Oto Lastik Atıklarının Yakılması da Havamızı Kirletip Bizi Zehirliyor

Aydın Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünün 2018 Yılı Çevre Durum Raporunda, Aydın ilinde yıllık atık oto lastikleri miktarının 92.122 ton olduğunu belirtmiş. Bu atık oto lastiklerinin 18.650 tonunu Söke çimento tarafından yakılarak enerji ürettiğine işaret ediliyor. Bu rakam 2018 yılına aittir. Batı Söke çimento bu atık kullanımından dolayı da ödüllendirildiğini övünerek belirtiyor. Bu yöntemle elektrik ürettiğini de Aydın Çevre Durum Raporundan görebiliyoruz. Raporda aynen şöyle geçiyor:  “İlimizde ömrünü tamamlamış lastikler büyük miktarda BATISÖKE Çimento fabrikası tarafından kullanılmaktadır.” Bu ifadeden başka da söyleyecek sözümüz yok. Asıl konumuz ise bu atık lastiklerin yakılması ile ortaya çıkan zehirli gazlardır.

25 Kasım 2006 Tarihinde 26357 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği”ne göre; “ Geri kazanım ve bertaraf işlemlerinin, hava, su, toprak, bitki ve hayvanlar üzerinde tehlike yaratmadan, ses ve koku yoluyla çevreye herhangi bir olumsuz etkide bulunmadan ve doğal çevre ile koruma alanlarına zarar vermeden yapılması zorunludur.”  Denilerek konun önemine işaret edilmiştir. Ancak Batı Söke Çimentonun açığa çıkardığı kokular ise bu yönetmeliğin doğru ve tam olarak uygulamadığının kanıtıdır. Açığa çıkıp ilçemizin üzerine çöken bu pis kokular her gün bizi yavaş yavaş zehirliyor…

Atık Lastiklerin tercih edilmesin asıl nedeni, ucuz olmasının yanında Isıl değerinin yüksek olmasıdır. Ancak açığa çıkardığı Karbon Emisyon oranı da  çok yüksek olmaktadır. 1 ton lastik=1 ton iyi kalite linyit kömüre= 0.7 ton Fuel Oil’e. Emisyon değerleri ise kısaca şöyledir; Kömür 2430 kg CO2/ton’dur. Motorin 3220kg CO2/ton’dur. Lastik ise 2270 kg CO2/ton’a eşittir. Kısaca havaya saldığı karbondioksit oranı oldukça yüksektir. Bilindiği gibi karbon kökenli gazlar aynı zamanda sera etkisi de yaratıyor.

Kimya Mühendisi A. Pınar Tüzün Demir’in hazırladığı raporda ise, yakma sonucu açığa çıkan bu gazların etkilerini açıkça görebilmekteyiz. Özet olarak şöyle yazmaktadır: “ Ancak lastiklerin yanmasıyla atmosfere tonlarca zararlı bileşikler yayılmaktadır. Siyah bir bulut gibi atmosfere yayılan bu maddeler içinde organikler, çok halkalı hidrokarbonlar (Bataklık gazı da denilen Metandır), yağlar, kükürt oksitleri (keskin kokulu gazlardır), azot oksitleri, karbon oksitleri, uçucu partiküller bulunabilmektedir. Yangınlar ile atmosfere yayılan bu kirleticiler toprağı ve suyu kirletmektedir. Ayrıca yakma sonucunda oluşacak hava kirliliği, gelişmiş baca gazı arıtma teknolojileri kullanılmadığında çevreyi olumsuz yönde etkileyebilmektedir.  ABD, Avrupa ve Türkiye’deki elektrik üreten termik santrallerde ve çimento fabrikalarında yakıt olarak kullanıldığı bilinmektedir. İşlem sırasında açığa çıkan zehirli gazlar nedeniyle insan sağlığı ve çevre kirliliği açısından çevre dostu bir yöntem değildir.

Lastikler; takviye malzemeli tekstil ürünlerinin yanında vulkanize olmuş kauçuk içerir. Lastik içerisinde farklı doğal ve sentetik kauçuklar, kauçuk formülasyonları ve diğer bileşenler (karbon siyahı, yağ, sülfür, hızlandırıcı organo sülfür bileşikleri, çinko oksit ve stearik asit gibi takviye malzemeleri) bulunur.(1)” diye belirmektedir. Her ne kadar baca filtreleri takılmış olsa da bu filtreler sık sık devre dışı kalabilmektedirler(!) Bu durum ise havayı zehirlemekte yeterli biz zaman almaktadır. Ki burada dikkatimizi çeken bir başka nokta ise bu oto lastik atıklarının Termik Santrallerde de yakılarak kullanıldığıdır.                 Hurda Lastik Yönetim Konseyi’ne göre “ bir lastik ortalama 4 litre yağ, 3 kg karbon siyahı, 1,5 kg gaz, 1 kg çelik ve kül ürettiği” belirtiliyor. Bu ise lastikteki ağır metal ve karbon emisyon içeriğinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.  Bu durum ise hem havayı, hem toprağı hem de suyu kirlettiği gibi havadaki SERA oluşumunu da tetikliyor. Sermaye odaklarına şöyle sesleniyoruz: Kazancınız için Havamızı, Suyumuzu, Toprağımızı kirletmeyiz.

Yine Milli Eğitim Bakanlığının Aile ve Tüketici Hizmetleri birimi 2011 yılında yayınladığı  “Atık Lastikler” başlığındaki yazıda da şunlar özet olarak belirtilmektedir: “Ortalama bir lastiğin petrokimyasal içerik eşdeğeri 9,5 litre yağdır. Yüksek yağ içeriği nedeniyle lastik yangınları aylarca sürmekte, zehirli gazlar açığa çıkmaktadır. Lastiklerin yanması sonucu atmosfere yüksek miktarda zararlı bileşikler yayılmaktadır. Lastik yangınları, köpük veya su ile söndürülmeye çalışıldığında hava, toprak ve su kirliliği yaratmaktadır.”

