2002’de Yeşil, Şavaklı Bir Köylü Olarak Misafirimiz Oldu


Yıl 2001 Ocak 24, Dersim Pertek’te çalışırken, karne dağıttığımız gün OHAL bölge valiliği kararıyla ÇORUM il emrine sürgün edildiğimi öğrenmiştim. (Yani karanlığı ve cinayetleriyle 24 OCAK tarihi kendini biz eğitimcilere karşıda sürgün edilme ile göstermişti.)  O gün özel emirle İlçe MEB’de ilişkim hemen kesilmişti. Bu konudaki acelecilik 15 günlük mehil müddetini kullanmamamız için yapılmıştı. Kısaca Sömestr tatili bu yolla mehil müddetine kurban edilmişti. Birkaç gün içinde 5’i Pertek’te, 10 egitimcide Dersim merkezde aynı akıbete uğramıştık. Bu olay üzerine il merkezinde sürgünlere karşı birçok eylem gerçekleştirilmişti.

Ben Çorum Mecitözü Doğla köyüne atandım. Köy sağ eğilimli bir yapıya sahipti. Ancak ben orada hiçbir sorun yaşamadım. Ancak okula sivillerin uğradığını ve yakın takipte olduklarını öğrenmiştim. Hemde her ay okul idaresini ziyaret ederek bilgi aldıklarını da bir şekilde öğrenmiştim. Kısaca sürgünden sonra, politik durşumuzdan dolayı, arkamızda gölgemiz gibi takibimiz kaçınılmazdı. Bunu da gözlemleye biliyordum.

Yıl 2002 Temmuz ayıydı. Biz evi Çorum merkeze taşımak için toplanıyorduk. Bunun hazırlığı içindeydik. Bir gün evdeyken Mecitözü Öğretmen evinde Öğretmen Bayram abimizden bir telefon geldi. Telefonda; bir hemşerimin beni ziyarete geldigini bildirdi. Misafirin Öğretmen evinde beklediğini belirtti. Bende hemen Öğretmen evine gittim. Ancak misafir olan şahıs dış kapıda Mecitözülü ve beni tanıyan bir öğretmenle kapıda bekliyorlar. Öğretmen arkadaş; “Ali hoca geldi” deyip beni gösterdi. Ben şahsı tanımıyorum. Ancak ne hikmetse misafir şahıs beni çok yakından tanıyormuş. Misafiri alarak lokale gittik. Tanımaya çalışıyorum. Perteğe bağlı Baravan köyünden olduğunu, sürü sahibi olduğunu ve benim 2001’de sürgün edilenlerden olduğumdan dolayı tanıdığını açıkladı. Biraz sohbetten sonra, evdeki durumu da izah ederek eve getirdim. Yemek yedik. Sohbete devam ettik. Ben Pertek’te çalışırken ev sahibiminde Baravanlı olduğunu söyledim. Pertek merkezde marketinin olduğunu ve tulum peyniri işini yaptığını söyledim. Ama misafirim eski ev sahibimi tanımayınca işkilenmeye başladık. Ayrıca eşimin dikkatini çeken bir başka konu ise, tokalaşırken ellerinin nasırlı değilde yumuşak olması bizi dahada işkillendirdi. Bize gelmesinin nedenini şöyle açıklamıştı: Samsun’da bir kişiye koyun kaptırdığını, ancak parasını alamadığını, Onun için buralara geldiğini. Dava açmaya çalıştığını açıklamıştı. Ancak biz netleşen şüphelerimiz üzerine evden bir an önce çıkarıp yola savmaya çalıştık. Bir daha gelişinde eşime tulum peyniri, yağ getireceği sözünüde vermeyi ihmal etmedi.

Dışarı çıktığımızda, yol parasının kalmadığını, kendisine yol parası vermemi talep etti. Açıkçası bende başımdan def etmek için isteğini karşılamak için, komşumdan bir miktar borç para alarak kendisine verdim. Ancak verdiğim miktarı az görerek daha fazla talep etti. Ancak bende de para olmadığı için veremeyeceğimi belirttim. Onu garaja götürdüm. Zorda olsa biletini aldırdım. O da beni başından savmaya çalışıyor gibiydi. Garajda olduğumuz müddetçe, Dersim merkezdeki sürgün edilenler için yapılan eylemlere katıldığını. Benim için çok üzüldüğünü, Hadep’e gidip geldiğini. Ayrıca benim siyasi eğilimi mi öğrenmek için farklı sorularla beni yokluyordu. Ben ise sorularına olumsuz cevaplar vererek, bir sonuca varmasına fırsat vermedim. Bu yaklaşımı şüphelerimi dahada artırdı. Araç hareket ettikten sonra ancak ben garajda ayrıldım.

Evdeki sohbete, bize nasıl ulaştığını sorduğumuzda ise; Çorum EĞİTİM-SEN e gittiğini, orada Dersimli kimse varmı diye sorduğunu, Oradaki bir arkadaşın kendisine yardımcı olduğunu. Onun kendisini Avukat olan bir arkadaşa götürdüğünü. Avukatında onu terminale götürüp Mecitözü minibüsüne bindirdiğini söylemişti.

Ben hemen ikinci gün Çorum Eğitim-Sen’e giderek durumu sorguladım. Oraya uğradığını ordan Avukat arkadaşa götürüldüğünü doğruladılar. Avukat arkadaşla görüşmemizde ise onada, Bafra’da birilerine Tulum peyniri kaptırdığını, onun için buralarda olduğunu açıklamış. Bana koyun kaptırdığını, Avukat arkadaşa peynir kaptırdığını söylemesindeki çelişkili bilgiler, bu kişi hakındaki şüphemizde haklı olduğumuzu dahada güçlendirdi. Ayrıca Avukat arkadaşın onun terminale bıraktığı saat ile Mecitözü’ne geliş süresinde bir uyumsuzluk vardı. Bu misafir daha kısa bir sürede ilçeye geldiği anlaşılıyordu. Kısaca bu şahıs bir ekip ile birlikte ortalıkta geziyor olabilirlik ihtimalinide aklımıza getirmişti. Yani bu özel bir araç ve ekiple dolaşıyor. Ve istediği yere daha kısa sürede gidebiliyordu.

Bu misafirimiz şapkalı, şalvarlı ve tam bir köylü kıyafeti ile gelmişti. Ancak elleri sürü besleyen ve çalışan bir köylü elleri değildi. Ancak o dönemde Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın Amasya’da cezaevinde olduğu söylentisi vardı. İşte bu söylenti bizim Yeşil ile ilgili haberleri taramamızı sağladı. Ve misafirimiz olan sürü sahibi köylü vatandaşın Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım olduğunu öğrenmiş olduk. Kısaca 2002 yılı Temmuzunda yeşilin bizi ziyareti böyle olmuştu.

Bu yaşadığım olayı, Gürdal MUMCU hanımın, yeşilin evlerine uğramasını anlatması üzerine, bende bunu yazma ihtiyacı duydum. Adam ülkenin her tarafında özel olarak gezdirilmiş ve gerekli gördükleri yerlerde tehdit ve gözdağı unsuru olarak ileri sürmeyide ihmal etmemişler.