Açlık Taşları (Hunger Stones)

Çek Cumhuriyeti’nden başlayıp Almanya’ya kadar uzanan Elbe Nehri’nin kıyısında ortaya çıkan ve Avrupa’daki kuraklığın ciddiyetini gözler önüne seren bu taşlardan Nokta Haber Yorum’un değerli yazarlarından Özgün Çınar’ın “Buharlaştıracak sıcaklarla randevuya otuz sene kaldı” başlıklı yazısı sayesinde haberim oldu.

Taşların tarihi çok eski ama bu aralar tekrar gündeme oturması, 11 Ağustos’ta, özellikle bir taşa dikkat çeken ve üzerinde dikkat çekici bir uyarı bulunan: Almanca yazılan “Wenn du mich siehst, dann weine” (Beni görüyorsan ağla) yazan bir tweet ile körüklenmiş görünüyor.

“Wenn du mich siehst, dann weine” (Beni görüyorsan ağla)

11 Ağustos tweet’inde atıfta bulunulan taş, bölgedeki en eski simge yapılardan biri olan Çek Cumhuriyeti’nin Děčín kentindeki Elbe Nehri üzerinde bulunuyor. Açlık taşları, Avrupa’da yüzyıllar boyunca yaşanmış kuraklıklarda yaygın olarak kullanılmış hidrolojik bir işaretleme dili. En erken okunabilir yazılı tarih 1616, ancak 1417 ve 1473 kuraklıklarını işaret eden eski oymalar, yüzyıllar boyunca gemilerin demirlenmesiyle silinmiş deniyor. Taşa oyulmuş diğer kurak yıllar 1707, 1746, 1790, 1800, 1811, 1830, 1842, 1868, 1892 ve 1893 yıllarına ait.

Peki bu taşlara olan ilgi neden şimdi yeniden canlandı? Nasıl canlanmasın ki?

Kuraklık gibi hava felaketleri, insan kaynaklı iklim değişikliği ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılı. NASA’ya göre gezegen 1880’den beri zaten 16,61 0C derece ısındı ve bu da felaketleri daha da kötüleştiriyor. Çok sayıda Avrupalı ​​klimatoloğun yakın zamanda işaret ettiği gibi, 2022 kuraklığının 2018’deki “500 yılın en kötü kuraklığından” daha kötü olması muhtemel. Su seviyeleri şu anda birçok nehirde 2018’deki en düşük seviyesinden daha düşük. Ve seviyeler muhtemelen daha da düşecek.

Ülkemizde de durum tehlike çanları çalıyor noktasında. “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2017 yılı adrese dayalı nüfus verileri kullanılarak hesaplandığında, Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının 1.400 m3 civarında olduğu görülmektedir. Buna göre Türkiye su azlığı yaşayan bir ülkedir. 2040 yılı için nüfusumuzun yaklaşık 100 milyon olacağı öngörülmektedir. Bu durumda, 2040 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının yaklaşık 1.120 m3 olacağı hesaplanmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin gelecekte su sıkıntısı çeken ve su stresi olan bir ülke olma ihtimalini göz önüne sermektedir.”

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın toplumdaki su tüketim alışkanlıklarını belirlemek amacıyla Türkiye temsiliyeti gözetilerek 26 ilde yaptırdığı araştırmaya göre, ankete katılanların yüzde 89’u gelecekte susuzluk yaşanabileceğini düşünüyor ancak bu endişe su tasarrufuna yansımıyor. Kritik olan nokta galiba bu. Bizim başımıza gelmeyecek gibi yaşıyoruz.10 yıl sonra kıtlık seviyesindeyiz. Su sıkıntısı yaşayan ülke sınıfındayız.
Su yoksa yaşam yok. Gel de emekli olunca Ege’ye yerleşme hayali kur şimdi…

Geçmiş geleceği uyarıyor. Duyan var mı?

A. Semih İŞEVİ
Latest posts by A. Semih İŞEVİ (see all)