 Yine bu lastik atıklarının depolandığı açık alanlarda ise açığa çıkardığı başka bir tehlike ise şöyle açıklanıyor: “Bir diğer tehlike, atık lastiklerin sivrisineklerin yaşamasına ve çoğalmasına uygun bir ortam yaratması ve dolayısıyla sivrisineklerden bulaşan salgın hastalıkların yayılmasına neden olmasıdır. Yağmurdan sonra yığınaklarda üreyen zararlı böceklerin larvaları ve salgıları ile çevreye yayılarak şiddetli çocuk hastalıklarına neden olmaktadır.”

Lastik atıklarının en çok kullanıldığı alanları ise şöyle işaret ediyor:“Kauçuğun kaliteli bir kömüre eşdeğer enerji değeri vardır. Bu nedenle çimento fabrikaları, termik santral gibi tesislerde yakıt olarak da kullanılmaktadır.” Buradaki Termik santraller çok önemli bir olgudur. Çünkü Büyük OSB’lerde kurulan Termik Santraller büyük olasılıkla bu atık lastikler kullanılarak enerji üretmektedirler. Normal Kömürlü Termik Santraller de kömürü yetiştirmediklerinde yedekte stokladıkları lastikleri kullanarak üretime devam edebilirler. İşte asıl sorun bu aşamada açığa çıkan lastik kaynaklı gazların yaratacağı zararlardır. Bunun için yetkili merciler bu noktada ne kadar sağlıklı denetimle kaçak gaz salınımını önleyebilirler. Çünkü sık sık baca filtreleri devre dışı bırakılıyor. Maliyet artıyor diye kapatabiliyorlar.

 Devamında şunlara işaret ediliyor: “Yakma metodunun yararları yanında bir takım dezavantajları da vardır. Yakma işlemi sırasında atmosfere tonlarca zararlı bileşikler yayılmaktadır. Siyah bir bulut gibi atmosfere yayılan bu maddeler içinde; karbon siyahı, uçucu organikler, yarı-uçucu organikler, çok halkalı hidrokarbonlar, yağlar, kükürt oksitleri, azot oksitleri, nitrosaminler (kanserojen bir bileşen), karbon oksitleri, uçucu partiküller ve As, Cd, Cr, Pb, Zn, Fe vb. metaller bulunabilmektedir. Yangınlar ile atmosfere yayılan bu kirleticiler, yakın çevredeki toprak ve suların kirlenmesine sebep olarak insan sağlığını tehdit etmektedir.(2)” Açıkça görülüyor ki, atık lastikler yakılarak bizi bu yolla da zehirlemektedirler. OSB ve Termik Santrallerde lastik kullanılarak enerji üretimi yapan tüm işletmeler havaya daha tehlikeli gazlar bırakarak doğayı daha fazla tahrip etmektedirler. Açığa çıkan karbon emisyonu ile de havada SERA oluşumunu hızlandırmaktadır. Temiz Hava Hakkı için bu tür zararlı uygulamalardan vazgeçilmelidir. Sosyal Devlet Vatandaşının Temiz Hava Hakkını korumak zorundadır. Zehirsiz Hava Solumak İstiyoruz…Temiz Hava Hakkımızdır…


(1)-A. Pınar Tüzün Demir. Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisi. 9 Haziran 2020 tarihinde Plastik&Ambalaj Teknolojisi Dergisi.

(2)- TC. MEB. Aile ve Tüketici Hizmetleri. Atık Lastikler -2011

 ——-

TÜİK’in Nisan ayı İşgücü, İstihdam, İşsizlik ve Kayıt Dışı Çalışanların veri bilmecesi.

TÜİK’e göre Nisan ayında istihdam edilenler %4.9 puan azalarak, 2milyon 585 bin kişi istihdam dışı kalarak, İstihdamda  25 milyon 614 bin kişi olarak açıklamış. Bu da % 41.1’e gerilemiş. İşgücü durumu ise (yani çalışacak durumda olanların sayısı.) % 5.7’lik azalmayla, işgücü sayısı 3 milyon 13 bin azalarak, İşgücü sayısı  29 milyon 388 bin kişi olarak açıklamış. İşgücünde ise % 47.2’ye gerilemiştir. İşgücüne katılan ve İstihdam edilenler arasındaki fark olan 3 milyon 775 bin kişi ise işsiz olarak açıklanmış. Ve işsiz sayısı Nisan ayında azalmış görünmektedir.

Kısaca Türkiye’de nüfus artışı olmasına rağmen, hem İstihdamda 2 milyon 585 bin kişi buhar olup eksilmiş. Hem de İşgücüne yeni katılımlara rağmen 3 milyon 13 bin kişi buhar olup eksilmiş. Hem de İşsiz sayısı azalmış. Bu nasıl matematik hesabıdır. Yalnız bu da değil; kayıt dışı çalışanlarda % 5.5 azalarak % 28.7’ye gerilemiş. Yani her kalem ayrı ayrı yüzde 5 ve 6 düzeyinde gerilemiş. Ama ülke nüfusu yine Tüik verilerine göre 2019 yılında binde 13.9 oranında artmış ve veriler eksilerek karşımıza çıkarılmıştır! Bu nasıl Bilmece acaba? Bu bilmecenin devamı nasıl gelecek? Bekleyip göreceğiz…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları