Sinek Avcısı

Ali NESİN

Ali Nesin sosyal medya hesabından (12 Temmuz 2019) çocukluğundan bir anısını paylaşarak babasının yazmış olduğu şiirdeki kendi etkisini arayışa çıkmış. Okuyunca “Sinek Avcısı” adını verdiğimiz öykü tadında anısını olduğu gibi aşağıya aldık…

“Sinek Avcısı”

10 yaşımdayken, annemle babam beni ve benden bir yaş küçük kardeşimi bir yaz kampına yolladı. O zamanlar yaz kampları pek enderdi, hatta hiç yoktu da bu birincisiydi galiba. Bu yaz kampının sahibi (adını vermeyeyim) çoktan ölmüş olan ünlü bir karikatüristimizin eşiydi. Bu hanım da beni güzelliğiyle cezbetmişti. Özellikle açık renk gözlerini büyüleyici bulurdum. Ama adı da gözleri kadar hoştu. Evimize sık sık gelirdi. Dolayısıyla onun kampına gideceğim için çok memnundum.

Annemle birlikte yaz kampının olacağı yere gittik. İstanbul’un bayağı dışında, dağ başında bir yer.

Yönetim odasına girdik. Başka kadınlar da vardı. Analar, öğretmenler, idareciler. Küçücük bir oda. Daha önceden tanıdığım kadın, durduk yerde bana, “bir kilo demir mi yoksa bir kilo pamuk mu ağırdır” sorusunu sordu. Ben de her akıllı çocuk gibi bir kilo demir dedim tabii… Kadınlar bir güldüler, bir güldüler… Yere yatıp tepinenler oldu… Annem de orada… O da onlarla güldü… Ben aptallığımı anladım ama geldiğim yer hakkında biraz daha fikir edindim.

Sonra dışarı çıktım. Peşimden o güzel gözlü güzel kadın da geldi. Bahçede bir salıncak vardı, salıncağa bindirdi beni. Salıncağın zinciri biraz fazla sallanıyor, çok gergin değil sanki…
– Bu demir çok yumuşak, deyiverdim.
O güzelim kadın, o güzel gözleriyle beni yutan kadın, “demir yumuşakmış” diye tekrarlayarak böğüre böğüre gülmeye başladı… Ben nereye düşmüştüm?

Sonra anam çekip gitti…

Diğer çocuklarla tanıştım. 30 kadar çocuk… Hepsi sorunlu…
Öğretmen olacak kadınlar da… Çocuklardan ben dışında altına işemeyen yok! Yatakhane sidik kokuyor. Kimi domalarak uyuyor, kimi kekeliyor, kimi şaşı, kimi tabağı yalıyor, durduk yere başkalarını ısıranlar da var… Tam bir tımarhane… Öğretmenlerin hepsi gerizekâlı. Ortalık pislikten geçilmiyor. Dolayısıyla sinekten de…

Ders mers yok. Oyun, kitap, film hak getire. Bizi bütün gün salıyorlar… Yaz sıcağı… Bir işkence, bildiğiniz gibi değil. En kötüsü yavaş yavaş yatakhanenin dışına yayılan sidik kokusuydu, çocukların yarısı gündüzleri de altına kaçırıyordu çünkü.

Camekanlı bir salon vardı. Sinek dolu, siz deyin binlerce, ben diyeyim milyonlarca… Zaman geçmiyor… Ne yapayım? Sinek avcılığına başladım.

Öldürdüğüm sineklerden bir tepe yapardım. Zamanla farkına vardım ki, bu sineklerin hepsi ölmüyor, bir zaman sonra ayılıp geziniyorlar. Onları tekrar öldürüp tepemin en tepesine koyardım. Ama daha sonra onları uçurmaya çalıştım…

Çok usta olmuştum sinek avcılığında. Tek bir hareketle üç sinek avladığım oluyordu. Ama daha eğlencelisi iki avcumla aynı anda iki sineği yakalamaktı. Bir defasında tek bir hareketle dört sinek yakalamıştım. Ama sinekleri cam üstünde avlamak istemiyordum, o çok kolaydı. Enayiler camdan kaçmak istiyorlardı. Sinekleri önce camdan kovalıyor, sonra onları havada yakalamaya çalışıyordum.

Eğer sinek koltuk filan gibi bir yere konmuşsa ve hareketsizse yakalaması çok zordur, çünkü sinek de tetiktedir. Önce sineğin gevşemesini, rahatlamasını, yalanmasını, sağa sola bakınmasını bekleyeceksin, ve aniden… Ama zamanla sinekten daha hızlı olmayı öğrendim. Avcun sineğe açısı da önemlidir. Neyse… Sizi teknik bilgilere boğmayayım… Sineğin tehlikenin farkında olmasını sağlayıp ondan daha çevik olmak bana müthiş bir keyif veriyordu.

Sonra kamp bitti, eve geldim…

Ama sinek yakalamak bir alışkanlık haline gelmişti, vazgeçemiyordum. Ustalığımı bir gün babama gösterdim: Şu iki sineği görüyor musun baba? Hop! Sinekler avcumun içinde.
Babam kızmış ama aynı zamanda kendini tutamayıp gülümsemişti de.

Yıllar sonra bir şiir yazdı Vakıf çocuklarına. O şiirde benim etkim olmuş mudur bilmiyorum. Şiir şöyle:

ÇOCUKLARIMA

Diyelim ıslık çalacaksın ıslık
Sen ıslık çalınca
Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes
Kimse çalamamalı senin gibi güzel

Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın
Senden önce kimse saymamış olmalı
Senin saydığın gibi doğru ve güzel
Hem dalgaları hem saymasını severek

De ki sinek avlıyorsun sinek
En usta sinek avcısı olmalısın
Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta
Örgüt yoksa seninle başlamalı

Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun
Düşün düşünebildiğince üç boyutlu
Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya
Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar
İşe yaramaz sanılanlardan çıkar

Aziz Nesin

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları