Gençlik Böyledir İşte*

Aşağıda okuyacak olduğunuz yazıyı 1997 yılının Kasım ayında yazmışım, yani 20 yaşındayken. Okuyunca bir kez daha sordum kendime “Peki neresiymiş orası? Buldun mu olmak istediğin yeri geride bıraktığın 23 koca yıldan sonra?” diye. Çoktan…

Ölümlü Dünya

Bir gün gelip de öleceğinizi kaç yaşındayken öğrenmiştiniz? Hatırlıyor musunuz? Çocuklar ölüm kelimesini daha önce öğrenebiliyorlar ama herkes gibi kendilerinin de anne babalarının da ölümlü varlıklar olduklarını genelde altı-yedi…

Eski Bir Fincan

Uykumu kaçırıyordu ama yine de son bir fincan çay içmeden uyumak istememişti canım. Mutfağa girdim. Bu akşam kendileriyle çay içtiğim iki farklı fincan henüz bulaşık makinesine koyulmamıştı, tezgâhın üstünde duruyorlardı. Bir tanesini…

43 Yaş Manifestosu

Gün itibariyle henüz sadece 43 yaşındayım.  Dünyanın orta yaşlıları arasında sayılsam da sonsuzluktan ibaret evrenin küçücük bir bebeğiyim. Laf aramızda, dünyanın orta yaşlıları arasındaymış gibi de hissetmiyorum kendimi. Yeniyetmeliğim…

Zamanımızın Bir Kahramanı

Peçorin’i 1996 kışının karlı bir gününde okumuştum. Lermontov’un ölümünden bir sene önce yazdığı Zamanımızın Bir Kahramanı adlı kitabı elime tesadüfi bir şekilde, aldığım bir Tempo Dergisi’nin hediyesi olarak geçmişti (Ülkü Tamer’in…

Sibel…

Bolluk ve bereket tanrıçasıydı Sibel. Yani Kibele… Doğanın bolluk ve bereketine şükranın sembolü olarak Anadolu’da kutsanmış en büyük tanrıçaydı. Geçen zaman içinde Anadolu’nun bolluğu ve bereketi nice medeniyetleri besleyip büyüttükçe,…

Çocukça Okumalar

Çocuklarımızdan bir şeyler yapmalarını beklerken, onların çocuk bizimse dünkü aklımızı bugün beğenmeyen yetişkinler olduğumuzu unutuyor, kendi yaş standartlarımıza göre performans göstermelerini bekleme yanılgısına düşebiliyoruz.…

Dokunma Yasağı

Bir koltuğa, sandalyeye…vs oturunca ayaklarımızın yere değmesine pek heves ettiğimiz, bunun için bırakın beli sırtı, kaykılarak neredeyse ensemizin üstüne oturduğumuz yaşlarımız vardır. Pek mühimdir, büyümenin nişanelerinden biridir…

Buyurun Karneniz: Sınıfta Kaldınız!

Çocuklar karnelerini aldılar, yarı yıl tatiline başladılar. Hayırlı olsun diyelim. Çocuklarının karnelerini sosyal medya hesaplarından bayrak sallar gibi sallayan ya da çocuklarına sallatan velilerin halet-i ruhiyyelerini ciddiyetle takip…

Mitolojik Bir Masal…

“Tanrı yeryüzünü bina eyler iken temelini aşktan yapmıştır” derler. Harcına ise yemyeşil bir bahçeden yayılan ferahlık duygusu misali bir güven duygusu karmıştır. Bu aşk ve güveni dişil ve eril enerjiyle kuşatıp adına hayat denilen uçsuz…

Aşk…

Üniversiteyi şehre bağlayan akşam üstü yolunun kalabalığında yol almaya çalışırken tanımaya başlamıştım onu. Hayattan bir gün daha koparmış olmanın mahmur yorgunluğunda bakışıp gülüşürken birbirine karışan buğulu nefeslerimiz gibi, yavaş…

Olma deli…

Çağımız teknolojisinin insanlığa sunduğu akıllı cihazlar yaşam konforlarımıza son hızla yeni imkanlar sunarken tek ve biricik aklımızın her geçen gün bizden uzaklaşması gerçekten ironik. Varlığı bilinmeyen bir unutkanlık virüsü olabilir mi…

Menemen

Geride bıraktığımız hafta, dokuz günlük bayram tatilinin tatlı rehavetinin de etkisiyle belki de, menemenin aslının soğanlı mı soğansız mı olduğu tartışıldı sosyal medyada. Vedat Milor’un Twitter üzerinden bir anket sorusu olarak sorduğu…