Bir Rektör Seçimi ve… Rejimin Rengi


“600’den fazla akademisyenin katıldığı oylamada güvenoyu alan ve YÖK’e başvuran 17 profesörün bir tanesi bile mülakata çağrılmadı. Aynı oylamada % 95 oranında karşı oy alan Naci İnci rektör olarak atandı. Kabul etmiyoruz. Vazgeçmiyoruz!”..
Mensubu oldukları Boğaziçi Üniversitesi’ne Naci İnci’nin rektör olarak atanmasını kınayan öğretim üyelerinden gelen çok sayıda tepkiden sadece biri bu! Belli ki direniş sürecek!.. ”Yuh yuh soyanlara; insana kıyanlara!” türküsü, fiilen susturulsa da, kulaklarda çınlamaya devam edecek!
Peki, neden?
Bu inatla ne kazanılacak? “Üniversite diploması” bile tartışma konusu olmuş bir siyasi lider nasıl oluyor da rahatlıkla böyle bir karar alabiliyor? Bundan ne bekliyor? Bay İnci, şahsını kuşatan antipati ve husumet ortamında, doğru dürüst “rektörlük” yapabilecek mi? Yoksa Bulu ve daha birçok örnekte görüldüğü gibi, “keşke bu tayin hiç olmasaydı!” diyeceği günlere doğru mu koşuyor?
Bunları zaman gösterecek; zaten beni bu konuda daha çok ilgilendiren husus da kararın sembolik niteliği! Nasıl bir rejim altında yaşıyoruz? Hangi “aşama”dayız? Nereye doğru gidiyoruz? İşte bu “tayin”, zihinleri çoktandır işgal eden bu soruları yeniden kırbaçladı.

***

Gerçekten de bugün nasıl bir rejimde yaşıyoruz?
Herhalde tam bir “dikta” rejiminde, ya da sık sık tekrarlandığı gibi “tek adam rejimi”nde yaşadığımız söylenemez! Varılan noktada, “tek adam”, en azından yakın geçmişte kendisini en ağır sıfatlarla suçlayan başka bir politikacıya bağımlı hale geldi. Onun bir işaretiyle bir mafyacı mahkûmun “af”fa mazhar olmasına bile tanık olduk. Görünen köy kılavuz istemez; demokrasiye saygı ve sempatisi olmasa da, Başkan’ın bir “dikta” kurmaya da artık gücü kalmadı. Dahası, hayat pahalılığı, korona, doğal afetler, sığınmacılar vb derken, gücü her geçen gün biraz daha azalıyor. Ve bu gidişle ülkede de “dikta”dan çok “anarşi” olasılığı artıyor! Hırsını değilse de, birikimini ve yeteneğini çok aşan yetkilerle donanmış bir siyaset adamı, artık bu yükün altından kalkamıyor! Bazıları mevcut hukuka aykırı, bazıları kamuoyuna ters, bir kısmı da uygulanması zor “gece yarısı KHK’ları” birbirini izliyor ve genel huzursuzluk da artıyor.

***

“Anarşi” mi?
Elbette burada “anarşizm” kuramcılarının düşlediği mutlak ve doğrudan bir “demokrasi” özleminden söz etmiyorum. Daha çok, mevcut iktidarın yıpranmasıyla ortaya çıkabilecek “iktidar boşluğu”na işaret ediyorum. Zaten en tehlikelisi de bu; en keyfi ve haksız kararlar böyle rejimlerde kolayca alınır; en şiddetli çatışmalar böyle ortamlarda doğar. Bizim kuşaklar anımsarlar; bu ülkede 12 Mart despotizmi de, 12 Eylül zulmü de böyle “anarşi” ortamlarını izledi. Bu yüzden de iktidar artık çok dikkatli olmalı; “teenni” ile hareket etmeli; kabadayı inadını bir tarafa bırakmalı diye düşünüyorum.

***

Biliyorum, Beştepe’nin “muhalif”leri dinlemeye niyeti de, tahammülü de yok; “itibar”dan da bir türlü tasarruf edemiyor ve huzur bozucu bir karardan dönmeyi bile zül sayıyor. Ama hiç olmazsa bu konuda kendi yandaşlarına biraz kulak veremez mi? Bakınız bunların en ateşlilerinden biri, geçenlerde köşesinde neler yazdı: “Garip bir hareketlilik var, benden söylemesi… Gelmekte olan darbe girişimini tahmin ettiğim yazımın başlığı ile bitirelim: Biz hazırız!”. (H. Kaplan; Sabah, 4 Ağustos, 2021).

***

“Hazır”mışlar! Ve “biz hazırız!” diyen yazar, elbette 15 Temmuz direnişini kastediyor; sokağa “Allahu Ekber!” nidalarıyla dökülen kalabalıkları hatırlatıyor; birilerine sopayı gösteriyor!
Ama yine de dikkat! Erime sürer; toprak, iktidarın ayakları altından kaymaya devam ederse, aynı çevreler, bu kez de kaybedenlerin ruh hali içinde “biz hazırız!” demeye başlarlar. Bu sefer “valizlerimizi topladık!” anlamında! Bu da hiç iyi olmaz! Galiba bu ülkenin, bu kez sonu da belirsiz yeni bir “ara rejim”e artık hiç tahammülü kalmadı.
Doğa boşluk tanımaz; siyasi iktidar ise hiç! Eğer -bırakalım büyük lafları- bu ülkede “aklıselim” yeniden ağır basmazsa, dikta potansiyeli de giderek daha tehlikeli bir hal almaya başlar! Bu durumda, şairin dediği gibi geçmişten “ibret alınmazsa”, tarih de “tekerrür eder”..