Dosyalar açıldıkça yalnızca isimler dökülmüyor. Bir rejimin ahlâkı, bir sınıfın hakikatle kurduğu ilişki, bir düzenin kendine dair anlattığı masallar da dökülüyor. Epstein dosyaları tam olarak bunu yapıyor: Uzun süredir cilalanan, parlatılan, “medeniyet” ambalajıyla sunulan burjuva ahlakının içini açıyor ve geriye kalan çürümeyi gözler önüne seriyor.
Yıllardır kadın hakları, çocuk hakları, insan onuru, bireysel özgürlük gibi kavramlar, Batı merkezli liberal söylemin en yüksek sesle tekrar edilen mottolarıydı. Parlamentolarda, zirvelerde, uluslararası sözleşmelerde, STK raporlarında bu kavramlar kutsal birer ilke gibi dolaşıma sokuldu. Ancak şimdi, özel jetlerin, kapalı adaların, dokunulmaz soyadlarının ve sus paylarının içinden başka bir tablo çıkıyor. O tabloda kadın bir özne değil; satın alınabilir, devredilebilir, susturulabilir bir “şey”. Çocuk ise korunması gereken bir varlık değil; güç sahiplerinin karanlık arzularına tahsis edilmiş en savunmasız beden.
Burjuva ahlakı tam da burada kendini ele veriyor. Çünkü bu ahlak, evrensel değerler üzerine değil, mülkiyet ilişkileri üzerine kuruludur. Haklar, herkes için geçerli ilkeler değildir; sınıfsal konuma göre genişleyen ya da daralan ayrıcalıklardır. Yoksul birinin suçu, sistem için mutlak suçtur; zengin birinin suçu ise “istisna”, “sapma” ya da “kişisel zayıflık” olarak kodlanır. Epstein vakasında gördüğümüz şey münferit bir çürüme değil, bu ahlakın mantıksal sonucudur.
Siyaset de bu ahlakın siyasal biçimidir. Devletler, partiler ve kurumlar, kadın ve çocuk haklarını yüksek sesle savunurken aynı anda bu suç ağlarının etrafında koruma çemberi örer. Dosyalar yıllarca bekletilir, tanıklar susturulur, deliller buharlaşır. Çünkü mesele yalnızca bireysel suçlar değildir; mesele, iktidarın ve servetin birlikte ürettiği dokunulmazlık rejimidir. Bu rejimde adalet, evrensel bir ilke değil, sınıfsal bir hizmettir.
Burjuva düzeni için kadın hakları çoğu zaman bir vitrin süsüdür. Reklamlarda güçlü kadın figürleri dolaşır, şirketler 8 Mart’ta mor logolar kullanır, politikacılar kürsülerden eşitlik nutukları atar. Ama aynı sistem, kadın emeğini güvencesizleştirir, bakım yükünü görünmez kılar, bedeni metalaştırır. Epstein dosyalarında kadınlar ve kız çocukları yalnızca cinsel bir şiddetin değil, bu metalaştırmanın en uç biçiminin kurbanıdır. Burada beden, en yalın haliyle pazara sürülmüş bir nesnedir.
Çocuk hakları söylemi de benzer bir ikiyüzlülükle maluldür. Çocuk, sistemin dilinde gelecektir; ama bugünde korunması gereken bir özne değildir. Yoksul çocuk işçiliği “ekonomik gerçeklik” diye açıklanır, göçmen çocukların ölümü “trajedi” başlığı altında geçiştirilir, elitlerin çocuklara yönelik suçları ise “hassasiyet” gerekçesiyle örtbas edilir. Çünkü burjuva ahlakı için çocuk, ancak sistemin devamına hizmet ettiği sürece değerlidir.
Epstein dosyaları, bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Ahlak, soyut bir değerler manzumesi değil; maddi ilişkilerin, güç dengelerinin ve sınıfsal çıkarların ürünüdür. Gücü elinde tutanlar için ahlak esnek, hukuk geçirgen, haklar pazarlık konusudur. Bu nedenle burjuva düzeninde “hak ihlali” bir sapma değil, düzenin işleyiş biçimlerinden biridir.
Bu tablo karşısında asıl soru şudur: Sorun birkaç “çürük elma” mıdır, yoksa sepetin kendisi mi çürüktür? Dosyalar bize ikinci ihtimali işaret ediyor. Çünkü aynı yapı, aynı reflekslerle, aynı suskunlukla tekrar tekrar kendini üretmektedir. Bugün Epstein, yarın başka bir isim. Değişen yalnızca yüzlerdir; mekanizma sabittir.
Gerçek bir kadın özgürlüğü, gerçek bir çocuk koruması, bu mekanizmanın dışına çıkmadan mümkün değildir. Hakları söylem düzeyinde kutsallaştırıp, onları doğuran eşitsizlikleri dokunulmaz ilan eden bir düzen, ancak sahte bir vicdan üretebilir. O vicdan, kriz anlarında hızla buharlaşır; geriye yalnızca çıplak güç kalır.
Dosyalar açıldıkça gördüğümüz şey budur: Burjuva ahlakı, kendini en çok savunduğu yerde çöker. Ve belki de en sarsıcı gerçek şudur: Bu çöküş yeni değildir; sadece artık saklanamamaktadır.
Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

















