Küçük Menderes havzasındaki Ağır Metal Kirlik verileri

Çsb’nin“Küçük Menderes Havzası Kirlilik Eylem planı”ndan alıntılarla havzanın ağır Metal kirlilik verilerini aşağıya çıkarmaya çalışacağız. Eylem Planı belgesi toplam 74 sayfadan oluşuyor. Bu belgeden önemli olan özet bilgileri aktararak, havzadaki kirlilik tehlikesini ve yakın tehditleri gün yüzüne çıkarmaya çalışacağız. Burada önemli olan alanda kirlilik sonucu doğabilecek zararları görmek ve ona göre en erken dönemde tedbir almak için yetkili mercileri ve işin uygulayıcılarını uyarmak ve yapılması gerekenleri acilen yapılmasını sağlamaktır. Aşağıdaki resmi verilere başkaca bir şey eklemeye, yorum yapmaya gerek kalmadan durumun vahameti açıkça ortadır. Bunu tespit eden bakanlığın acilen harekete geçip havzadaki kirlilik tehdidini bertaraf etmesi gerekmektedir. Şimdi durumu belgeden parça, parça alıntılarla açalım:

“Küçük Menderes Havzası sınırları içerisinde İzmir, Aydın ve Manisa illeri yer almaktadır. Alansal olarak İzmir’in %56’sı, Aydın’ın %16’sı ve Manisa ilinin %0,8’i havzada kalmaktadır. Küçük Menderes Havzası’nda tarım yapılan topraklar 290.067 ha olup, havzanın yaklaşık %41’ini oluşturmaktadır. Tarım alanlarının %52’si sulu, %48’i kuru tarım alanıdır. Havzada yetiştirilen en önemli ürünler zeytin, pamuk, tütün, hububat, üzüm, domates ve biberdir.” Yetiştirilen bu ürünler yöre insanları tarafından tüketilen ürünlerdir.

“Küçük Menderes Nehri etrafındaki bu 7 ilçede tarım arazisi dağılımı incelendiğinde; toplam tarım alanı %49, tarla alanı %22, zeytin alanı %12, sebze alanı %9, meyve alanı %4, tarıma elverişli boş arazi %2, bağ ve kavaklık alan %1 oranında yer tutmaktadır.” Bu kadar alanda temel tüketim ürünlerinin yetiştirildiğini de unutmayalım. Bu kadar çeşitlilikte ürünün yetiştirilip piyasaya sürüldüğü bir havzada ağır metal kirliliğe karşı etkin tedbirlerin alınması hayati bir önemdedir. Yoksa bu VI. Derece kirli suyla sulanan her türlü ürün o ağır metalleri alacaktır. O yolla da biz tüketenlere ulaşacaktır. Kısaca beslenme zincirinin halkası olan her canlı zarar görecektir. Ve birçok hastalığın ise temel nedeni bu ağır metal içerikli ürünlerdir.

“Küçük Menderes Havzası’na deşarj edilen toplam atıksu miktarı günlük yaklaşık 109 bin m³’tür. Havza içerisine deşarj edilen oluşan toplam atıksu miktarının yaklaşık 82.000 m³/gün’ü kentsel nitelikli olup, bu miktarın yaklaşık 2.500 m³/gün’ü arıtılmamaktadır. Toplam atıksu miktarının yaklaşık 27.000 m³/gün’lük kısmı ise endüstriyel nitelikli olup, bunun 23.000 m³/gün kadarı arıtılmamaktadır.”  Bu atık suların arıtılanları da tam arıtma değildir. Arıtmalar fiziksel ve biyolojik arıtma olup, kimyasal arıtma yapılamamaktadır. Artı birde hiç arıtılma yapılmadan alana deşarj edilen atık sular bulunmaktadır. Kayıt dışı olanlar bu rakamlar içinde bulunmamaktadır.

  “ Havza genelinde 6 adet OSB, birçok ticari işletme ve sanayi tesisi bulunmaktadır. Sanayi yapılaşması yoğun olarak Karabağlar-Torbalı-Menderes aksı boyunca yerleşmiş ve gelişme göstermiştir. Özellikle tekstil, metal, maden, zeytinyağı, tarım ürünleri işleme, süt ve süt ürünleri gibi endüstri tesislerinin havzada önemli kirletici etkiye sahip olduğu görülmektedir. Havzada yoğun olarak bulunan mevsimlik zeytinyağı tesisleriyle süt ve süt ürünleri tesisleri (mandıralar) de organik kirliliği önemli ölçüde arttırmaktadır. Havzada özellikle zeytinyağı üretim tesislerinden gelen karasu ve küçük ölçekli mandıralardan gelen peynir altı suları problem oluşturmaktadır. Ayrıca, Torbalı Fetrek Çayı civarındaki büyük ölçekli sanayi kuruluşları, mermer işleme tesisleri nehre ciddi anlamda kirlilik yükü taşımaktadır.” Bu işletmelerin ortaya çıkardığı atıklar havza içinde ya suya ya da toprağa karışmaktadır.”

