Olma deli…

Çağımız teknolojisinin insanlığa sunduğu akıllı cihazlar yaşam konforlarımıza son hızla yeni imkanlar sunarken tek ve biricik aklımızın her geçen gün bizden uzaklaşması gerçekten ironik. Varlığı bilinmeyen bir unutkanlık virüsü olabilir mi acaba? Zira kimi görsem unutkanlıktan şikayetçi ve bu durum gençlerden yaşlılara her yaş grubunu içeriyor.

Hafızam son yıllara kadar en güvendiğim özelliklerimden biriydi. Oysa şimdi çok iyi bildiğimi sandığım şeyleri unutmuş olduğumu, onları birine anlatmam gerektiğinde ya da o bilgiye ihtiyacım olduğunda şaşırarak, üzülerek ve endişelenerek fark ediyordum. Kan testleri, vitamin takviyeleri ne fayda! Hatta üstüne düştükçe daha da çok farkına varmaya başlar olmuştum unutkanlığımın.

Depresyon ve unutkanlığın kimyasına girecek değilim ama fark ettim ki üzülüp hayıflanmayı bırakıp hatırlayamadığım bilginin peşine düşmek en iyisi olacaktı. Tabiri caizse, çatlasam da patlasam da bulana kadar beynimin kıvrımlarında gezinip, bir yerleri eşeleyip bir yerleri didikleyerek bulduğum parçaları birleştirerek ip ucu arıyorum. İpin ucunu yakalayınca da tutup çekiyorum, çıkarıyorum gün yüzüne. İşte o zaman bir şenlik ki sormayın gitsin beynimin içinde… Sevinç içinde atlayıp zıplayan, dans eden, bana el sallayan hücreler varmış gibi neşeleniyor beynimde sanki pas tutmuş bir bölge.

Dün gece de böyle oldu. Uyku tutmayınca düşünceden düşünceye sörf yapmaya başlamıştım. ‘Şunu yapmıştım, bunu yapsaydım, berikini bu sene yapayım’ derken ve geçen sene sağlık sorunlarım nedeniyle devam edemediğim Türk Sanat Müziği korosuna bu sene devam mı etsem diye geçen sezonun kritiğini, bu senenin planını yaparken bahsettiğim koro çalışmasında öğrendiğim, çok severek söylediğim ve defalarca dinlediğim bir şarkıyı anımsadım.

Anımsadım dediğime bakmayın. Sadece ‘koro çalışmasında öğrendiğim, çok severek söylediğim ve defalarca dinlediğim bir şarkı’nın var olduğunu hatırladım ama ne müziğinden ne de sözlerinden bir zerre hatırlayabildim. Ama dinlerken bana verdiği hazzı anımsıyordum. Çok güzel bir şarkıydı ama hangi şarkıydı? Offf…

Takıldı mı aklıma gecenin köründe! Neydi Allah’ım neydi!? Yok… Sıfır müzik, sıfır söz… Hatırlamazsam mümkün değil sabaha kadar uyuyamazdım ki… İyi de nasıl bulacaktım ki…! Koro şefimizin o şarkıyı söylediği bir video vardı YouTube’de. Belki karşıma çıkar umuduyla başladım 700 tane videonun içinde aranmaya. Yok mümkün değil… Yahu, bir kelime bir şeycik çağrıştırıverse çözecektim düğümü ama yok…Tık yok…

Neydi… Neydi… Ahh…Dur bir saniye! Nakaratındaki mi yoksa sonundaki mi ne… İşte bir yerindeki sözleri nasihatvari komik bir şeydi hatırlasana Elif…Ama neydi??? O sırada içimden bir ses nakaratın müziğinden minik bir bölüm mırıldandı kulağıma sanki… Offf… Şu Google’ye “Nınınınıı nınını…” diye söylesem de bulabilse ya şarkıyı! Allah’ım neydi… Ne yapma diyordu şarkıda? Bir şey yapma… Yokk… Bir şey olma… Ne olma??? Deli olma! Ahh buldum evet! “OLMA DELİ!”

Şarkının bu son iki kelimesi ve şefimin ismi sayesinde aradım, buldum ve dinledim şarkımı çok şükür olmadan deli. Beynim ise resmen şenlik yeri… Ohh bee!

Efendim? Hangi şarkı mı? Artık onu da siz bulunuz lütfen…

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları