Parti adını değiştirmek neyi değiştirir?-2

ÖDP’nin adını “Sol Parti” olarak değiştirdiği kongrede yayınladığı deklarasyonda, “Bu çağrımız, özgür ve demokratik bir ülke ve dünya özlemini yüreğinde taşıyan herkesedir. Katılın, solun etkili gücünü birlikte yaratalım!” diyor. Ancak ÖDP kuruluş sürecinde adı GBK (Geleceği Birlikte Kuralım) gurubu olan, daha sonra “Özgürlükçü Sosyalizm Gurubu” adını kullanan bu grubun, parti yönetiminde çoğunluğu sağladıktan sonra Türkiye sol ve sosyalist hareketinin en geniş çoğulcu birlik projesi olan ÖDP bileşenlerini nasıl tasfiye ettiğine ilişkin bir belgeyi sunuyorum. Devrimci ve demokratik kamuoyuna yapılan bu basın açıklaması sorunu bütün yönleriyle ortaya koyuyor.

Basın Açıklaması (Tarih, 2 Nisan 2001. Yer, İstanbul ÖDP İl Binası)

“ÖDP’de Tasfiye Girişimi

Değerli basın mensupları;

Bir süredir çeşitli yayın organlarında Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) hakkında bazı haberler çıkıyor ve bu haberlerde, partimizde bölünmeyle sonuçlanabilecek kimi sorunların yaşandığı belirtiliyor. Biz bu basın toplantısı ile ÖDP’de neler olduğunu sizlere anlatmak istiyoruz. Bugüne kadar, sorunlarımızı parti içinde çözebiliriz diye sustuk. Ama çoğunluk susmuyor. Şimdi sıra bizde!

Garip ama gerçek! Demokratik çoğulculuk ilkesi üzerinde temellenen ÖDP’de bir süredir sessiz sedasız, ancak sistematik bir tasfiye yapılıyor. Parti kurucuları ve ÖDP’ye sosyalizm rengini verenler atılmak isteniyor. ÖDP’nin en yüksek siyasi karar organı olan Parti Meclisi’nin tam 21 üyesi “Kesin ihraç” istemiyle disiplin kuruluna sevk edildi. Disiplin Kurulu’na gönderilen parti yöneticileri arasında 5 Merkez Yürütme Kurulu üyesi de bulunuyor.

Önceki ay İstanbul İl Yönetim Kurulu’nun üç üyesi ve İzmir İl Yönetim Kurulu’nun da 4 üyesi kesin olarak, Şişli İlçe Başkanı ve tüm İlçe Yöneticileri ise 6 ay süre ile partiden ihraç edildi. Bursa İl Yönetim Kurulu üyelerinin tamamı da kesin ihraç talebi ile Disiplin Kurulu’na verildi.

Çok partili siyasal hayata girişimizden bu yana böylesi bir tasfiye girişimiyle karşılaşılmamıştır. Kuşkusuz akla ilk gelen şey, “Neden?” sorusudur.  Bu sorunun yanıtı açıktır: 25-27 Şubat 2000 tarihinde toplanan ÖDP 2. Büyük Danışma Konferansı ve Kongresi sırasında, Türkiye’nin temel sorunlarına ilişkin önemli görüş ayrılıklarının bulunduğu ortaya çıktı. Parti yönetimini elinde bulunduran grup, görüş ayrılıklarından kaynaklanan kimi sorunları, ÖDP’nin kuruluş ilkelerine ve oluşturduğu, demokratik, çoğulcu kültüre uygun şekilde ve politik yöntemlerle çözmek yerine; Disiplin Kurullarını çalıştırarak, farklı düşünen üyelerini partiden atma yolunu seçti. Oysa ÖDP, solun bütün renklerinin kendi özgün fikirleriyle içinde yer alacağı bir parti olarak kurulmuş ve bunu tüzüğü ile garanti altına almıştı. Parti içinde, örgüte karşı faaliyet yürütülmediği sürece her eğilime kendisini ifade etme hakkı tanınmıştı. (Tüzük Md. 4)

Tasfiye hareketinin görünürdeki nedeni, F tipi cezaevlerine karşı protesto eylemlerine Sosyalist Eylem Platformu (SEP) ve Hareket Grubu taraftarı ÖDP üyelerinin destek vermesidir. Yönetimi elinde bulunduran ekip, bu destek eylemlerini “parti disiplinine aykırı” buluyor. Bu doğru değil. Partiyi bölünmenin eşiğine getiren gerçek neden, tıpkı tasfiyeci CHP yönetiminin 28 Şubatçı “Andıçların” doğrultusunda yaptığı gibi, “yeni bir oluşum” adı altında ÖDP’yi küreselleşmeci sol-liberal bir partiye dönüştürme girişimidir. Yönetici grup, Avrupa Birlikçi, özelleştirmeci “merkezin” bir adım “solunda” kendisine yer arıyor. Bir tür “sol Baykalizm”, ÖDP’yi tasfiyeye götürüyor.  Bizler ise, bu gidişe ve bu anlayışa “Hayır” diyoruz. Partide yaşanan sorunların temeli budur.

Bugün ihraç edilmek istenen Sosyalist Eylem Platformu ve Hareket Grubu kayıtlı parti üyelerinin yaklaşık yüzde otuzunu, tasfiyeci harekete karşı çıkan diğer muhalif gruplarla birlikte, gerçek parti üye kitlesinin yarısını temsil ediyor. SEP ve Hareket, ÖDP’nin kuruluşunda yer alan 9 farklı eğilimi kapsamakta, buna karşılık yönetici grup sadece 3 eğilimi temsil etmektedir.

Özellikle krizin her bakımdan derinleştiği şu günlerde, emekçilerin ve tüm ezilenlerin ÖDP’ye ihtiyacı var. ÖDP Türkiye Solu’nun çoğulcu birlik projesidir. Eğer bu proje yok edilirse, Türkiye Solu’nun 30 yıllık birlik umudu ortadan kalkacaktır. Biz ÖDP’nin tasfiyesini önlemek için çalışıyoruz. Bu tasfiye girişimiyle ÖDP’yi var eden ve diğer partilerden “farklı” kılan ilkeler ortadan kalkmış olacaktır.

Tasfiyeci grup bir yandan yapılacak ilk Olağan Kongre’de azınlıkta kalmaktan korkuyor, öte yandan medyada reklam edilen “yeni oluşum” trenine yetişmek için acele ediyor. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi, acele işe şeytanın karışacağı da unutulmamalıdır!

Gülseren Pusatlıoğlu (MYK Üyesi), Günay Kubilay (MYK Fahri Danışmanı), Mustafa Kahya (MYK Fahri Danışmanı), Veysi Sarısözen (MYK Üyesi), Yaşar Tarakçı (MYK Fahri Danışmanı), Hakan Öztürk (MYK Fahri Danışmanı)”

 

Şaban İBA