Madem geldik, gittiğimizde bir izimiz kalsın


Sivrisineğin biri kırlarda uçarken yorulmuş ve gidip bir boğanın boynuzuna konmuş.

Epeyce oturduktan sonra kibarlığı tutmuş, “Hayvancağızın tepesine bindim, hakkı geçmesin, bir helalleşeyim” diye düşünmüş.
Ve boğaya seslenip sormuş:

“Şey! Acaba yoruldun mu? Gideyim mi artık?”

Kendi halinde eğleşen boğa, belli belirsiz vızıltı gibi sesi duyunca şöyle bir yukarı doğru bakmış. Kendisine seslendiğini anlayınca da sivrisineğe “Pöh” demiş, “Yahu, ben senin geldiğini bile anlamadım ki, gittiğinde bir şey değişsin!..”

Ezop’un herhalde bazı insanlar vardır, ha olmuşlar, ha olmamışlar, kimseye ne bir iyilikleri dokunur ne de bir zararları diye düşünüp kaleme aldığı bir masaldır.

İnsan olmak, varlık olmak. Kendi olmak, bir yaşam felsefesinin olması. Var mı bir felsefeniz? Niye yaşıyorsunuz? Nasıl yaşıyorsunuz? Başkaları ne der kaygısı mı şekillendiriyor yaşamınızı. Oturuştan kalkışa, giyinmeden soyunmaya, eğlenmeden dinlenmeye başkalarını örnek alarak mı yaşıyorsunuz? Sosyal medya mı rehberiniz? Herkesin sevdiğini sevmeyince, herkesin kınadığını kınamayınca içiniz rahat etmiyor mu? Ezbere mi yaşıyorsunuz?

Bitki ve hayvanlarda nefes alıp veriyorlar, bizim gibi canlılar ve çoğumuzdan daha faydalılar. Düşünemedikleri için varlık olamıyorlar yalnızca. Gittiğinizde bu yaşamdan bir şey değişecek mi? Yaşamanın sorumluluğunun farkında mısınız? Dur bir dakika ben ne yapıyorum diye soruyor musunuz? Var mısınız? Yok mu? Yoksa…

A. Semih İŞEVİ
Latest posts by A. Semih İŞEVİ (see all)