“Küçük Menderes Havzası genelinde noktasal TN (Toplam Azot) yükünü %82 oranla kentsel kaynaklı kirleticiler oluşturmaktadır. Kentsel Kaynaklı kirleticilerin ardından endüstriyel kaynaklı kirleticiler (%18) gelmektedir. Küçük Menderes Havzası’nda noktasal TP (Toplam Fosfor) yükünün %80’ini kentsel kaynaklı kirleticiler oluşturmaktadır. Geri kalan yükün %20’sini endüstriyel kaynaklı kirleticiler oluşturmaktadır.”

“Özellikle Torbalı ve Ödemiş ilçelerinde tarım faaliyetlerinin yoğun olduğu dolayısıyla gübre kullanımından kaynaklanan yayılı yüklerin havza geneline göre yüksek olduğu görülmektedir. Toplam azot ve toplam fosfor yüklerinin noktasal kaynaklı kirlilikten ziyade yayılı kaynaklı kirlilik olan tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerinden geldiği görülmektedir.” Buradaki kirlilik gübre ve tarımsal ilaçlardan kaynaklı kirliliktir. Gübre ve ilaçlardan kaynaklı TN ve TP yükü ağırlıklı olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca pestisit kalıntıların sebze ve meyveler üzerinden pazara gelmesi ayrı bir tehlike oluşturmaktadır.

“K. Menderes Nehri 2015 yılı ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış dönemi su kalite durumuna bakıldığında, Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği kapsamında, nehir genel olarak IV. Sınıf su kalitesinde tespit edilirken, pek çok parametrede sonbaharda ve kışın daha yüksek değerler ölçülmüştür. Nehirde görülen Ağır metaller (Hg, Cd, Pb, As, Cu, TCr, Cr +6 , Co, Ni, Zn, Fe, Mn, B, Se, Ba, Al)”kısaca bunlardır. Bu ağır metallerde bir çok hastalığın baş nedenlerindendir.

“ İlkbahar döneminde, nehir genel olarak pH, TKN, KO sülfür, serbest klor ve alüminyum parametrelerinde IV. Sınıf su kalitesinde görülürken. Yaz döneminde nehir genel olarak çözünmüş oksijen, amonyum, toplam fosfor, KOİ (Kimyasal Oksijen İhtiyacı), BOİ (Biyolojik Oksijen İhtiyacı), TKN (Toplam İnorganik Azot), serbest klor ve kurşun parametrelerinde IV. Sınıf su kalitesindedir.  Havzaya ilişkin sonbahar dönemi su kalitesi sonuçlarına bakıldığında Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği kapsamında, nehir genel olarak çözünmüş oksijen, iletkenlik, amonyum, toplam fosfor, KOİ, BOİ, TKN, serbest klor, sülfür, bor, alüminyum, kurşun, fekal koliform ve toplam koliform parametrelerinde IV. Sınıf su kalitesinde görülmektedir. Kış dönemi su kalitesi sonuçlarına bakıldığında ise Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği kapsamında, nehir genel olarak çözünmüş oksijen, amonyum azotu, toplam fosfor, TKN, BOİ, KOİ, sülfür, serbest klor, fekal koliform ve toplam koliform parametrelerinde IV. Sınıf su kalitesinde görülmektedir. “

“Küçük Menderes Nehri IV. Sınıf su kalitesinde olduğundan, buradan temin edilen suyun sulama suyu olarak kullanılması sonucunda hem yetiştirilen ürünlerin kalitesinin ve veriminin, hem de uzun vadede toprak kalitesinin düşebileceği ve tarımı olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir. Ayrıca su döngüsü dikkate alındığında, uzun vadede havzadaki yeraltı suyu kaynaklarının, jeotermal kaynakların ve içme suyu kaynaklarının da artan kirlilikten olumsuz etkilenebileceği öngörülmektedir.”

Sonuç olarak, bu çalışma kapsamında Küçük Menderes Havzası’nda noktasal kaynaklı kirliliğin kontrolü amacıyla kısa, orta ve uzun vadede yapılması gereken yatırımlara ilişkin yaklaşık 165 milyon TL miktarında maliyet hesaplanmıştır. Bu çalışma kapsamında noktasal kaynaklı kirliliğin kontrol altına alınması amacıyla belirlenmiş olan eylemler neticesinde kısa ve orta vadede Küçük Menderes Nehri Havzası’nda su kalitesinin III. Sınıfa kadar iyileştirilebileceği öngörülmektedir.”

Havzadaki kirliliğin kısmen azaltılması için 2023 yılına kadar çıkarılan maliyet pek fazla bir rakam değildir. Üstelik bu çalışmaları da kısa- orta ve uzun dönem olarak gruplandırmışlar. Kısa vade 2018’in sonu, Orta vade 2019-2020, Uzun vade 2021-2023 yılı sonuna kadar. Ama hala görünürde elle tutulur bir çaba yoktur. Hala VI. Sınıf su ile tarımsal sulama yapılmakta ve yetişen ürünler soframıza kadar gelmektedir. Aslolan halk sağlığı olması gerekirken, kirlilikle öne çıkmış bu önemli tarım havzalarımızı sulayan nehirlerimizin su kalitesinin iyileştirilmesi olması gerekirken, hala doğaya zarar veren duble yollar için çaba gösterilmektedir. Diğer yanda bölgemizde Jeotermallerle Hava-Toprak ve Sular daha da kirletilmektedir.

 

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları