Pandemide Toplumkırımcı Şiddet

Pandemi döneminde sıkça karşılaştığımız durumlardan biri de toplumkırımcı şiddettir. Hemen hemen her gün daha önce rastladığımızdan fazlasıyla şiddet haberleriyle karşılaşmaktayız. Sürekli olarak eve ortamında birlikte kalmak zorunda bırakılan aile bireyleri arasında iletişimsizlikten vb. nedenlerden kaynaklı çatışmalar olmakta ve şiddettin oranı da her gün gittikçe artmaktadır. Özellikle de kadına ve çocuğa yönelik olan bu şiddet toplumkırımcı bir etki bırakmaktadır.

Toplumkırımcı şiddet, toplumun ahlaki ve politik dokusunu parçalamakta, toplumu kendisi olmaktan çıkarmaktadır. Durum böyle olunca, toplumkırımcı şiddet salgın hastalıktan(pandemiden) da ağır bir sonuç doğurmaktadır.

Toplumkırımcı şiddette hizmet eden birçok olgu vardır. Cinsiyetçilik(özellikle), sanal âlem, Ataerkil anlayış, psikolojik sorunlar, iletişimsizlik… Vb. Özellikle de cinsiyetçiliğin bir sonucu olan toplumkırımcı şiddet olgusu toplumkırımcılığa hizmet eden temel olgudur. Bu anlayış kadın ve çocuk kırımcılığa kadar yol açan bir sonuç doğurmakta ve maalesef her gün kadına veya çocuğa yönelik şiddet ve kadın katliamına varan cinayetler artmaktadır. Failler arasında başrolde kocalar yer almaktadır. Diğer failler ise eski kocalar, sevgililer ve kadınların yakınlarındaki erkekler (Baba, kardeş, amca…) yer almaktadır.

Şiddet faili toplumkırımcıların birçok bahanesi vardır. Failler, kadınları “psikolojik sorunları olmakla”, “namussuzluk yapmakla”, “söz ve davranışlarıyla kendilerini tahrik etmekle” vb. suçlamaktadırlar. Bazı failler, şiddet uyguladıkları veya katlettikleri kadınları veya çocukları “çok sevdiklerini”(Bu nasıl bir sevgiyse) ifade etmektedirler.

Yapılan araştırmalar göstermiştir ki faillerin büyük bir çoğunluğunun geçmişinde şiddet olgusu tespit edilmiş ve bundan dolayı psikolojik sorunlarının olduğu belirtilmiştir. Sadist ruhlu failler “sevdiklerine” şiddet uygulayarak aslında kendilerine yönelen şiddeti telafi etmeye çalışıyorlar ki bu durum psikolojik olarak normal bir insan davranışı değildir.

Failler arasında her meslekten, her yaş grubundan insanlara rastlanmaktadır. Failler arasında üniversite mezunlarına da sıkça rastlanmaktadır. Her yaş gurubundan erkek, hemen her yaş grubundan kadına şiddet uygulamaktadır. Özellikle mağdurların büyük bir oranı 18 yaşın altındaki çocuklardır. Şiddet mağduru erkekler varsa da bu oran çok azdır.

Toplumkırımcı şiddet sadece pandemi süreci ile ilgili bir sorun değil özellikle toplumun zihniyet sorunuyla bağlantılı bir sorundur. Toplumun ahlaktan yoksunluğu toplumkırımcı şiddettin önünü açmaktadır. Toplumun zihniyet çöküşünün sonucu olan bu sorun günümüzün sorunu değil bin yılların sorunudur. Bu cinsiyetçi vb. anlayışın doğurduğu sonuçlar özellikle de toplumda kadına kaybettirmiştir. Kadının kaybedişi toplumun en büyük kaybıdır.

Bin yıllar öncesinde ortaya çıkan bu durum hala geçerliliğini sürdürmekte ve hala her erkeğin kadın üzerinde öldürme hakkı dâhil, sayısız hak sahibi olduğu anlayışı kabul gören sosyolojik bir gerçeklik olarak geçerliliğini sürdürmektedir.

Toplumkırımcı şiddetin önüne geçmenin temel yolu toplumun ahlaki-politik özellikli oluşudur. Özellikle güçsüz ve savunmasız bırakılan kadının ancak ahlaki ve politik toplumda özüne kavuşacağı aşikârdır.  Ahlaki politik toplumdaki Özgürlük, eşitlik ve demokratik bir felsefe ile kadınla düzenlenecek yaşam ortaklığı, güzelliği, iyiliği ve doğruluğu en mükemmel düzeyde toplumda inşa edecektir.

Arslan ÖZDEMİR
Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları