back to top
Ana Sayfa Yorum Şam’ın Yeni Kozları, Kürtlerin Daralan Alanı

Şam’ın Yeni Kozları, Kürtlerin Daralan Alanı

Suriye savaşı boyunca Kürtlerin Batı ile kurduğu ilişkinin merkezinde tek bir stratejik gerçeklik vardı: IŞİD. On binlerce IŞİD militanı ve ailelerinin tutulduğu kamplar, yalnızca güvenlik riski değil, aynı zamanda Kürtlerin uluslararası sistemde “vazgeçilmez” bir aktör olarak konumlanmasını sağlayan bir kaldıraç işlevi gördü. Batı için bu kampların kontrolü, radikal cihatçılığın yeniden örgütlenmesini engelleyen kritik bir sigortaydı; Kürtler içinse askeri ve siyasi destek almanın başlıca gerekçesi.

Ancak bugün bu denklem kökten değişiyor. Artık Batı’nın güvenlik kaygılarını belirleyen tek dosya IŞİD değil ve bu dosyanın anahtarı da yalnızca Kürtlerin elinde değil.

IŞİD Sonrası Dönem Ve Şam’ın Yükselen Pazarlık Gücü

Sahadaki son gelişmeler, Şam yönetiminin yalnızca askeri olarak değil, diplomatik ve stratejik olarak da yeni kozlar biriktirdiğini gösteriyor. Şam’ın kontrolüne giren bölgelerde bulunan silahlı unsurların niteliği, Batı açısından en az IŞİD kadar hassas. Bu unsurlar arasında Avrupa ülkelerinin vatandaşları olan savaşçılar, radikal milisler ve farklı cephelerde deneyim kazanmış paramiliter yapılar bulunuyor.

Bu durum yalnızca ABD ve Avrupa için değil; Türkiye, Rusya ve Çin için de geçerli. Her biri kendi iç güvenlik sorunları, radikalleşme korkusu ve sınır aşan tehditler nedeniyle bu dosyayı yakından izliyor. Şam, tam da bu noktada “kontrol edebilen devlet” iddiasını yeniden masaya koyuyor: “Bu unsurlar ya benim denetimimde olur ya da kontrolsüz bir kaosa dönüşür.”

Batı, bu mesajı alıyor. Bu yüzden son dönemde Şam’la dolaylı ya da doğrudan temasların artması, yaptırımların gevşetilmesi tartışmaları ve yeniden inşa fonlarının konuşulması tesadüf değil. Güvenlik, yine ahlaki ve hukuki ilkelerin önüne geçiyor.

Türkiye Faktörü Ve Kürt Meselesinin Bölgesel Yansıması

Şam’ın elini güçlendiren bir diğer temel unsur Türkiye. Ankara, Suriye’deki Kürt özerk yapısını yalnızca bir dış politika meselesi olarak değil, doğrudan kendi Kürt meselesinin uzantısı olarak görüyor. Türkiye açısından Suriye’nin kuzeyindeki her özerk kazanım, iç politikada “bulaşıcı” bir risk anlamına geliyor.

Bu nedenle Türkiye’nin Şam’la örtük ya da açık bir mutabakat zeminine yönelmesi şaşırtıcı değil. Kürtlerin alan kaybetmesi, Ankara açısından stratejik bir kazanım olarak okunuyor. Şam ise Türkiye’yi arkasına alarak Kürtlerle müzakerelerde çok daha sert ve dayatmacı bir pozisyona geçebiliyor.

Bu tablo, Kürtlerin Batı nezdindeki pazarlık gücünü ciddi biçimde zayıflatıyor. Dün “IŞİD’e karşı en güvenilir ortak” olarak tanımlanan yapı, bugün Batı için “feda edilebilir bir müttefik” haline geliyor.

İsrail, Dürziler Ve Kontrollü Tarafsızlık

Şam’ın son hamlelerinde dikkat çeken bir diğer başlık İsrail’le kurulan fiili denge. Dürzilerin yaşadığı bölgelerde görece bir dokunulmazlık sağlanması ve İsrail’in işgal ettiği topraklar konusunda fiili durumun sessizce kabullenilmesi, Şam’ın İsrail’i en azından kısa vadede tarafsızlaştırma çabası olarak okunabilir.

Bu, ideolojik bir yakınlaşmadan çok, soğukkanlı bir güç siyaseti. Şam, aynı anda çok cepheli bir çatışmayı göze alamayacağını biliyor ve önceliğini Kürtlerin kontrolündeki alanlara ve iç dengeleri yeniden kurmaya veriyor. İsrail’le örtük bir denge, bu stratejinin tamamlayıcı parçası.

Batı’nın Sessiz Hesabı Ve Kürtlerden Beklenen Taviz

Bugün gelinen noktada Batı’nın hesap defteri oldukça net: Şam’la “iyi geçinmek”, güvenlik risklerini yönetmek ve bölgedeki istikrarsızlığı kontrol altında tutmak. Bunun bedelinin ekonomik olduğunu da biliyorlar; bu yüzden kesenin ağzının açılması artık yüksek sesle konuşuluyor.

Ancak bu pazarlığın görünmeyen ama en ağır bedelini Kürtler ödüyor. Batı, Şam’la kuracağı yeni denge uğruna Kürtlerin siyasi ve idari kazanımlarından taviz vermesini göze alıyor. Bir zamanlar “demokratik özerklik” söylemiyle desteklenen yapı, bugün “merkezle uyum” adı altında budanmaya çalışılıyor.

Bu, Suriye savaşının belki de en tanıdık ama en acı sonucu: Güvenlik öncelikleri değiştiğinde, ilk gözden çıkarılanlar yine sahada en fazla bedel ödeyenler oluyor. Kürtlerin manevra alanı daralırken, Şam’ın elindeki kozlar büyüyor. Ve uluslararası sistem, bir kez daha istikrar adına adaleti ertelemeyi tercih ediyor.


Nokta Haber Yorum sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.