Mayacığım

Kendimi alkole vermeyeceğim. Her gün üzülüp ağlamayacağım. Tüketmeyeceğim oksijenimi. Gerçeklik duygumu yitirmeyeceğim. Alıştığımız gibi düşünmekten vazgeçeceğim. Yakıcı nefesi ensemizde olan faşizmden korkmuyorum, hastalıklardan da. Hayatı sevmeyi, ölümden korkmamayı, yine özgürlüğü kovalayacağım. Bütün acıların kafasını, gözünü yararak… Sadece kendime yaslanarak uykuya dalmayacağım.

Karanlık ve zalim dünyanın ateşini alevleyen acısı ele geçirse de, kovdukça yerleşse içimize; çığlıkların acısını duymamak mutluluk reçetesi değildir. Fikrimizi almadan gelse de ölümler, hastalıklar, yapışık duygular debelese, içinde yürüdüğümüz anaforun soğukluğunda çirkinlikler çoğalsa, ağlamak yatıştırmasa, avuntular delse, karışsa da sabah kalkmalar, gece yatmalar, acının kucağında kalsa da başım; özümüzden koparan ‘hiçbir şey değişmez’ yalanını zihnime almayacağım. Uyku, uyku olmasa, uykusuzluk ağrılı, karanlık örtemese kederi; içimi sis gibi kaplayan ruhsal yenilgilerle uzlaşmayacağım. Bitmez tükenmez kapışmada birikimlerin bir ivmeyle dışavurumunu sabır (sızlık)la bekleyerek…

Dört yanım sessizliğin isyanı…

Çocuklarımızı kazanmak uğruna kaybetsek kendimizi, ayrıcalıklı sinsilik biyopsilerle, petlerle çökse de üstümüze, patoloji ile yatıp kanserle dansa kalksak, düşler ölse uçamayan kuşlarla, bir uçtan bir uca soğuk olsa da gecenin dili, yalnızlık büyüse baskının gölgesinde, ormanlar yansa, sel götürse, ağaçların yitik şöleni başlasa karıncaların kaçışıyla, kül olsa ağlayan toprak, parçalanmış benliklerin hayatta kalma savaşıyla midem bulansa, (hayır, hiçbiri olmasın!) gitmeyeceğim başka yerlere, sevinçler peşine. Özgürlük düşüyle, İyilikle yüzünü güldüreceğim yaşama sevincimin.

Aynı acı neden defalarca yaşanır? Teslim olmayacağım onu kovalayan yorucu hikâyeye. Hayatın kötü parçalarına çakılıp kalmadan, toplumsal diğer yaralara… Dirençle, yitirilen umuda sarılarak. Bu distopik koşullardan çıkmanın elbet bir yolu var. Sığlık, vasatlık bir yere götürmez. Sorgulayan kitapların içimizi ısıtan cümlelerini aramaya devam edeceğim.

Gelecek gecikse de gelecek.

Maviliğini düşüren gökyüzünün selamını alarak…Karanlığın tam ortasından birikmiş inatla ayağa kalkacağım. Uzaklıkların olmadığı bir dünyaya…Yıkıcı, yok edici kaotik yapının beklentilerine mahkûm olmadan.

Kavgamızın aşkıyla hiçliğe yazdırmayacağım adımı.

Muzaffer YEGÜL
Latest posts by Muzaffer YEGÜL (see all)