan çıkma söylemi, Rusya-Ukrayna savaşında, Ukrayna’ya verilen desteğin sonlanması, enflasyonla mücadele gibi sıralayabileceğimiz söylemler, aşırı sağın temel argümanlarını oluşturuyor. 

    Fransa Sol’unun Hamlesi : Nouveau Front Populaire (Yeni Halk Cephesi)

Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları Fransa siyasetinde adeta deprem yarattı. « Demokrasinin beşiği » olarak nitelendirilen Fransa’da aşırı sağın yükselişi, « Demoklesin Kılıcı » gibi sallanıyor. Seçim sonuçlarının ardından meydanlara inen kitleler, Fransa’da aşırı sağın yükselişini protesto etmeye devam ediyor. Bir yanda başta başkent Paris olmak üzere birçok kentte gösteri ve protestolar gerçekleşirken, Fransa solu toparlanmaya ve karşı cepheyi oluşturma için harekete geçti. Seçimlere ayrı giren sol ittifak NUPES’in (Yeni Ekolojık ve Sosyal Halk Birliği partileri), bu parçalanmışlığın ve dağınıklığın aşırı sağ ve gericilerin işine yaradığını bizzat sahada gördü. Fransız sol, sosyalist güçleri ortak bir platformda toparlanmaya başladı. Ülkenin aydın, yazar ve politikacılarının başlattığı imza kampanyasında 400 bin imza toplandı. 14 Haziran 2024 tarihinde ise düzenlenen basın toplantısıyla Yeni Halk Cephesi’nin kurulduğu ilan edildi.

Halk Cephesi güçlerinin üzerinde mutabık oldukları konular : Emeklilik reformunun iptal edilmesi, sosyal güvenlik sistemini parçalayan işsizlik fonu reformunun iptali, göçmenler yasası ve iltica reformu paketinin iptali, Filistin halkıyla dayanışma, Ukrayna’daki savaşın son bulması ve barış için girişimlerin desteklenmesi, savaş kışkırtıcılığı ve silah satışlarının durdurulması.

30 Haziran – 7 Temmuz arası gerçekleşecek erken genel seçimler için yapılacak seçim kampanyası, aşırı sağa karşı önemli bir karşı koyuşu örgütleyebilir. Halk Cephesi bileşenleri Fransa’da bu gerici dalgayı püskürtebilirse, Avrupa genelinde de yeni bir mücadeleye ışık tutabilir. Nitekim, 9 Haziran’dan bu yana sokakları ve meydanları dolduran on binlerce işçi, emekçi, genç ve kadın aşırı sağa karşı duruyor ve çığlık oluyorlar. Fransız işçi ve emekçi hareketi geleneği, önemli bir direniş tarihinden geliyor.  

Avrupa’nın başı üzerinde sallanan « Demoklesin Kılıcı », Fransız halkının direnişi ile etkisiz hale gelebilir ve bu gerici dalgaya bir set çekebilir..